• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

BEN HERŞEYİ BİLİRİM SİYASETİ

Mustafa Namdar

Kanal D’de başlayan bir eğlence programı. “Ben Bilmem Eşim Bilir.” Her ne kadar eğlenceli bir yarışma programı gibi görünse de aslında; bir yastığa baş koyan aile bireylerinin birbirlerini ne kadar tanıdıklarını gösteren uygulamalı bir yarışma. Bazen eşler arası beceride tam isabet, bazen duygusallığın tetiklenmesinde abartılı bir beklenti, ya da güvensizlik…

Tıpkı siyasetin kaygan zemininde denge kontrolü yapmakta zorlanan siyaset ben bilirimcisi. Var olan yetkinin sınırlarını zorlayarak “Ben her şeyde yetkiliyim, ben bilirim” egosu teslimiyetçiliği.

Devlet, Millet veya devletler arası ilişkilerde devlet işlerini yürütme, düzenleme sanatı olarak tanımlanan siyaset, bazen kara kaplı kitabın önünde tutulduğunda sonucu (A) olarak beklerken maalesef (B) olarak karşımıza çıkabiliyor. İşte o zaman anlıyorsunuz ben her şeyi bilirim siyasetinin anlamını… O zaman anlıyorsunuz ben her şeyi yaparım bencilliğini.

Zaman zaman kendi siyasetinizi içinizde saklamaya fırsat bulamasanız da, birileri sizin siyasetinizi açıklayıveriyor. Üzülüyor, kendinizden şüphe ediyorsunuz. Ne tuhaf kendime sakladığım siyaseti başkaları biliyor, ne garip!...

İş mi arıyorsunuz, referans mı lazım? Alacağınız kartvizitle bilinmeyen yönler ortaya çıkar siyasetçi sayesinde. Kamuda görev mi almak istiyorsunuz, ön koşul KPSS sınavıdır. Bildiklerinizle alacağınız puanda, bilemedikleriniz ağır basar, yine bilemedim der düşersiniz yollara, bilemem dediklerini biliyorum diyenlerin peşine… Bir de ben her şeyi bilirim diyenlerin sözüne…

Spor kulübü tutar gibi olduk. Maçtan önce başlıyoruz tezahürata. “Ölmeye ölmeye geldik, burası ……….. buradan çıkış yok.” Oyunu kazanacak sahadaki takım! Takıma soruyorsunuz “kazanır mıyız?” cevap; biz bilemeyiz taraftar bilir. Yönetim bilir… her şeyi bilirimciler bilir.

Hep deniyor ya insanlar bir arada sorunsuz yaşamaları için birbirleriyle iletişim kurmalı, anlaşmalı, anlaşabilmek için iletişim kurmalı, sormalı, sorgulamalı, öneride bulunmalı. O zaman da deniyor ki; dil fazla uzadı, keserler haa. Peki ne yapalım? Ben bilmem işin siyasetçisi bilir…

Ahh siyaset ahh. Sen neymişsin sen! Ortak akıl toplantılarında hükmün geçerli. Kimi makam mevkide, kimi hizmet erbabı tanımlamasında kararın yeterli. Kimi de arslanı kafese alıp kediye boğdurmakta sihirin etkili.

Tarlada başaklar sarı sarı, ince bir dal üzerinde boy veriyor. Kiminin içi dolu boynu eğri, kimi boş başak ama dik duruyor. Sen dolusun, sen boşsun diye ayırmıyor tırpan. Harman olup işleniyor sapıyla başağıyla boş dolu. Kimi sofraların nimeti bereketi oluyor, kimi sap samana karışıp doyuruyor karınları. Allah’ın adaletinde siyaset yok. Boşu da dolusu da canlıların hizmetinde, O ben bilmem demiyor…

Yaşamın her evresinde, hayatın yol haritasını çizmekte, Allah’ın verdiği aklı ipotek edip ben ne dersem o olur mantığıyla hareket etme zorlaması, insanların düşüncelerinde kendi siyasetinde bile şüpheye düşürüyor. Ben her şeyi bilirim siyaseti çıkmazına getiriyor. Ben bilmem siyaset bilir. Gerçekleri görmeyi engelleyen dedikodu furyasında köşe kapmaca oynayanlar, zihinleri bulandırıp kenara çekilir, insanların onurlarıyla oynamaktan dört köşe oluyorlar. Onlar gerçeği göremiyor olabilirler. Kırılan kırılmış, sırça küp parçalanmış kimin umurunda. Bir kurum yok olacakmış dert mi?

Devlet Millet birlikteliğinde kartlar açık. Vatandaşlık hakları açık, her şey devletin güvencesinde olmalı. Bu da Beşeri Adalet dediğimiz devletin yasalarıyla olur. “Sonuçta benim bilmediğimi devlet bilir, ilahi adalet bilir. Dedikodu üreten bohçacılar değil” diyemiyoruz.

Evinde bazlama açmasını bilmeyenler başkasının evine baklavalık yufka açmaya gidiyor. Olanları göre akil insanların da basiretleri bağlanıyor olmalı ki sen ne yapıyorsun diye sorgulamıyor. Sonuçta doğru eğri birbirine karışıp kırgınlıklara yol açan sözün özü yalan dolan, iftira kalıyor ortada…

Yalan dolanla yatıp kalkanlar, çıkar peşinde koşanlar transmisyon miline bağlı kasnaklar gibidir. Sistem üzerine bağlı bir makinayı durdurayım derken, şarteri kaldırdıklarında tümünü durduruverirler. Üretim durur. Taş bitti yapı paydos…

Ne diyelim bunlarda yaşamın ayrı renkleri. Ustalık; renkleri ayırmakta…

05.11.2012

Bu yazı toplam 559 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim