• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 6 °C

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER -10

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER -10

MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI –III- MEHMET ŞÜKRÜ GÜLEZ

       Mehmet Şükrü Bey (Gülez) ,1870 Bolu doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Bolu’da yapmıştır. Aile olarak geniş topraklara sahip olmalarının yanısıra, ticaretle de uğraşmışlar, Bolu’da un ve kereste fabrikaları kurmuşlardır. M.Şükrü Bey, Bolu’da mahkeme kalemi ve kâtipliği, 1895–1898 yılları arasında Mudurnu’da Mahkeme II. Kâtipliği yapmış, tekrar Bolu’ya dönerek Tahrirat Kâtipliği ve Dava Vekilliği görevlerinde bulunmuştur.                   

 (Bolu Mebusu Mehmet Şükrü Gülez. Serap Üstünel./Milli Mücadele’de Dertli Gazetesi. Celal Yılmaz)

        Mehmet Şükrü Bey, 1918 yılı öncesinde; Bolu İttihat ve Terakki yöneticiliği yapmış, peşi sıra Bolu Teceddüt Fırkası başkanlığında bulunmuştur. Fırka kapatıldıktan sonra Milli Mücadeleye destek vermiş, Bolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin ilk üyelerinden birisi olmuştur. 1920 yılında, I. Dönem TBMM Bolu milletvekili olarak Meclis’e girmiş ve bu görevi kesintisiz olarak, beş dönem, 1939 yılına kadar devam ettirmiştir.

     Emekliliği döneminde, Bolu’da ikamet eden M.Şükrü Bey, yakalandığı akciğer rahatsızlığından kurtulamayarak 1950 yılında vefat etmiş ve Bolu-Karaköy Mezarlığı’na defnedilmiştir.

( Bolu Mebusu Mehmet Şükrü Gülez. Serap Üstünel./Milli Mücadele’de Dertli Gazetesi. Celal Yılmaz.)

      Mehmet Şükrü Bey’in (Gülez) kardeşi İlyaszade Hafız Hakkı Bey de, Bolu’da Milli Mücadele içinde yer alan önemli simalardan birisidir. Hafız Hakkı Bey, Bolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti içinde aktif görev almış, 1920–1924 yılları arasında Bolu Belediye Başkanlığı görevini yürütmüştür. Ülkenin ve Bolu’nun en sıkıntılı günlerinde, Bolu Belediye başkanı olarak; bir yandan kentin genel sorunları ile uğraşırken, bir yandan da, Cephede savaşan ordu birliklerine yardım kampanyaları düzenlemek, işgalleri protesto mitingleri tertiplemek vb. çalışmaları yürütmüştür. ( İlyaszâde Hafız Hakkı Bey’in Çalışmaları. Yrd. Doç.Dr. Nuray Özdemir )

        Bolu’da yayımlanan Dertli Gazetesi hakkında, Prof.Dr. Enver Konukçu, şu bilgileri veriyor:

  “(….) Bolu ileri gelenlerinden, Dörtdivan’ın, II. Mahmut devri ayanlarından Kalınbacakoğulları Ailesi’ne mensup Güllezler’den Şükrü Bey, 15 Ağustos -1335/15 Ağustos 1919 ‘da yayınlamaya başladığı, “Kuvay-ı Milliye”, sonra da TBMM’nin çizgisinde hareket eden gazetesine “Derdli “adını vermiştir. Böylece hem şairin adı kamuoyunun ağzından düşürmediği bir isim olarak kalmış, hem de, o zamanki sosyal hayatımızın bir parçası olan “Derdli”  sıfatı da yaratılmıştır.15 Ağustos 1335(1919) de, Mutasarrıf Ali Haydar Bey zamanında yayınlanmaya başlamış, siyasi, mizahi ve edebi konulara yer vermiştir. Derdli’nin sorumlu Müdürü Yağlıoğulları’ndan Ahmed Reşad Bey, Başyazarı ise Dava Vekili Ali Saip Bey’dir. Ali Saip Bey, 1920–1924 devresinde,”Derdli”yi kısa süreli tatil dışında, sürekli yayınlamıştır. O yüzden Bolulular kendisine “ Derdli Saip” demişlerdir. Bolu hadiseleri sırasında bir ara kapatılan gazete, 1921 ve Ahmed Fahreddin Bey’in Bolu’dan ayrılışına kadar muntazaman yayınını sürdürmüştür. Bağımsız ellerde olmasından dolayı “Bolu” gibi belirli bir yayın siyaseti göze çarpmamaktadır. Halil ve Ahmed Fahreddin Beylerin idareciliklerindeki siyasi, askeri ve sosyal gelişmeler Derdli tarafından okuyucuya aktarılmıştır. Derdli, M.Kemal ve savaşlara da yer ayırmış, Ankara’nın, dolayısı ile cebheden ulaşan haberleri günü gününe yansıtmıştır. Zaman zaman ortaya çıkan mali sorunlar ise sahibi Şükrü Bey tarafından halledilmiş ve böylece Derdli devamlılık açısından dikkati çekmiştir.”

( Prof.Dr. Enver Konukçu. Bolu’da Cumhuriyet’in İlk Valisi Ahmed Fahreddin. S: 15.16)    

DERTLİ GAZETESİ’NİN YAYIN İLKELERİ

        Dertli Gazetesi’nin 15 Ağustos 1919 tarihinde yayımlanan ilk sayısında; “Dertli” başlığı altında;“Her hafta Cumartesi günleri neşrolunur; Siyasi, ilmi, edebi, mizahi, müstakil, elefkar ‘Türk Gazetesi’ dir “ifadesi yazılıdır. Yine bu ilk sayıda; “Maksat ve Meslek” başlığı altında gazetenin amaç ve ilkeleri belirtilmektedir:

    “  (….) Dertli, hiçbir fırkai siyasiye ile münasebettar olmayıp, tamamıyla serbest ve müstakil elefkardır…

      (…..)Bütün gayemiz hak ve hakikati takip ve izhar ile milleti tadyip ve irşad etmektir.Hak ve hakikat ne kadar acı olsa da ,tatlıdır.Millet hakikati anlayıp  hak verdikçe daima bir  sükunet ve itidalin muti bir lisanı olur…

     (…..) Her türlü ihtirasattan menafi hasiseyi maddiye ve maneviyeden azade olan mesaimizdeki emeli yegânemiz, hak ve hakikatten ayrılmayarak bir niyeti menafi mülk ve millete çalıştığımız görüldükçe, sığınacağımız saye-i teveccühattan mahrum bırakılmamaklığımızdır.” ( Serap Üstünel Agt:s:10./ Milli Mücadele’de Dertli.Celal Yılmaz)

      Bolu’da Kuvayı Milliye yanlısı olan gazetelerin içinde yer alan  “Dertli” ve “Türkoğlu” gazeteleri, her ne kadar Bolu’da yayımlanıyorsa da, bu iki gazetenin sesinin, Anadolu’nun diğer illerinde de yankılandığı görülüyor.

        Dertli Gazetesi’nin 25 Nisan 1921 tarihli 56. Sayısında, Osmanlı Saray yöneticileri için şöyle yazılıyordu:

       “Ah güzel İstanbul’umuzun sefil sakinleri!..Silkinin ki üstünüzdeki alçaklık tozları uçup gitsin. Silkinin ve ölmeye hazır olduğunuzu  herkese belli edin.Bu büyük kapışmada sizin de payınız bulunsun!..”    (Ali Kemal. Orhan Karaveli. s:62.)

         Bolu Vilayet Matbaası’nda basımı yapılan Dertli Gazetesi; 1. ve 8. sayılar arasında; Cumartesi günleri, 9. sayıdan 66. sayıya değin; Pazartesi günleri yayımlanmıştır. Gazete, 67. ve 78. sayılar arasında; haftada iki gün (Pazar ve Salı) yayımlanmış, 79. sayıdan, 175. sayıya değin ise yine haftada bir gün (Salı) olarak yayımlanmıştır. Dertli Gazetesi’nin satış fiatı;  1. ve 8. sayılar arasında, 2(iki) kuruş,9. ve 175. sayılar arasında 100 para, sayfa sayısının artırıldığı günlerde de 4 (dört) veya 5(beş) kuruş gibi rakamlar olmuştur. (Serap Üstünel Agt.S:9,10./  Milli Mücadele’de Dertli Gazetesi.Celal Yılmaz)

          KURTULUŞ SAVAŞININ İLK GÜNLERİNDE YAŞANAN GENEL BELİRSİZLİK HAVASI   

      1918 – 1919 yıllarında, Anadolu halkının önemli bir bölümünde; I.Dünya Savaşı’nda alınan yenilgilerin, yaşanan can kayıpların, Mondros Mütarekesi ile başlayan işgallerin yarattığı; “genel bir yılgınlık, bezginlik ve umutsuzluk havası ile birlikte, yaygın bir düşünce karmaşası” da hâkimdir… Ve bu durum, işgal güçleri tarafından çok iyi değerlendirilmiş, sinsi bir plan dahilinde ülkenin kardeş kavgasına, karmaşaya sürüklenmesi körüklenmiştir…

    Halkın gözünde; dünyevi-dini lider,kurtarıcı olarak bilinegelen” Padişah- Saray”, İtilaf Kuvvetleri’nin; Batı Anadolu,Güney Anadolu ve Marmara çevresinde  gerçekleştirdiği  işgaller ve katliamlar karşısında;suskun, teslimiyetçi ve işbirlikçi bir tavır sergilemektedir…. Hatta bu tavrını daha da ileri götürerek; yayınladığı ferman ve fetvalar ile, vatan savunmasına girişen Kuvayı Milliye birliklerini, komutanlarını; padişaha ve hilafete karşı çıkan asiler olarak tanımlamakta, idam cezası ile tecziye etmektedir. Bu genel havayı körükleyen yaygın bir “karalama, asılsız haber yayılması kampanyası “ ile de ülke, hızla bir İç Savaş’a-Hilafet Ayaklanmaları- denilen kardeş kavgasına sürüklenmektedir.

       11 Nisan 1920 tarihli Takvim-i Vakayi’de yayımlanan, Şeyhülislam Dürrizâde Es seyyid Abdullah’ın fetvası ile: “Kuvayı Milliye yanlılarının Allah’ın –‘Öldürünüz’- emri gereğince öldürülmelerinin şer’iata uygun ve- ‘farz’-  olduğu, bu fetvaya karşı gelenlerin kanlarının dinen helâl sayılacağı, mal ve mülklerine el konulmasının da ‘helâl’ olacağı” bildirilmektedir.                .                                                                (11 Nisan 1920 tarihli Takvim-i Vakayî Gazetesi)

      İtilaf Devletleri’nin istihbarat ve propaganda birimlerinin ve Saray-İstanbul Hükümeti çevrelerinin birlikte yürüttüğü bu olumsuz propaganda faaliyetleri, Anadolu halkının bir bölümünde; “İstiklal-Bağımsızlık” şiarı ile Milli Mücadele’ye girişen Kuvayı Milliye’ye katılmakta bir tereddüt dönemi yaşanmasına yol açmıştır. Hatta bu tereddüt dönemi; malum çevrelerin kışkırtmaları ile Anadolu halkının bir kardeş kavgasına; Hilafetçi-Kuvayı Milliye çatışmasına kadar uzanmıştır. Fakat yaşananlar; kardeş kavgasının(İç Savaş-Hilafet Ayaklanmaları)  ülkeyi işgal eden İtilaf Devletleri’nin işine yaradığının kısa bir süre sonra fark edilmesi ile son bulmuştur.. İşgalin getirdiği katliam ve talanın acılarına tamamen duyarsız kalan İstanbul Hükümeti’nin, işbirlikçi ve teslimiyetçi politikalarında ısrar etmesi, Anadolu halkının nezdinde; Saray çevrelerinin gerçek yüzünün görülmesini sağlamıştır. Belirsizlik ve tereddüt dönemini aşan Anadolu insanı, doğruları ve çıkarlarının nerede olduğunu anladıktan sonra; topyekûn Milli Mücadele saflarında yerini alarak, işgalci ordulara karşı Milli Birliği sağlamıştır…

        Genellikle; İtilaf Kuvvetleri’nin işgaline uğramayan ve Ankara’yı sarmalayan bölgelerde yaşanan kardeş kavgalarının yanlışından kısa zamanda arınan; Bolu-Düzce-Gerede-Mudurnu-Göynük vd.  yörelerimiz, ilerleyen günlerde, Milli Mücadele’ye olanaklarının da ötesinde yoğun bir katılım ve destek vermiştir.

BOLU-KARAÇAYIR’DA ASKER-HALK KAYNAŞMASI

      1920 yılının Sonbaharından başlayarak Bolu, cephe gerisinin en hareketli noktalarından birisi olmuştur. Karaçayır, bir uçtan diğer uca talimgâh haline getirilmiş, Hisar Mektebi başta olmak üzere birçok bina, cephede yaralanan askerlerin tedavisinin yapıldığı hastanelere dönüştürülmüştür. Hatta ele geçirilen yaralı Yunan askerlerinin bir kısmının da tedavisi, iyi korunan Hisar Mektebi’nde yapılmıştır… Karaçayır’daki talimlerde; cephelerde pişmiş, tecrübeli onbaşıların eğitiminden geçen askerler, 15–20 günlük bir eğitimden sonra cepheye gönderilerek, yerlerine yeni gelenlerin talimine devam edilmiştir.  Bolu yöresinden de pek çok gencin talim gördüğü Karaçayır, zamanla; halk ile askerlerin kaynaştığı bir alan haline gelmiştir. Karaçayır’da, halkın ve askerlerin katıldığı toplu eğlenceler; güreş müsabakaları, at yarışları düzenlenmiş, ziyafetler verilmiştir...

     23 Temmuz 1920 Cuma günü verilen toplu ziyafet; 26 Temmuz 1336/1920 gün ve 18 sayılı Dertli Gazetesi’nde şu haberle yer almıştır:

     “Millet Bayramı’nın sene-i devriyesine tesadüf eden Cuma günü, başta Belediye Reisi İlyaszâde Hafız Hakkı Efendi olmak üzere, Bolu’nun muhterem halkı, fedakâr asker kardeşlerimiz için 300 sofralık yemek hazırlamışlardır.

     Yevm-i mezkûrda saat yedi raddelerinde asker kardeşlerimiz tabur halinde mesire mahalline gelmiş ve bir saat müddet sonra Mutasarrıf Halil ve Kumandan Nazım Beyefendiler hazerat-ı maiyeti erkânı ile teşrif eylemişlerdir. Askerlerimiz tarafından güreş müsabakası icra kılındı ve milli oyunlar oynandı. Saat on buçukta verilen emir ve işaret üzerine askerler mesire mahallinde onar onar halka teşkil ederek nefis yemeklerden yediler. Yemekler; Et kızartması, börek, pilav, muhallebi, cacık, salata…”

( Dertli Gazetesi.26 Temmuz 1336/1920. Sayı:18)

 (Milli Mücadele Döneminde Bolu Belediye Başkanı İlyaszade Hafız Hakkı Bey’in Çalışmaları. Yrd. Doç.Dr. Nuray Özdemir. S.8)

İzinsiz olarak kısmen veya tamamen iktibas edilip alıntı yapılamaz

(Devam edecek)


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim