• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 3 °C

Bayramı yaşamak

Mustafa Namdar

Dünya varoluşundan beri, zaman birbirinin üzerine katlanarak ilerliyor. Dönen bu çarkta ne zaman, ne zaman içinde yaşananlar birbirine benziyor. Hele de toplumların kendilerine özgü önemli günleri olan bayramları hiç mi hiç birbirine benzemiyor.

Dünya insanı gelişim içinde değiştikçe, bir kısım insanlar eskiye burun kıvırıyor, bir kısım insanlar eskinin özlemiyle eski günleri arıyor. Cüzdanı kalın olanlarla cüzdanı delik olanların yaşamları denklik ilkesine uymadığı gibi, bayramları da, aynı coşkuyla kutlamaları mümkün olmuyor. Fakirin bayramı, "Elden gelen öğünde." Onlar için bayram gelmiş neyine...

Bayram gelmiş neyime diyor Ayşe Nine. Oğul, uşak, torundan uzak bayram mı olurmuş? Nasılsın diyen sıcak bir nefesi ensenizde hissetmiyorsanız, bayramın sıcaklığı sarar bedeninizi. Oysa ben her bayram gelişinde biraz daha üşüyorum. Her bayram gelişinde biraz daha çıplak kalan bedenimde hissediyorum yokluğun acısını...

Bayram gelmiş neyime oğul. Eline sarılıp öpenin yoksa, boynuna dolanıp koklayanın yoksa, bayram benim neyime. Bayram dediğin üç gün. Ya bayramın sonu?! Bayramda köpek tavlanır mı? Odunun, kömürün yoksa, unun, hamurun yoksa, üstüne örtecek yorganın, ocakta ateşin, üzerinde pişenin yoksa, bayram benim neyime... Ayşe Nine böyle yaşayacak, böyle karşılayacaktı bayramı yalnız ve soransız. Ya Ayşe Hanım!?

Ayşe Hanım sıkılmıştı bulunduğu ortamdan. Çat kapı el öpüp şeker toplamak için geliyordu mahallenin çocukları. Çekilir miydi aç kapa, aç kapa kapıyı. Sıkılmıştı o bulunduğu ortamdan. Sıkılmıştı aynı yüzleri görmekten. Başka yerlere gidip, başka mekanlarda geçirmek istiyordu bayramı. Bayramın diğer günlerden farkı neydi ki?.. Uzaklaşıp hayatını yaşamak istiyordu çevreden, çevresinden...

Bayramdan sonrasını düşünüyordu Ayşe ile Ahmet. Bayram üç gündü, kırıp sarıp geçerdi de, ya bayram sonrası?! Bayram sonrası açılacaktı okullar. Kızın derdi ayrı, oğlanınki ayrı. Elbise, ayakkabı nasıl hallolacaktı?

Ya odun kömür? Yiyecek içecek ateş pahası. Zam mı yapılmıştı maaşına? Üstelik dershaneye de göndermek gerekiyordu.

Kaç bayram geçmişti, gidemiyordu memleketine. Özlemişti eşi, dostu, arkadaşı. Gelmiyordu iki ucu bir araya hayatın. Ya hastacak bıraktığı anası. Onun hali nasıldı? Özlemişti aşını, ekmeğini. Özlemişti kokusunu. Eski günler geçiyordu birer birer aklından. Ana babanın yaptığını yapamıyordu çocuklarına. Onlar da kendi çektiği sıkıntıları çekmişti de, belli mi etmemişlerdi? Ne zordu analık babalık, ne zordu yokluk, çaresizlik... Bayram gelmiş hoş gelmiş, sefa gelmiş, kutlu olsun herkese...

18.09.2009

Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim