• BIST 99.547
  • Altın 237,588
  • Dolar 6,1013
  • Euro 7,1788
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 10 °C

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER IV

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER IV

BOLU’DA KIŞ SOHBETLERİ  Reşat AKER

   “Kış gecelerinin ilk günlerinden itibaren yapılan sohbetler, Bolu’nun bütün halkiyatını göğsünde toplamıştı. İşitilmemiş türküler, özel adetler, sazların ve sözlerin nağmeleriyle nesilden nesile yaşıyor.

   Sohbet; eğlenmek ve hoşça vakit geçirmek için yapıldığı gibi, aynı zamanda memleket gençliğine tam bir seciye vermek, adam yetiştirmek gayesini de taşır. Sohbette bir bey ve bir de hıcıp denilen adam seçilir. Hıcıp, bir havlu veya büyücek bir mendilden yaptığı tura ile beye seslenerek oyunu devam ettirir. Konuşan olursa bey, şekerli veya sade tarafından tura vurulmasını emreder. Ve daha başka türlü cezalar da verilir.

   Bir sohbet örneği:

   Hıcıp —Buyur Bey!

   Bey — Kimdir o?

   Hıcıp – Niçin bağlamalar öksüz öksüz duruyor? Yoksa tellerine pas mı düştü?

   Bey – Vuruversinler bir oyun havası. (Oyun havası çalınır.)

   Hıcıp —Konuşanlar var!

   Bey  – Atıver şekerli tarafından iki tura…

   Hıcıp  – (Halka dönerek) Kürkünü giymiş, köşeye kurulmuş, sanki kadı kızına vurulmuş. Ne dersiniz bu işe? Babasından mı kaldı ona bu köşe?   

   Oradakiler  – Kalmadı!

   Hıcıp  – Öyle ise eski beyin zartı zurtuna geçti.Yeni beye bir kürk (Turayı vurur)

   Hıcıp --  Buyur Bey!

   Yeni bey  –Kimdir o?

   Hıcıp  –  Ses yok, Bolu pazarında değiliz. Aker’den Aşık Dertli’nin bir koşmasını isteriz. (Koşma okunur) Koşma biter bitmez türkü başlar… “ Çatal çama kurşun attım değmedi “

   Hıcıp – Buyur Bey.

   Bey – Kimdir o?

   Hıcıp –  Köroğlu bizim köylüdür. (Köroğlu havası başlar.)

   Hıcıp – Buyur Bey.

   Bey – Kimdir o?

   Hıcıp –  Reşat Aker çocukluğunu anlatsın.

   Bey –  Çatal matal kaç çatal, gözünü yumun da soruverin.

   Hıcıp – Çat çat çarığı, çatman başının yarığı, imdatların yiriği, çini mini çatal matal kaaaç çatal?

   Reşat Aker  – Üç.

   Hep bir ağızdan – Bilemedi kaldır küp. (Oyun havası başlar)

   Hıcıp –  Buyur Bey.

   Bey – Kimdir o?

   Hıcıp – Sizi görmeye gelenler var, fakat elleri boş.

   Bey  – Ben gösteririm onlara, bey evine nasıl gelineceğini, değirmen kaşının nasıl delineceğini.

   Hıcıp – Yiyecekleri nedir ki, iki büyük dana, üç kazan pilav, iki katlı yün yatakda yatarlar. Üstlerine üç kalın atlas yorgan da yeter.

   Bey – Doğru söyledin. Alın konuk odasına, bekletmeyin. Ocak yanıyorsa söndür, sofra kurulu ise kaldır, postlar serili ise atıver dışarı, sayemde rahat bir gece geçirsinler. Gördükleri düşü yarın sabah gelsinler, bana anlatsınlar.

   Hıcıp –  Ağlıyorlar.

   Bey – Bağışladım. Maksadımız gülüp eğlenmek, söğüt gölgesinde dinlenmekti… “

                                                                                       Reşat AKER

                                                                                       Sesimiz Gazete Arşivi.16.05.1987 tarihli nüsha.

                                                                                                                            

BOLU EĞLENCELERİ   M.Zekâi KONRAPA

    “ …Bayramlarda köylülerimizin yemekli  ‘Bayram çıkarma ‘ adetleri dört gün sürerdi. Bayram çıkaramayan köylüler üzülürler, bunu bir felaket sayarlardı. Bu adet, havanın müsaadesine göre, ya kapalı evlerin elverişli odalarında veya çimenli, meyvalı bahçelerde, umumi sofralarda davetlilere yemek vermek suretiyle yaşatılırdı.

Bu sofralar herkese açıktı. İçlerinde her çeşit yemekler bulunan yirmi veya otuzdan fazla sahanlar, uzunca tahtalar üzerine sıralanır, genç delikanlılar tarafından iki ucundan tutularak, sofralara kadar taşınırdı. Yemeklerden sonra, pehlivan güreşleri başlardı. Bir taraftan davullar çalar, birkaç köyün ortasında genç ve ihtiyar köylüler, misafirler toplanır, derece derece milli güreşler yapılır, neş’eli vakitler geçirilirdi. O zamanlar, köylerimiz çığ gibi yetişmiş delikanlılarla, sıhhatli, gürbüz gençlerle dolu idi. Harp yok, askere giden silâh altına alınan azdı.

Esnaf, mesleklerine göre, oturmalar yaparlardı. Uzun kış geceleri, ‘arifâne’ denilen sohbetlerle, yazın yemekli su kenarları ‘Bilhassa Büyüksu’ gezintileri ile Ilıca âlemleri ile gayet samimi, neşeli vakit geçirirlerdi. Arifâne gece sohbetlerinde ziyafetler pek külfetli olurdu. İçkisiz tura oyunlarından sonra, gece yarısına doğru alaturka mükellef sofralar kurulur, içi doldurulmuş sıt sırta çifte hindiler,su börekleri,baklava tepsileri,nohutlu pilavlar büyük siniler üzerinde görülürdü…”

Bolu Tarihi -Geçmişte Bolu.. M.Zekai Konrapa.

Bolu Vilayet Matbaası.1960. (Sh:  581)



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Topraktan bereket fışkırıyor24 Eylül 2018 Pazartesi 14:37
  • İtfaiye hemen müdahale etti24 Eylül 2018 Pazartesi 14:28
  • Proje kapsamında Taşkesti yaylalarında yürüdüler24 Eylül 2018 Pazartesi 14:23
  • Altın’da talep toplama başladı24 Eylül 2018 Pazartesi 14:08
  • Ahilik ve Halk Kültürü sempozyumda konuşuldu24 Eylül 2018 Pazartesi 12:15
  • İzzet Murat’ı makamında ziyaret ettiler24 Eylül 2018 Pazartesi 12:05
  • Eski binbaşı gözaltına alındı24 Eylül 2018 Pazartesi 11:47
  • Anız yangını panik yarattı24 Eylül 2018 Pazartesi 00:33
  • Tabiatın kalbi Triale yürüdü24 Eylül 2018 Pazartesi 00:27
  • Dünyanın en uzun içme suyu hattı24 Eylül 2018 Pazartesi 00:20
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim