• BIST 75.929
  • Altın 129,521
  • Dolar 3,4434
  • Euro 3,6590
  • Bolu -5 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -6 °C

Benim DİNİM

İlhami Candemir

   Sayın okuyucular sizlerle bu gün haddim olmayarak ve hoşgörünüze sığınarak- DİN konusunda sohbet etmek istiyorum.

   Önce din nedir, buna bakalım; Sayın Prof Dr.Günay Tuncer ve Sayın Prof Dr.Abdurrahman Küçük’ün tanımlamalarına göre DİN; Yüce Allah tarafından konulan, Peygamberler aracılığı ile insanlara bildirilen akıl sahibi insanları kendi istekleri ile hayırlı olan şeylere sevk ederek dünya ve ahrette mutluluğa ulaştıran ilahi bir  KANUNDUR.

 Vallaha iki profesörün tanımına sizler ne dersiniz bilemem ama, ben bu konudaki biraz farklı birazda tamamlayıcı düşüncelerimi  yazımın ilerleyen bölümünde  “doğru sözü deliye söyletirler misali” sizlerle paylaşacağım.

Yazılarımı takip edenler bilirler ki bir başka yazımda  belirttiğim gibi(Regaip Kandilinin Düşündürdükleri) Ebu Zehul Giyariye göre tanrı tarafından 124  bin peygamber gönderilmiş olup bunların 315 resul yani elçi, diğerleri nebi yani  habercidirler.( Sakın ha,  Av.ne kadar çok dini bilgilere vakıf demeyin, bunları internetten aldım).

Bir başka yazımda da(hayatın olağan akışı yazısı), Müslüman ana-babadan olan çocuk otomatik olarak Müslüman oluyor demiştim. Şimdi yazıma bu kapıdan girmek istiyorum.

 Ben doğduğumda rahmetli babam nüfusa giderek kaydımı yaptırıyor, daha doğrusu yaptırmış oluyor ki nüfus kağıdım (kimliğim) çıkartılıp veriliyor. Otomatik olarak Müslüman sayıldığımdan (kulağıma ezan okundu mu doğal olarak bilmiyorum) nüfus kağıdımın DİNİ hanesine İslam yazılıyor(İyi ki öyle olmuş).Sonra akil baliğ olunca yani rüştümü kazanınca kendi kendime düşündüm, mademki ben Müslüman’ım o halde vecibelerimin’ dinsel görevlerimin) neler olduğunu öğrenmek adına bu din yani İslam dini nedir diye öğrenme ihtiyacını duydum ve acizane değişik kaynaklardan bir şeyler öğrenmeye çalıştım.

Önce hukuk fakültesinde -dinler tarihi hususunda -şunları öğrendim;

İnsanoğlu -yardıma ihtiyacı olmadığı için olacak ki- gücünün yettiği hususlarda Tanrıyı aramamış. Ne zamanki çaresiz kalmış işte o zaman kurtarıcıyı yani Tanrıyı aramış. Bazen yıldırımı, bazen yeri,bazen göğü, bazen güneşi,bazen ayı bazen bir hayvanı vs.vs  kutsallaştırmış,onlardan yardım istemiş. Bunlar tarihin karanlıklarında kalmış hususlar ise de  bu gün dahi biz insanoğlu aynı şeyi yapmıyor muyuz,  bir tabii afet durumunda ne yapıyoruz, Tanrıya yalvarıyoruz, yardım istiyoruz. Tedavide çaresiz kalındığında hasta için “dua edin” demiyor muyuz.Kimden yardım istiyoruz, güneşten,aydan,puttan,vs. değil .Yaradan’dan istiyoruz. Havalar kurak gittiğinde sulama yapıyoruz,bunu Tanrıdan yardım istemeden yapıyoruz,sulama olanaklarının olmadığı yer ve zamanlarda yağmur duasına çıkmıyor muyuz? Çıkıyoruz.Bu tablo böyle.

Şimdi dönelim yukarıda belirttiğim iki profesörün din tanımına. Ne deniliyor? Tanrı tarafından, İNSANLARIN dünya ve ahiretde mutluluğu- huzuru için peygamberler ve kitaplar(kanunlar)gönderildiğinden söz ediliyor. İşte ben bu tanıma şu hususun da ilave edilmesinin doğru olacağını düşünüyorum.  Peygamberlerin ve kitapların (kanunların)sadece İNSANLARIN değil  TOPLUMLARIN  da  huzuru ve mutluluğu için gönderildiğini düşünüyorum. Esasen kutsal kitabımıza baktığımızda bunu açık bir şekilde görürüz.(Aşağıda bir nebze söz edilecektir.) Bu ne demek,Yaradan, ne zaman ki toplumun düzeni bozulmuş işte o zaman yeni  ve sağlıklı bir düzenin tesisi için peygamber göndermiştir ve hatta bazılarını kitabı ile(Kanunu ile)göndermiştir. İşte bu cümleden olarak  -yazımı uzatmamak için kestirmeden- kutsal dinimize gelmek istiyorum; Her ne kadar bazı din alimleri Tanrı kelimesinin kullanılmamasını,zira bu kelimenin çoğulunun da yazılabileceğini “Tanrılar gibi” Allah kelimesinin kullanılmasının daha doğru olacağını belirtmekte iseler de ben Tanrı derken neyi kast ettiğimi yani Allah’ımı kast ettiğimi bildiğim için bu kelimeyi kullanıyorum ve diyorum ki Tanrı o dönemdeki toplumun yoldan çıktığını,düzenin bozulduğunu gördüğü için  Peygamberimizi(SAS) ve kutsal kitabımızı göndermiştir.Şimdi bizlerin bu kutsal kitabımıza göre amel etmemiz gerekir.Peki ediyor muyuz;

Sizleri bilmem ama bana göre etmiyoruz, Örneğin kitabımıza göre bir insanı öldürmek insanlığı öldürmektir.  Bakıyorum da bir Müslüman “Allah-ü Ekber (Allah büyüktür) diyerek tetiğe basıyor, diğer Müslüman’ı öldürüyor, diğeri ise yani ölen Müslüman ise  Eşhedu enla İlah  illallah ve eşhedu enne Muhammed’en abdehu ve resuluhu, yani Şahadet ederim ki Allahtan başka ilah yoktur, Muhammet(SAS.)onun elçisidir diyerek ölüyor. Peki bu durum kitabımızın neresinde var? İkisi de “ben Müslümanım diyor” kime inanacağız.Bunun takdiri tabii ki Yaradan’ımıza aittir.

Örneğin yine Kitabımıza göre kız çocukları mirastan bir pay erkek çocuklar ise iki pay alması gerekirken öyle mi yapılıyor, hayır. Bu konularda adliye rafları davalarla doludur.Efendim diyeceksiniz ki yasa böyle.Ben burada şunu söylemek istiyorum “devletin dini olmaz, devlet laiktir  bu nedenle yasa böyle olabilir ama ben Müslümanım diyerek başına türban geçiren kız çocukları miras meselesine gelince ben hakkımın yarısından feragat ediyorum diyor mu,hayır.

 Bakara Suresi’nin278.ayetinde aynen ”Ey iman edenler Allah’tan korkun,eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin” deniliyor.Bu ayete uyan var mı,bilen söylesin. Vallaha ben İcra takiplerinde “ben faizden vazgeçiyorum” diyen alacaklıya rastlamadım.

 Kitabımıza göre tüm Müslümanlar kardeştirler. Peki memur alımlarında kardeşler arasında ayrım yapılıyor mu, yapılıyor,hak eden,liyakatli  olanlar iktidar partisinden değilse işe alınıyor mu,alınmıyor,işten atılıyor mu atılıyor,peki onların çocuklarının rızkı ile oynanıyor mu oynanıyor,(kul hakkı yiyenlerin vay haline).  ? Peki bu yapılanlar dinimizin neresinde var . Kitabımızda işi ehline verin denilmiyor mu!

   Yine kitabımızın 6666 ayetinin hemen hemen 1500 ayetinde şu  husus vurgulanıyor(öğütleniyor), İman edip Amel-i salihde bulunanlar cennetliktirler(Mealen).Yani iyi,hayırlı iş yapanlar cennetliktirler deniliyor.Peki etrafınıza bakın,medyayı izleyin,topluma bakın acaba kaç kişi amel-i salihde bulunuyor. Bazen ben diyorum ki yahu bu nasıl bir Müslümanlıktır. İşte İslam aleminin içine düştüğü girdap burada. Kitabımızdakiler doğru ama anlatılanlar yanlış  veya eksik. Din adamlarının söylemlerine bakıyorum, hemen hemen hepsi Tanrı ile kul arasındaki münasebetleri anlatıyorlar, insanlar arasındaki ilişkiler göz ardı edildiği için İslam toplumları bu günkü  ızdırabı yaşamak zorunda kalıyor. Bu nedenle bu dini cahil din adamlarının  elinden kurtaralım,gerçek dini bilen,öğreten din adamlarını yetiştirelim. Büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk böyle düşünmüş ve uygulamalarını bu yönde gerçekleştirmiştir. Cuma namazına gittim mi, alkolü yasakladım mı, alkol almadım mı,kadınların başlarını örttürdüm mü bu iş tamam( iman ve itikat)  diye düşünen siyasilere selam olsun.

                                                       

Bu yazı toplam 553 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim