eryaman escort , ankara escort, ankara escort
  • BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C

BELGELERLE BOLU'NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER (26)

BELGELERLE BOLU'NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER (26)
BELGELERLE BOLU'NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER (26)

ÇELE DERGİSİ'NDEN SEÇMELER
BOLU'DA 1964 YILI OCAK- ŞUBAT-MART AYLARININ OLAYLARI:

*Havaların aniden soğuması sebebiyle bütün okullar 10 günlük soğuk tatili yaptı.
*Bolu Gazetesi 51. Kuruluş yıldönümünü kutladı. Türkiye'nin en eski gazetelerinden biri olan “Bolu” Gazetesi'ni yarın asırlık emeğinden dolayı tebrik eder, başarısının devamını dileriz.
*Bolulu olan ve şimdiye kadar da kendisi için özel bir gece düzenlenmeyen Neyzen Tevfik için, ölümünün 11. Yıldönümüne rastlayan 28 Ocak Salı günü akşamı, Halkevi Salonu'nda bir gece tertiplenmesi karar altına alındı.
*Türkiye Ziraatçılar Cemiyeti Bolu Şubesi kuruldu. Yapılan ilk genel kurul toplantısında aşağıdaki şahıslar yönetim kuruluna seçildiler. Başkan Hilmi Yüksel, Kemal Şimşek, Tahsin Namdar, Mithat Yeşilköylü ve Nihat Zeren. Tebrik eder başarılar dileriz.
*Kız Öğretmen Okulu Müzik Öğretmeni Tanju Gürer yönetiminde son sınıf öğrencileri bir gece düzenledi. Gecede W.A.Mozart anıldı.
*Kız Öğretmen Okulu 5. Sınıfları bir gece düzenledi ve “Sinir Hekimi” oyununu başarı ile oynadı. Ayrıca Kız İlköğretmen Okulu Kültür ve Edebiyat Kolu da “Yunus Emre Gecesi” düzenledi.
*Abdulhak Hamit Gecesi düzenlendi. Gecenin gerekli duyurulması yapılamadığı için ilgi toplamadı.
*Belediye Reisimiz ve Belediye Encümeni'nden bir grup, Bolu ile ilgili işleri izlemek için Ankara'ya gittiler. Bu arada 27 Mayıs Caddesi'nin istimlâkinin tamamlanması işi halledilmiş, Aşçılık Okulu'nun açılması için gerekli formaliteler tamamlanmış, Kamping Tesisi, Sanayi Çarşısı, Garaj ve Terminal Tesisleri için Sanayi Bakanlığı'nda söz alınmıştır.
*Büyük Türk şairi Fuzuli, Halk eğitim Salonu'nda anıldı.
*Beş Yıllık Kalkınma Planı'na göre, Devlet Planlama Dairesi'nce düşünülen yeni kurulacak kâğıt fabrikalarının kurulacağı şehirlerarasında Bolu'nun olmayışı üzüntü ile karşılandı.
*Halkevi Tiyatro Kolu faaliyete geçti ve perdesini “YAĞMURCU” ile açtı. İlk gece Cüneyt Gökçer, Refik Eren ve Şeref Gürsoy da hazır bulundular.
*Bir topçu keşif uçağı Abant Ormanlarına düştü ve iki subayımız şehit oldu.(11 Mart 1964)

BOLU'NUN ATATÜRK BAYRAMI VE ABANT GÜNÜ
Vahap Tunçer
17 Temmuz 1934 Salı günü, Bolu'nu yedisinden yetmişine kadar halkı, Büyük Atatürk'ü karşılamak üzere yollara düşmüştü. Can ve gönülden bir bekleyişti bu. Millet ne kadar severdi onu ve ne kadar yürekten bağlanmıştı kendisine. Dünya kurulalı beri pek az kişiye nasip olmuştur bu derece gönüllerde yer tutmak.
17 Temmuz 1934 Salı günü, Atatürk, Bolu toprağına ayakbastı. Coşkun sevinç tezahürleri ve alkış tufanı ufukları tuttu o gün. Soyadları daha kabul edilmemiş olduğundan biricik büyüğümüzü(Gazi) diye anıyorduk. Gazi, Kız Enstitüsü altında otomobilden indi. Hoş geldin Paşam, bağırışları altında bir müddet halılar üzerinde yürüyüp tekrar otomobile bindi ve Halkevi'ne geldi. Halkevi'nde o akşam şerefine verilen büyük ziyafette konuştu, konuşturdu, neşelendi ve tarihi kararı orada aldı. (Kadınların meb'us seçilmesi.)
Gazi Mustafa Kemal, ertesi günü karşıki sahifede gördüğünüz satırları Halkevi'nin hatıra defterine yazarak Bolu'dan ayrıldı. Bolulular da bu bir gecelik misafirliğin hatırasını ebedileştirmek için her yıl 17 Temmuz'da bayram yapmaya karar verdiler. Bu yalnız İl merkezinde değil, bütün ilçelerde de kutlanacaktı, kutlanıyordu.
Birkaç yıl geçti. Bolu'nun meşhur Abant'ı o zaman henüz tanınmayan, bilinmeyen bir yerdi. Bolu'nun turistik istikbalini Abant'ı tanıtmakta görenler, Temmuz ayı içinde bir (ABANT GÜNÜ) yapılmasını düşündüler ve bunun 17 Temmuz Atatürk Bayramı'nı takip eden ilk Pazar yapılmasına karar verdiler. Bu da bu günün (Akşehir Nasreddin Hoca Haftası) gibi,(Bursa Festivali) gibi gelenekleştirildi ve yıllarca devam etti.
Gün geldi ki gafil tatbikçiler,17 Temmuz'u (ABANT BAYRAMI) sandılar. Ona göre programlar hazırlayıp ilanlar yaptılar. Bilenlerin (Bre aman, yanlış oluyor. Atatürk Bayramı arada kayboluyor…) feryatları ya duyulmadı, ya mühimsenmedi ve beş on sene bu böyle sürüp gitti. Artık ne Bolu'da, ne de kazalarında ATATÜRK BAYRAMI diye bir merasim yapılmıyor, milletin aklına hemen ABANT geliyordu.
Zaman zaman mahalli basındaki yazılarımızla ve bazen de idare amirlerini ziyaret edip durumu izah ve bu hatayı düzeltmelerini yalvararak birkaç seneden beri Atatürk Bayramı'nı, Abant Günü'nden ayırmaya muvaffak olduk. Halk Eğitim teşkilatı kurulalı beri, Atatürk Bayramı, hususi bir programla,17 Temmuz günü, Halkevi binası önünde kutlanmakta ve Anıt ziyaret edilmektedir. Büyük Ata'mızın manevi huzurunda, onu hiçbir zaman unutmayacağımızı tekrarlıyor ve and içiyoruz.
Abant Günü'ne gelince… O çoktan böyle özel bir gün ihtiyacından uzaklaştı. Abant'ı tanıtmayı başardık. Şimdi Ankara'dan, İstanbul'dan ve yurdun dört bir tarafından kopan yüzlerce otomobil, otobüs Abant'ı dolduruyor. Abant, Türkiye'nin cennetidir ve şöhretini böylece yapmıştır. Adı yurt dışında da yayılmış olan ABANT, değerli bir bağ-ü iremdir ve gelecekte Avrupa'nın, Amerika'nın turistlerini de çekecektir.

 Bolu Halkevi'nin hatıra defteri, Bolu Vilayeti içindeki yüz binlerce defterin en talihlisidir. Onun içinde, Büyük Atatürk'ün yukarıdaki yazısı vardır. Onun içinde İsmet İnönü'nün yazısı vardır. Defter, Halkevlerinin kapatılışından sonra uzun müddet Halk Partisi tarafından muhafaza edilmiştir. Şimdi yeniden teşekkül eden Halkevi'nin bu büyük kıymeti kendi muhafazası altına almış olacağını zannederiz.
(Çele Dergisi 5.sayı. Temmuz 1963.Sh:8,9.Vahap Tunçer)

FIKRA VE GEÇMİŞTEN HATIRALAR
İCRA MEMURU HAKKI EFENDİ (Tahir Hitit'in babası)
Muhsin Karamanoğlu.

Mesciler Köyü'ndeki küçük fakat bakımlı çiftliğinde; koyunculuğun ıslahına, koyunlarından renkli yün almaya çalışmış.

Isparta'dan getirdiği gülfidanlarıyla, gül bahçeleri yetiştirerek, gül yağı istihsaline uğraşmış.

Büyüksu'daki arazisinde, dutluk ve böcekhaneler yaparak ipek böcekçiliğinin Bolu'da yapılmasına gayret etmiş ve bu işlerde muvaffak olmuştu.

Boş zamanlarında koyunlarından istihsal ettiği renkli yünleri ile yine kendi yaptığı makinelerde, incecik eğirerek elde ettiği ipliklerden kumaş dokur, dokutur. Bu kumaşlardan elbise biçer, diker ve giyerdi.
Birinci Cihan Harbi'nde, fındık örgü denilen yün örgüsüyle gri renkte bir palto örerek giymişti.

Zamanını değerlendirmesini bilen temiz, azimli ve çalışkandı. Musikiden anlar, bazen ney çalardı.
Akşamları hafif içki alır; ezan okunur okunmaz da hemen başı açık olarak namazını kılardı. Bir gün başı açık namaz kılmak günah değil mi diye sormuştum. Bana; Arafat'ta Vakfeyede mi başımız örtülü duracağız diye cevap vermişti. Arkadaşları arasında iyi bir mevkii vardı, zevk sahibi, latifeden hoşlanırdı.

Temiz bir insan ve her hali ile hakikaten tam bir kalem efendisi olan Müsevvit Ahmet Efendi ile(Nuri ve Rıfat Taşkın'ın dedeleri)çok iyi anlaşır ve sevişirler, ekseri Cuma tatillerini çiftlikte beraber geçirirlerdi.

Ahmet Efendi; bir Ramazan günü güzel bir tezkere yazarak, Ramazan'ın on beşinci günü, Adliye erkânı ile birlikte iftara buyurmalarını Hakkı Efendi'den rica eder.
Hakkı Efendi tezkereyi alır, okur getirene mütebessim bir çehre ile, davete elbette icabet ederiz, memnun olduğumu ve selamlarımı Ahmet Efendi'ye söyleyin, der.
Ramazan'ın on beşinci gününü iple çeken Ahmet Efendi'nin beklemesi boşuna gider.

Ertesi günü Hakkı Efendi özür diler. Çok işi olduğunu ve çiftlikten gelemediğini söyler ve bu iş de böylece kapanır.

Bir sene sonraki Ramazan'ın on beşinci günü; Hakkı Efendi önde bütün Adliyeciler arkada, Ahmet Efendi'nin kapısına gelirler. Kapıyı çalarlar. Cumadan bakan Ahmet Efendi'nin eşi Ayşe Sabiye Hanım, aman Ahmet Efendi, İcra Memuru Hakkı Efendi ve bütün Adliyeciler kapıya gelmişler, bir şey mi var, diye seslenir. Kapıya koşan Ahmet Efendi, bir şey yok, sen bizi davet etmemiş miydin? İşte iftara geldik, der.

Durumu hatırlayan Ahmet Efendi, kıpkırmızı olur ve eve buyurun eder, eder ama mütevazi evinde o akşam için bir çorba ve bir de pastırmalı yumurtadan başka yemek yok, topa da beş on dakika var.

İyi bir ev hanımı olan Sabiye Hanım, mahcup olacakları için telaş eder, fakat bir taraftan da, bol miktarda iftarlık hazırlar ve başkaca da bir şeyler yapmak için uğraşırken, Hakkı Efendi'nin bu baskını yapmakla beraber, arkadaşını ve hanımını büyük bir sıkıntıda bırakmamak için evvelden hazırlattığı yemekler gelir. Bol bol yenilir, içilir ve neşeli bir iftar yapılır.

Davet tezkeresine, bir sene sonraki tarihi koyan Ahmet Efendi, cezasını bir hayli ter dökmekle çeker ve zeki arkadaşının, yemek getirmeyi de ihmal etmediği için memnun olur. Teşekkür eder.

Yetiştirdiği sakız cinsi koyunların nesline, hala Seben ilçemiz köylerinde rastlanmaktadır.

Memlekette küçük sanayi kurulması için çalışmış.Evlatlarına memleket sevgisi ve çalışma aşkı aşılamış,Bolu'muzun nadir yetiştirdiği insanlardandı,Allah rahmet eylesin!...
(Çele Dergisi 32.Sayı. Aralık 1965. Sh: 26,27.Muhsin KARAMANOĞLU)


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Hafriyat kamyonunun altında kaldı18 Ağustos 2017 Cuma 12:30
  • Zabıta fırça attı18 Ağustos 2017 Cuma 12:14
  • Festival güzelleri18 Ağustos 2017 Cuma 11:39
  • Park halindeki araçlara çarptı18 Ağustos 2017 Cuma 10:49
  • 500 Bin Abant alası18 Ağustos 2017 Cuma 10:33
  • GÖRDÜNÜZ SİZDEN DAHA İYİYİM!18 Ağustos 2017 Cuma 00:03
  • 73 Sanığın yargılanmasına devam ediliyor17 Ağustos 2017 Perşembe 20:43
  • Hedefinizi seçin, mesleğinizi belirleyin”17 Ağustos 2017 Perşembe 16:42
  • Çay Gökpınar köyü susuz kaldı17 Ağustos 2017 Perşembe 16:34
  • Ağaçlara su takviyesi17 Ağustos 2017 Perşembe 16:20
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim