• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

Beş yıl geçti aradan

Nadir Garipoğlu

            10.11.2004

12 Kasım 1999 unutulamayacak acılarla dolu ve unutulmaması gereken bir tarih.

Biz mimar ve mühendislerin ise ders alması gereken bir tarih.

Arşivimi şöyle bir karıştırdım. 13 Kasım tarihli gazetelere baktım. O ne dehşet verici bir durum Yarabbim.

Evler yıkılmış, yollar kaymış, Bolu Dağı çökmüş, şehirlerde binlerce insan enkaz altında kalmış, yaralanmış, ölmüş, evsiz barksız insanlar sokaklarda barınacak yerleri yok, korku ve dehşet içinde artçı sarsıntılar devam ediyor.

Devlet vatandaşlarının yaralarını sarmak için bütün imkanlarını kullanıyor. Bolu'da Nusret Miroğlu Valim, Sakarya'da Yener Rakıcıoğlu Valim olağanüstü gayretle çalışıyor ve çalıştırıyorlar.

Askerlerimiz her felakette olduğu gibi halkının yanında enkazdan insanları çıkarıyor, cenazeleri kaldırıyor, barınmalarını sağlamak için çadırlar kuruyor tam bir teakkuz halinde.O günkü gazetelerdeki fotoğraflara bakarken hep bu acı dolu saatleri, günleri, ayları hatırladım.

Kriz masasındaki çalışmalarımız geldi gözümüzün önüne. İlin bütün idarecileri sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları tek vücut halinde vatandaşın acısını hafifletmek için seferber olmuşlar birlik ve beraberliğin en güzel örneklerini veriyorlardı.

Biz Bolu olarak diğer illere göre çabuk toparlandık.

Aradan beş yıl geçti, bu deprem insanların yaşam tarzında da büyük değişikliklere neden oldu. Şimdi insanlarımız az katlı bahçeli evlerde yaşamak istiyorlar. Zaten apartman ev değildir zaruretten doğmuştur.

Apartman yaşamı ilk olarak Avrupa ve Amerika ülkelerindeki şehir merkezlerinde (nüfusun yoğun olduğu) ucuz barınma ihtiyacından doğmuştur. Amaç dar bir alanda çok kişinin daha ucuza ikamet etmesini sağlamaktır.

Bir batılı için apartmanda yaşama süreci öğrencilik yıllarında, iş hayatına yeni başlanan dönemlerde, bekarken ve yeni evlilik yılları ile sınırlıdır.

Ne zaman çocuk sahibi olunur, iş hayatında bir yere gelinir, işte o zaman ömür boyu borçlanarak da olsa, gerçek bir ev sahibi olmayı hedefler batılı insan.

Apartman dairesi onun anlayışına göre asla gerçek bir ev değildir.

Amarika'da psikologların yaptığı bir araştırmaya göre; apartmanda yaşayanların ve yüksek binalarda doğup büyümüş kişilerin ileriki yaşlarında aidiyet duygusunun gelişmediğini ve yalnızlık psikozuna girdiklerini kanıtlamışlardır.

Oysa bahçeli, müstakil bir evde büyüyen kişiler ileride kendilerini daha güvende hisseden, kendisiyle barışık, komşuluk ilişkileri, doğa sevgisi gelişmiş ve ruh sağlığı yerinde insanlar haline geliyormuş.

Alpağut Köyü yolu üzerinde yaptığım ve halen oturduğum depreme dayanıklı Çelikevlerden sonra şimdi o yol üzerinde ve Bolu'nun çevresinde pek çok kişi bahçe içinde müstakil evler yaptırmaya başladı. İnsanların deprem korkusu olmadan güvenle yaşayabildikleri bu çok güzel evler o yolu süslemekte, şehri güzelleştirmekte ve Bolu’daki yerleşim alanlarını genişletmektedir.

Dedim ya, bir merkeze sıkışıp kalmadan çevreye yayılarak ama güzel evler yaparak yaşamak deprem sonrası yaşam tarzımız, düşüncemiz ve arzumuz oldu.

Bu yazı toplam 298 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim