• BIST 1.542
  • Altın 442,399
  • Dolar 7,3985
  • Euro 9,0105
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 0 °C

Başlarken

BURAK COP

Yılbaşı günü sevgili Gönül Aykan’dan telefon geldiğinde, zarif bir arkadaşımdan yeni yıl tebriki alacağımı tahmin etmek güç olmadı. Fakatbununla yetinmedi Gönül, yaklaşık bir buçuk ay önce aniden ve beklenmedik şekilde yitirdiğim babamın ardından kendimi nasıl hissettiğimi de sordu. “Değişken” dedim, “İnişli çıkışlı. Hayatımda büyük bir boşluk var, anılarla doldurmaya çalışıyorum. Ama dolmuyor”. Konuştuk biraz. Sonra hiç beklemediğim bir teklifte bulundu; “Bolu Gündem’de yazar mısın?”

Nazik daveti için teşekkür ettim, ancak biraz süre istedim. Ben İstanbul’da yaşayan, ekmeğini burada kazanan bir Boluluyum. Memleketimin gündemini yakından takip ediyorum. Ancak gönlüm nerede olursa olsun, ayaklarım başka yere basıyor. Haksız yere bir kürsüyü işgal etmiş olmaz mıyım diye düşündüm. Yaklaşık üç yıl kadar önce, sevgili Süha Alparslan’ın davetiyle Medya14’te yazılar kaleme almıştım fakat koşullar farklıydı. O dönemde Bolu’da siyasi faaliyetler yürütüyordum. CHP’nin Merkez İlçe ve İl kongrelerine delege olarak katıldığım günlerdi. Ancak şimdi bambaşka koşullar söz konusu. 2018 genel seçimlerinden beri Bolu’da siyasi bir çalışma yürütmüyorum. Bir yandan artan iş yüküyle akademisyenlik, bir yandan medyada yorumculuk, arada çoluk çocuğa karışmışlık.

Birkaç gün düşündükten sonra Gönül’ü aradım; “Yazarım, ancak iki haftada bir”. Bolu Gündem gibi bir mecraya periyodik ve disiplinli şekilde yazma fikri hoşuma gitti, bu şehrimle bağımı güçlü tutacaktı; Bolu benim için babam Uğurtan Cop’un ebedi uykusuna yattığı yerdi, dedem Mehmet Cop’un koluma girerek Karamanlı Mahallesi’ndeki evinden yavaş ve emin adımlarla Gölyüzü’ne veya İzzet Baysal Caddesi’ne indiği yerdi, çocukluğumda dedemin ağabeyi İsmail Cop’un Gölyüzü’ndeki mandırasında başını okşadığım kuzulardı, babaannem Nebahat Cop’un şefkatli ses tonu, müşfik kolları, enfes yemekleriydi, gene çocukluk anılarımda topluca gidilen kaplıcaydı, köyümüz Elmalık’ta, erken yaşta kaybettiğimiz sevgili halam Nazan’ın ve biricik oğlu Tanberk’in, içimizi hüzünle kaplayan mezar taşlarıydı, kalabalık sofralar, bayramlar, akrabalar, komşular, gelenler, gidenler, pazar günleri öğle vakti yenen pideler, düğünler, cenazeler; velhasıl en mutlu ve en mutsuz anlarımızdı. Kahkahaydı, gözyaşıydı. Belirtmeden geçemeyeceğim, bir de Boluspor’un maçlarıydı. Çocukluktan çıkalı çok olmuştu, yıl 2008, küçük şehrin büyük hikayeler yazan takımı, gene bir büyük hikâyenin arefesindeydi. Sakaryaspor karşısındaki sevincimiz de Eskişehirspor karşısındaki hayal kırıklığımız da çocukların duyguları gibi kuvvetliydi. İlki şen, ikincisi hiddetli.

***

Yazıya babamdan bahsederek başladım, onunla devam edeyim.Babamın üniversiteden arkadaşları, onun adını yaşatmak için çok güzel bir projeye giriştiler. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ile temasa geçtiler, bir fon oluşturmak için kendi aralarında kampanya örgütlediler ve iki lise öğrencisine 3 yıl, bir üniversite öğrencisine de 4 yıl boyunca burs verilmesini sağlayacak tutara ulaştılar. Onlar olmasaydı böyle bir fon yaratmak mümkün olmayacaktı.Ailesi olarak, Uğurtan Cop Bursu’nun Bolu’da biri üniversitede, ikisi de lisede okuyan üç kız öğrenciye verilmesini istedik. Bu bizim ve babamın arkadaşlarının ortak arzusu olarak şekillendi. ÇYDD Genel Merkezi süreci Bolu Şubesi ilekoordine etti. Sonuçta babamın devrini daim kılacak bir proje doğdu. Yaşamını yitiren sevdiğinizin, “can”ınızın adını yaşatmanın bundan daha güzel bir yolu olabilir mi.

Neden kız öğrenciler? Bu konudaki hassasiyetimizi şöyle açıklayayım. Sabancı Üniversitesi’nden Abdurrahman Aydemir ve Hakkı Yazıcı’nın geçen yıl yayınlanan bir araştırmaları var. Türkiye genelinde yaptıkları analize göre, anne ya da babanın bir yıl daha fazla eğitim aldığı bir ailenin ferdi olarak doğmak, bir çocuğun eğitim seviyesini ortalama 0,75 yıl arttırıyor. Araştırmanın asıl çarpıcı kısmı ise kız çocuklarıyla ilgili. Yazarların ifadesiyle “kızların eğitiminin ailelerinin eğitiminden çok daha fazla etkilendiğini ve bu etkinin büyük ölçüde annelerin eğitiminin kızların eğitimi üzerine etkisinden kaynaklandığını gözlemliyoruz. Anne eğitimindeki bir yıllık artış kız çocuğu eğitimini neredeyse bire bir oranında arttırıyor. Bu bulgu Türkiye’de kız çocukları arasında eğitimde fırsat eşitliğinin daha düşük olduğuna ve annenin eğitim seviyesinin bu konuda özellikle belirleyici olduğuna işaret ediyor”.

Sözün özü; kızların, eğitimlerinin desteklenmesine erkek çocuklarından daha çok ihtiyaçları var. Ve ne mutlu ki onlara yaptığınız yatırımı fazlasıyla geri alıyorsunuz; destek olduğunuz kız öğrenci ileride anne olduğunda kendi kızının önünü açıyor.

***

Sabancı Üniversitesi’ne bağlı İstanbul Politikalar Merkezi tarafından yayınlanan çalışma ayrıca eğitimde fırsat eşitliği düzeyi bakımından 81 ili farklı gruplara ayırmış. Hemen söyleyeyim, Bolu hiç de fena bir durumda değil. Eğitimde fırsat eşitliği bakımından en kötü durumda olan 7 il doğu ve güneydoğuda yer alıyor. Buralarda durum söz gelimi Güney Amerika ülkelerinden daha geride. Bolu, Ankara hariç olmak üzere tüm komşu illerden daha iyi durumda (zaten Ankara eğitimde fırsat eşitliği bakımından en iyi konumdaki il). Bolu ile aynı klasmanda 6 il yer alıyor, Bolu’dan daha iyi durumda olan il sayısı ise yalnızca 5. Şehrimiz geri kalan tüm illerin (69 ilin) önünde.

Bu başarının nedenleri incelenmeye değer. Cennetmekan İzzet Baysal’ın eserleri, onun adını taşıyan vakfın bu mirası başarıyla sürdürmesi, Bolu’nun köklü ilk ve ortaöğretim kurumlarına sahip olması, özellikle Merkez İlçe’nin, dönem dönem siyasi tercihlerine de yansıyan, çevre illerin çoğundan farklılaşan toplumsal yapısı. Bunlar ilk akla gelen faktörler. Ancak memleket genelinde eğitimdeki nitelik kaybı, eşitsizliğin artışı, okullar arasındaki uçurumun büyümesi göz önüne alındığında yakın gelecek için ümitli olamıyoruz ve yaşanan irtifa kaybının Bolu’yu da olumsuz etkilediğini kabul etmek zorundayız. Çare bizlerin ÇYDD, Türk Eğitim Vakfı, Çağdaş Eğitim Vakfı ve benzeri kuruluşlara güç vermesi, ayrıca Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikaların güçlenmesi ve velilerle çok daha yakın ilişkiler kurmalarıdır. 

Bu yazı toplam 2233 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim