• BIST 90.687
  • Altın 214,244
  • Dolar 5,3790
  • Euro 6,0941
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 9 °C

Başörtüsü meselesi milletin vicdanının meselesidir

Yüksel Gültekin

Hiç dikkat ettiniz mi bilmem. Bizde yapılan tartışmaların, açık oturumların, panellerin bir sonucu hiçbir zaman olmaz. Hiçbir zaman yapılan bir fikri münazaranın, farklı düşüncelere sahip insanların katıldığı bir açık oturumun sonunda taraflar ortak bir noktada buluşamazlar. Uzlaşma kültürü dediğimiz şey, maalesef bizden çok uzaklarda. Bu sebeple aslında çözümü çok zor olmayan bir sürü mesele, çözümsüz kalıyor. Başörtüsü meselesine farklı bir açıdan bu perspektiften bakmak istiyorum. Sayın Başbakan, her konuşmasında sık sık bu konunun çözümünün, yapılacak olan toplumsal mutabakata bağlı olduğunu söylüyor. Hatta son konuşmasında “toplumsal mutabakat da yetmez, kurumsal mutabakat şart” anlamına gelecek türden beyanlarda bulunuyor.

    İnsan düşünmeden edemiyor. Başörtüsü meselesi gibi ciddi bir meseleye gelinceye kadar çok daha basit konularda bile bir türlü toplumsal uzlaşmanın sağ-lanamadığı, birinin “ak” dediğine, diğerinin “kara” dediği, sırf karşı düşüncedeki insanlar savunuyor diye, aslında kendisi istese bile bir fikre insanların karşı çıktığı bir toplumda, böyle bir mesele toplumsal uzlaşmayla nasıl sağlanacak Allah aşkına? Hadi, toplumsal uzlaşmayı sağladık. Söyler misiniz, kurumsal uzlaşmayı nasıl sağlayacaksınız? Siz Başbakan olduğunuz halde eşiniz örtülü olduğu için Orduevlerinin kapısından içeri giremezken, ne değişecek de, bu konuda kurumsal bir mutabakatı sağlayacaksınız?

    Bugüne kadar söylediği her söz toplumca kabul gören, onun düşüncesine inan-masalar, partisine oy vermeseler bile, söyledikleri ve tavırları toplumun her kesimine güven ve ciddiyet telkin eden Sayın Başbakan’ın başörtüsü yasağı, başka bir tabirle başörtüsü zulmü karşısında söyledikleri, maalesef çok inandırıcı gelmiyor. Artık bu mesele, siyasetüstü bir tavırla, sağduyu çerçevesinde değerlendirilmeli, 21. Yüzyılın aydınlık Türkiyesi’nde toplumun bir kesimini içine alan bu başörtüsü yasağı son bulmalıdır. Toplumu yönetenler de, bu kesime karşı umut tacirliğini bırakıp, artık somut ve uygulanabilir öneri ve çözümlerin peşinde koşmalıdırlar.

    Kanımca bu konudaki en sağduyulu çağrı, Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç’tan geldi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin son kararından sonra mal bulmuş marip misali, bu karara sarılan yasakçı zihniyetin karşısında Sayın Bülent Arınç’ın önerisi, hem toplumsal uzlaşma adına olumlu bir çağrı, hem de çözüm adına siyasi bir tekliftir.

    Üniversitelerde uygulanan başörtü yasağının mantığını, “üniversiteye türbanlı giren öğrenciler bunu bir siyasi simge olarak yapıyorlar. İnançla ilgisi yok” diye açıklayan yasakçı zihniyete karşı, o halde siz bir başörtüsü modeli geliştirin ve deyin ki, “Bu model siyasi simge değildir. Üniversiteye bu kapalı modelle öğrenciler girebilir.” Bence çok makul, mantıklı ve samimi bir öneri.

    Peki bu öneri kabul görür mü? Asla görmez... Çünkü başörtüsüne karşı çıkanlar da biliyor ki, bu bir siyasi simge değildir. Fakat yukarıda bahsettiğim uzlaşmazlık kültürü, meseleyi bu noktaya getirmiştir.

    Uzlaşma, meseleleri bir hoşgörü çerçevesinde ortaya koyup, akıl ve bilginin ışığında, insan mutluluğuna hizmet edecek şekilde ve insanın onur ve haysiyetine, yaşama özgürlüğüne saygı duyarak çözme, medeni bir toplumun yapması gereken davranış biçimidir.

    Kökleri binlerce yıl öncesine dayanan Anadolu toprakları üzerinde kurulu Türk Milleti’nin oluşturduğu bu büyük medeniyetin özünde hoşgörü ve uzlaşma kültürü vardır. Son yıllarda toplumumuza hakim olan hoşgörüsüzlük ve uyuşmazlık kültürü, bu milletin esas karakteri değildir.

    Karşı çıkanlar da bilmektedirler ki, başörtüsü meselesi bu toplumda bir düzen çerçevesinde hallolmadıkça, ne başörtüsü sebebiyle toplumdan ve medeni hayattan dışlanmak zorunda kalanlar, ne de onları dışlayıp toplumdan koparmaya çalışanlar, huzurlu ve mutlu olamayacaklardır. Bu mesele, şu ya da bu siyasi hareketin, şu ya da bu partinin çözeceği bir mesele değildir. Bu mesele, medeniyetin beşiği Anadolu insanının vicdanında çözeceği bir meseledir. Sabırlı olalım. Bu toplum, vicdansız değildir. Saygılarımla.

28.11.2005

Bu yazı toplam 170 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim