• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 3 °C

Bellekte kalan ilginç anılar

Mustafa Namdar

İnsanların yanlışı olmaz mı? Hele de öğrenciyse bu yanlışları halka halka birbirine ekleyip zincir yaparak uzatmak mümkün. Hangi makama gelmiş olursa olsun öğrencilik yıllarında kopya çekmedim diyenimiz sanırım çok azdır. Çoğu kez de yeri geldiğinde anlatılan olayların başında gelir kopya çekme maceraları ve yapılan hazırlıkları…

YEMEK FİŞİ

Okulda yarım yatılı sistem içinde fakir öğrenci ağırlıklı öğlen yemeği çıkardı. Sınıflardan titizlikle seçilen fakir öğrencilerle birlikte evi uzak öğrencilerimiz de sembolik bir ücret karşılığında yararlanırdı yemekten.

O dönemlerde 120-150 öğrenci yararlanırdı bu yemekten.

Karmaşayı önlemek, gelmeyenlerin yerine yemek yiyen açıkgözlerin önünü almak için her ay başka renkte fiş dağıtıyorduk hak sahiplerine.

Bir ara dağıtılan yemeklerin yetmediği, sanki sıra dışı yemekten yararlananlar var gibiydi. Nöbetlerde kontrolleri sıklaştırdık ama nafile, herkesin elinde idarece dağıtılan fişler vardı. Ya da biz öyle sandık bir süre. Sayı artıyor ama herkesin elinde de fişi vardı.

Uzun bir araştırmanın sonucunda sorunu çözdük. O yıllarda fotokopi makineleri yeni yeni piyasaya çıkmaya başlamıştı. O dönem yeni kayıt öğrencilerden ufak tefek, sempatik, tüm öğretmenlere şirin görünen, güzel konuşan bir öğrencimiz bulmuştu işin kolayını.

Bizim dağıttığımız fişlerden fotokopi yaptırıp satıyormuş arkadaşlarına. İdarece hazırlanan liste dışında yemekten yararlanan öğrenciler arasında yapılan soruşturmada ser verip sır vermiyordu öğrenciler. Her bayrak töreninde bazen tatlı bazen sert sözcüklerle sitem ediyordum öğrencilere…

Bir gün akşam üzeri son dersten çıkılmıştı. Bir öğrenci bekliyordu kapımın önünde. Hayrola aslanım bir derdin mi var? dediğimde, mahcup bir tavırla ”Şu yemek fişleri için konuşacaktım. Ama arkadaşımıza ceza verirsiniz diye şimdiye kadar bir şey söyleyemedik. Sizin her konuşmanızda biraz daha eziliyor, biraz daha üzülüyoruz” dedi. Odaya girdik, kapıyı kapattım bir şey yapmayacağım, anlat bakalım dedim.

Hani o bizim ufaklık var ya şirin, sevimli ufaklık. O imiş olayın cin akıllı kahramanı. Bizim paralı olarak verdiğimiz yemeği yarı fiyatına satıyormuş uyanık…

Ertesi gün çağırdım. Bak sen zeki, çalışkan, sempatik, bütün öğretmenlerin sevgisini kazanan bir öğrencisin. Yapılan genel soruşturmada adres sen oluyorsun. Okuldan atılabilirsin. Nasıl yaptın bu işi, nereden aklına geldi? Olay aramızda kalacak. Hadi bakalım anlatıver şu olayı dediğimde yüzü kızardı, gözleri dolu dolu. Öğretmenim ailemizin ekonomik durumunu biliyorsunuz.

Arkadaşlarım sinemaya pastaneye gidiyor, ben gidemiyorum. Onların yaptıklarına özeniyorum ama param olmadığı için yapamıyorum. Ben de böyle bir yöntem buldum dedi.

Babasını çağırıp her şeyi anlattım. Çocuğuna hiçbir şey söylemeyeceğinin sözünü aldım. Her ay kendisine arkadaşlardan topladığım üç beş kuruşu babaya verip bunu oğluna, baba harçlığı olarak vereceksin, dedim. Anlaşmıştık, herşey düzgün gidiyor, arada bir soruyordum nasıl gidiyor, bir sıkıntın var mı diye. Hep gülerek ama mahcubiyet içinde, yok öğretmenim sağol, diyordu.

Yaşanılan olayın en ilginci ve hisse alınacak yönünü sene sonunda okulların kapanmasına bir ay kala yaşadım.

Bizim ufaklık kapıda bekliyordu. Avucunda sıkı sıkı tuttuğu kağıt paralar vardı. Hayrola ne var dediğimde. Bir şey vereceğim. Onun için bekliyorum. Ben yaptığım olayla arkadaşlarımın hakkını yedim. Babamın verdiği harçlıklardan biriktirdim. Belki sattığım fişlerin tam karşılığı değil ama bu kadarını size vermek istiyorum. İhtiyacı olan arkadaşıma verirsiniz. Yolun başında meydana gelen bir sapmanın düzeltilmesine tanık olmanın mutluluğunu yaşıyordum. İşte eğitim bu olmalıydı. Getirdiği parayı kendine iade ettim. Sarıldı, koşarak uzaklaştı…

04.02.2009

Bu yazı toplam 409 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim