• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 11 °C

Batı’yı yaratan uygarlık

Mustafa Namdar

Şair, “Altı da bir, üstü de birdir yerin” demiş ya, biz üstündekileri biliyoruz da, altında ne olduğundan haberimiz yok...

Toprak altından çıkan her yapıtın bu topraklarda yaşayan insanların atalarına ait olduğunu düşünmeden, onları kopyalayıp geliştirenleri medeniyetin öncüleri, kültür ve sanatın gerçek sahipleri olduğuna inandırılmışız.

Düşünmemişiz göçlerin doğudan batıya olduğunu. Düşünmemişiz Anadolu’da çok değişik halkların, kavimlerin yaşadığını. Onların çok zengin kültür mirasını bıraktıklarını. Düşünmemişiz batıdan doğuya göç olayının olmadığını. Düşünmemişiz gelişmişliğin örneği olarak gösterilen tüm eserlerin en ilkeline ait çömlek ve heykellerin Anadolu’da olduğunu, evlerin, tapınakların, kalelerin, tasarım ve yapı tekniklerinin Anadolu topraklarında olduğunu...

Prof.Dr. Sn. Fahri Işık; ”Batı’yı yaratan uygarlık ve hektorun dirilişi TROYA” konularında verdiği konferans sonrası, öğrendiklerimiz karşısında, batının uygarlık taşlarını Anadolu’da yaşayan halklar koymuş. Ne var ki Yunanlılar bunları geliştirip cilalayarak dünya kamuoyuna pazarlamasını bilmiş. “Uygarlık benim eserimdir. Medeniyetin beşiğini ben hazırladım. Onu ben büyüttüm” diyerek, batıyı yaratan Anadolu uygarlığına sahip çıkmış. Bu yanlışlığın günahı, bu özüne sahip çıkamamanın vebali kimin, sorusuna da verilecek cevabı gene Sn. Işık “Üniversitelerimizde çok az bilim adamı var, gerisi hoca” ifadesinde saklı olmalı. Tarih sayfalarında binlerce yıl Anadoluda yaşayan halklar mozaiğinden kopanlar, batıya göç ederek oralara kendi kültürlerini taşımışlar ama, batıdan gelen göçler olmamış. Anadolu topraklarındaki yeraltı eserleri, Anadolu halklarına aittir. Buradaki gerçeğin anlatılamaması, sanata karşı iletişim teknolojisine karşı. Matbaaya karşı olan ilgisizlikten kaynaklanabilir...

Tarihçilerimizden, bilim adamlarımızdan kaynaklanabilir. Belki de inançların yanlış değerlendirilmesi sonucu gavur malı düşüncesinden kaynaklanabilir...

Geç de olsa bu tür konferanslarla geçmişin aydınlatılmasına tanık olabiliyoruz, bu çok önemli. Böylesi görevi yerine getiren Prof.Dr. Sn. Işık, salondakileri gördüğünde, “Burada ilköğretim 7.sınıf öğrencileri var, sanıyorum anlatımda çok zorlanacağım” diye ince bir mesajla başladı konuşmasına. İkinci gün de konuyu kaldıramayan öğrencilerin salonu terk etmeleri sonucunda tepkisini sertleştirerek, ikaz etmek durumunda kaldı iki üç kere, “Böyle yaparsanız ben dağılırım. Benim sınıfımda böylesi davranışlar olmaz. Kimse sizi zorlamıyor. Dinlemeseniz de sessiz durmasını bilin...”

Sn. Işık bunları söylerken, bu durumun suçlusu kim diye düşündüm. Dinlemesini bilmek çok önemli. Dinlemesini bilmeyen bireyler, gelecekte kendilerini dinleyecek kimseleri de bulamayacaklarını bilmeli, ya da bu durum başlarındaki öğretmenleri tarafından öğretilmeli. Bunu yapamıyorsak, sınıf hakimiyetini sağlamak çok zor olacaktır.

Belki de yanlışımız, öğrencilerimizi sınıf seviyelerine göre ağır gelebilecek bir konuda dolgu malzemesi olarak kullanmamızda.

12.05.2009

Bu yazı toplam 322 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim