• BIST 88.125
  • Altın 338,579
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 5 °C

BEKLEMEK 2

İlhami Candemir

Sayın okuyucular, bir hafta kadar önce  başımızın belası COVİD.19 virüsü nedeniyle  bir yazı kaleme almıştım. Yazımın başlığı BEKLEMEK  idi. O günden bu yana  hala evden çıkmıyorum,  belanın -bana sataşmadan- def olup gitmesini BEKLİYORUM.  Evde bekleme nasıl oluyormuş gördüm. Gördüklerim ve hissetlerimle ilgili bir yazı daha yazayım dedim ve başlığını da BEKLEMEK 2 olarak belirledim.

          BEKLEMEK 2/Sayın okuyucular,sizlerin de zaman zaman tanık olduğunuz gibi  bazı doğal- yıkıcı-öldürücü afetlerde bizleri ya eve sokmazlar ya da evden çıkarmazlar.Örneğin deprem olur eve sokmazlar,salgın hastalık olur  evden çıkarmazlar.İşte şimdi bu kör olası virüs belası yüzünden bizleri (yaşlıları)evden çıkarmıyorlar.Bu durum önce ihtiyari idi sonra mecburiyete dönüştürüldü. Hatırlıyorum; Adana Toroslar’da bir kamu görevi ifa ederken komşumuz olan bir başka kamu görevlisi İstanbul’da tanıştığı bir hanım kız ile evlendi. Hanım efendi İstanbul’un hareketli mekanlarında hareketli günler geçirmiş.(Anlattığına göre).Bir gün evimde eşimle birlikte otururken canım sıkıldı, bağlama çalmaya başladım.(Repertuarımda iki oyun havası var başka yok).Bu sırada komşumuz İstanbul’lu hanım geldi.Eşimle muhabbete başladılar ama ben hızımı alamadım,  saz üstadı edasıyla  vuruyorum bağlamanın tellerine.Biraz sonra misafir hanım “ay ben duramayacağım” diyerek başladı oynamaya.O oynadıkça bırakamadım, nezaketen vuruyorum sazın tellerine. Biraz sonra hanımefendi utanmış olacak ki eşime dönerek” çok çok özür dilerim, İstanbul’daki yaşamımı hatırladım, DURAMADIM “dedi.

          Şimdi ben bu anımı neden sizlerle paylaştım. Her gün kahveye giderek okeyde herkese pes ettiren ben de- o İstanbul’lu hanım gibi- evde duramıyorum. Resmi ağızlardan yapılan tavsiyelere göre yaşlıların ziyaret edilmemesi gerekiyormuş. Bu nedenle komşulara, akrabalara, tanıdıklara gelmeyin diyorum. Oğlum geliyor ihtiyaçlarımı görüyor ama onu da eve almıyorum. Vay anam vay. Ne yapsam diye kara kara düşünüyorum. Yavaş  yavaş”  kapalı mekan fobisi” (Klostrofobi) oluşmaya da  başladı. Hem biraz güneş görürüm hem de ATM den biraz harçlık çekerim  düşüncesi ile 156 yı aradım, muhatabım bayana  “evdeyim, 83 yaşımdayım,yalnızım, evimin önündeki arabama binip ATM den  para çekmek istiyorum,mümkün mü” dedim, o da bana “mümkün değil çıkamazsınız” deyince bir çözüm bulamaz mısınız dedim -yeteri kadar bilgilendirilmediği için olacak ki- sizi Emniyete bağlıyorum dedi.Bağladı,karşıma komiser olduğunu söyleyen bir görevli çıktı,durumu anlattım,o da “olmaz çıkamazsınız,ancak yanınıza akrabalarınızdan birisini alıp çıkabilirsiniz” demez mi. Oysa ki ben hiç kimse ile yakın temasta bulunmamam için ev hapsindeyim,görevli ise bana, “birisini arabana al” diyerek yakın temas öneriyor. Anladım ki o da yeteri kadar bilgilendirilmemiş. Bu durum gösteriyor ki görevliler öngörülmeyen talep ve durumlarda  “inisiyatiflerini kullanmaları”(kendi kendilerine karar verebilmeleri) hususunda yetkilendirilmemişler. Bu durumda  kamu görevlisi, inisiyatifini kullanarak “bizim ekibi size yönlendiriyorum,  sen arabana bin, bizim ekibin eskortluğunda git, paranı çek,sonra evine dön” diyebilirdi. Demedi, anladım ki o yetki kendisine verilmemiş, elinde bir yasaklar listesi var onun dışına çıkamıyor. Not/ Milyonlarca yaşlının milyonlarca değişik nitelikte taleplerinin olacağına  ve bunların önceden ayrı ayrı  öngörülemeyeceğine  göre  “inisiyatif” olayı çok önem arz ettiğinden bu düşüncemi siz sayın okuyucularla paylaşmak istedim.Oğlum sana söylüyorum gelinim sen dinle misali temenni ederim ki  üst düzey yöneticiler bu duruma  bir çözüm bulurlar.

             Sayın okuyucular,yukarıda “DURAMIYORUM” dedim ama bir haftadan bu yana  yetkilileri izliyorum, medyayı takip ediyorum,  bu virüs belasından minimum zararla çıkabilmek için milletçe top yekun dayanışmanın şart olduğunu anladım ve bu nedenle  sabret İlhami sabret derken “garip kuşun yuvasını Allah yapar” derler ya işte onun gibi bir şey oldu.

              Kapının zili çaldı,postacı büyük bir koli getirdi,imza karşılığı aldım,açtım, Mersin’de ikamet eden oğlumdan geliyor. Bin Bir Gece masallarını göndermiş.İçinde de bir not “ babacığım sıkılıyorsundur diye bu kitapları gönderiyorum,okur musun yoksa  seni gelip alalım mı”? Telefon ettim, sağ ol oğlum , M.Ali (diğer oğlum) benimle ilgileniyor dedim ve ilaveten de Sabahat Akkiraz’ın söylediği “bu da gelir bu da geçer ağlama” türküsünün dizelerini söyledim.Gerçi gelir mi, gelir-geçer mi orası meşkuk(şüpheli).Sabreden derviş muradına ermiş.Ya sabır.Hoşça kalın.

                                                                           İLHAMİ CANDEMİR

                                                                                    

 

                

Bu yazı toplam 798 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim