• BIST 106.390
  • Altın 141,861
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1152
  • Bolu 21 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C

BAYRAM SOHBETİ

İlhami Candemir

Sayın okuyucular, öncelikle mübarek ramazan bayramınızı kutlar, sağlıklı ve mutlu yarınlar dilerim.

Yıllar önce bir tiyatro gösterisinde izlemiştim; Dede Sina Çöllerinde İngilizlerle savaşa girmiş, bilmem kaç İngiliz öldürmüş, kahramanlıklar yapmış. Bu dede torunlarına başlıyor anlatmaya; Ben Sina Çöllerinde iken der demez torunun birisi  “dede sen yorulma gerisini ben anlatayım diyordu” bizler de anladık ki dede anlata anlata torunlar dedelerinin kahramanlıklarını ezberlemişler. İşte ben de bayram sohbeti yaparken “nerede o eski bayramlar” diyerek başlamıyorum. Zira sizler, biz büyüklerinizden dinleye dinleye eski bayramların nasıl olduğunu öğrenmişsinizdir. Bu nedenle ben günümüz bayramlarından söz etmek istiyorum.

Dünya dönüyor, döndükçe örf ve adetler değişiyor. Etrafıma bakıyorum da gençlerin ekseriyeti tatil beldelerine koşuyor, bayramlaşmalar cep telefonları ile yapılıyor.

Siyasi partiler, kavgayı bir kenara bırakarak-göstermelik de olsa-biri birilerine gelip- giderek bayramlaşıyorlar.

Bazı politikacılar huzur evlerindeki yaşlıları ziyaret ederek gövde gösterisi yapıyorlar.(diğer zamanlarda da bu ziyaretleri yapanları ayrık tutuyorum).

Mezarlıklarda da ellerlinde kutsal kitabımızla dolaşan hafızlar, mezar ziyaretlerinde bulunanlara yaklaşarak “ölenleriniz için Kuran okuyalım mı” diyerek nemalanmaya çalışıyorlar. Şimdi burada biraz durmak istiyorum. Bu gibi okumaların gerek kuranı para ile okuyan hafızlara gerekse para ile okutanlara dinimiz açısından faydası mı var, yoksa günahı mı var. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım diyorum. Böyle deyince aklıma şu fıkra geldi; Bir akıl hastası hastane bahçe havuzuna düşüyor, diğer arkadaşı da onu kurtarıyor. Bunu gören doktor,  başhekime durumu anlatıyor ve kurtarıcı hasta için “hocam sanıyorum akıllanmış, arkadaşını kurtardı, taburcu edelim mi diye soruyor, hoca çağırın bakalım bir de ben göreyim diyor,çağırıyorlar,hoca soruyor,oğlum aferin arkadaşını kurtarmışsın seni taburcu etmek istiyoruz” diyor,hasta” sağ olun hocam “diyerek çıkmak üzere iken hoca  hastaya “senin kurtardığın arkadaşını da çağır bakalım,onunla da görüşelim dediğinde hasta “hocam o gelemez,zira kurusun diye ben onu asmıştım “diyor. Yani kaş yapalım derken göz çıkarmış oluyor.

Bir diğer husus ise devlet de daha doğrusu  muhafazakar görünümlü AKP hükümeti de “müminler bayramlarda evlerinde otursunlar, küçükler büyüklerin ellerinden öpsün,büyükler küçüklere harçlıklarını versin, komşular biri birleri ile bayramlaşsınlar, dargınlıklar ortadan kalksın, bayramın feyzinden yararlansınlar diyeceği yerde tatil yörelerine gitsinler düşüncesi  ile bayram tatilini 9 güne çıkarmıştır. Şu kapitalizm var ya nelere kadir.

Not/Ramazan münasebetiyle aklıma takılan bazı hususlar var, onları da sizlerle paylaşmak istiyorum;

1)Resmi kurumlar, DEVLET BÜTÇESİNDEN hemen hemen her akşam iftar yemeği verdi. Acaba diyorum bu iftar dinen meşru mudur.(Muhtaçlara değil zenginlere verilen iftardan söz ediyorum)

2)Tüm siyasi kişiler iftar yemeğinden sonra kürsüye çıkıp mikrofonu da alarak bol bol dedikodu yapıyorlar, acaba dinen doğrumudur.

Hey biber gazı orucu bozmaz diye fetva veren Bolu Müftülüğü size soruyorum, dut yemiş bülbül gibi neden susuyorsunuz, cevabınız nedir.

Kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 977 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim