• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Bolu -4 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -12 °C

Beyaz Et Festivali

Bülent Dinçtürk

Geçtiğimiz hafta yerel gazetelerde, Bolu’da Beyaz Et Festivali düzenlenmesi çalışmaları yapıldığını öğrendik. Öncelikle, Türkiye’nin beyaz et ihtiyacının yüzde otuzunun Bolu ve çevresinden üretildiğini belirtmekte yarar var. İlimize ekonomik yönden büyük katkı sağlayan beyaz et sektörü,zaman zaman sıkıntılı günler geçirir. Buna en büyük etken de kuş gribidir. Esasen entegre olarak çalışan firmalarda böyle bir korkudan bahsedilmesi son derece gereksizdir. Ancak sektöre büyük darbe vurarak ekonomik sıkıntılara sebep olmaktadır.

Halkımızın ve ülkemizin beyaz et tüketimi ve faydaları konusunda bilinçlendirilmesi için düşünülen bu festivalin son derece yararlı olacağı şüphesizdir.

Öncelikle Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Abdullah Öztürk’ü bu çabalarından dolayı kutluyorum. Çalışkan ve azimli bir insan olarak bu işin üstesinden geleceğine inancım tamdır.

Ayrıca halkımızı, sağlıklı yaşam için beyaz et tüketimine yönlendirmek açısından yapılacak sempozyum ve konuşmalar, son derece faydalı olacaktır. Eskiden sadece bütün olarak pişirilen beyaz etin, bugün parçalara ayrılarak değişik sistem ve şekillerde pişirilmesini de vatandaşlara anlatmakta yarar var. Festivalin yapıldığı günlerde ulusal ve yerel gazetelerin eki olarak beyaz et yemekleri adı altında birer küçük kitapçık hediye edilmesinde yarar var.

Bir vakitler ülkede mercimek stokları çoğaldığı için televizyonlarda, sürekli olarak yeşil mercimeğin faydalarından ve pişirilmesi konularında programlar yapıldı ve böylece stoklar eritildi.

Üniversite tatil olmadan Mayıs ayının ikinci yarısında yapılırsa “BEYAZ ET FESTİVALİ” her yönüyle olumlu bir harekettir. Bolumuz’un ekonomik potansiyeline, entegre firmalara, üreticimize büyük faydalar sağlayacağı kesindir.

Böyle bir festivali tüm Bolu halkı olarak desteklemek ve yapımına katkıda bulunmak bir vatandaşlık görevlidir. Şimdiden çalışma yapanlara ve maddi manevi katkıda bulunanlara Bolu adına teşekkürlerimizi sunarız.

İRAN VE TÜRKİYE

Geçtiğimiz hafta İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Gholam Ali Haddad Adel Türkiye’yi ziyaret etti. Bu ziyaret esnasında Konya’da Mevlanayı ziyaret edip, Anıtkabir’e gitmemesi dikkat çekti.

Ayrıca İran Büyükelçiliği’nde onuruna verilen yemekte yaptığı konuşmalar, sorduğu sorularla herkesi sinirlendirdiğini gazetelerden takip ettik.
Adel şöyle diyor: “Atatürk sonrası Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin din konusuna soğuk yaklaştığına yönelik bir algılama var. Laiklik din düşmanlığı mı, bu algılama doğru mu anlamak istiyoruz” diyor. Bu soruya emekli Büyükelçi DYP Genel Başkan Yardımcısı Nüzhet Kandemir cevap veriyor: “Algılamadaki yanlışı soru olarak buraya taşıyacak değil, bu yanlışı düzeltecek olan siz devlet adamlarısınız. İki ülke arasındaki ilişkileri bu tavırlar olumsuz etkiler” diyor. Yemek sırasında bu tür densiz, ipe sapa gelmeyen birçok sorular soruyor ve tansiyonu yükseltiyor.

Şimdi kendime sormadan edemiyorum: “Son zamanlarda ülkemize karşı gerek Avrupa’dan, gerekse çeşitli ülkelerden haddini aşan sesler yükselmektedir. Peki bizim ülkemizi temsil edenler bu tür densizlikler yapıyorlar mı? HAYIR. O halde bu densizlere gerekli cevapları vererek susturmak da ülkemizin yetkililerine düşer. Biz İran’ın siyah çarşaflarına, taş devri giyim kuşamına, bağnaz tavırlarına, gerici zihniyetine karışıyor muyuz?”

Laikliği sorgulamak bu haddini bilmezlere mi düştü? Ama ülkemizdeki aydın ve siyasetçilerin laikliği ard niyetle tartışmaya açmalarından, bu gericilerin de bundan cesaret alarak küstahlaşmalarına sebep oluyor. Sorumlu mevkilerdeki insanların daha dikkatli konuşmaları gerekmez mi? 80 yıldır laikliği anlamayanlara laikliği nasıl anlatacağız bilemiyorum. Gereksiz tartışma ortamı yaratanlar, ülkemizi bir takım maceralara sürüklemek niyetinde olanlardır.

KONUŞAN TÜRKİYE

Demokrasi kelimesini iyi ve doğru yorumlayanlar, konuşan Türkiye sloganını da doğru çözenlerdir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşmasına rağmen, bu konuyu tartışmayanlar veya konuşulmasından hoşlanmayanlar, demokrasi özürlülerdir.

Ülkenin idaresinde 7 sene söz sahibi olacak kimsenin her yönüyle tartışılması doğaldır. Zaman gelince bu parlamento içinden biri seçilecekti diyerek konuyu kapatmak, halkımızı tatmin edecek cevap değildir. Halkı depolitize etmeye kalkarsanız, ülkeye zarar verdiğiniz gibi rejime de zarar verirsiniz.

Ülkeye zarar vermeden her konuyu tartışmaya açmak demokrasinin gereğidir. Demokrasiyi hazmetti iseniz herşey çok kolay halledilir.

İyi haftalar dileğiyle. 

Bu yazı toplam 790 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim