• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C

BİÇARE -ÇARE

N. Gürkan Yetkin

BİÇARE:

İktidar, iç politikada hata yapabilir. Bu hataları sonradan ya kendisi, ya da ondan sonra iktidara gelecek olan düzeltebilir. Ancak dış politika hatayı affetmez. İktidar, iç politikada dışarıdan dayatmalı açılım senaryolarını oynamadaki beceriksizliğini dava dosyaları ile kapatmaya çabalarken, attığı her hamlede dışarıda bir çoban matı ile karşı karşıya kalmakta. Özden Örnek Paşa'ya ait olduğu mahkeme kararı ile tescillenmiş olan darbe günlüklerini incelediğimizde gözüme çarpan en can alıcı nokta, en Batıdan bir işaret beklentisi olmuştur. Ülke, demokratikleştirilmeye çalışılırken, her geçen gün başka başka isimlerde darbe planları ortalıkta gezinirken, yargı kendi içinde çıkmaza girmiş, tüm sarmallar birbirine dolanmış bir halde en belirgin yollar dahi çıkmaz sokaklara dönüşmüştür.
Hazırlıksız başlatılan operasyonlar, beceriksizlik ve iradesizlik sayesinde tam bir güvensizlik ortamı doğurmuş, ortaya çıkan kaostan kurtuluş referandumlara veya erken genel seçimlere bırakılmıştır.
Tüm bu belirsizlik içersinde, Ermeni Soykırımı iddialarının temsilciler meclisinden yangından mal kaçırır gibi geçirilmesi tam anlamıyla morallerin dibe vurmasına sebebiyet vermiştir.

İktidar “one minute!”nin faturasını fena ödemek zorunda bırakılmıştır!

ABD, Türkiye'den gelecek olan tepkilere, ”Yes! We can!” sıkıysa sizde yapın demektedir. ”Her şey bir göz kırpmama bakar!” tehdidi, açıkça olmasa bile, dolaylı olarak ifade edilmektedir.

Bazıları, ”Bu karar sadece komisyondan geçti, meclisten geçmez!” diyerek kendilerini avutabilir. Ancak bu sonuç, ABD de yaşayan Ermenilerin uzun yıllardan beri verdikleri mücadelenin en büyük meyvesidir. Bu saatten sonra bu karar her fırsatta, ısıtılıp ısıtılıp Türkiye'ye bir sopa gibi gösterilecektir.

Peki Türkiye, özellikle Dış İşleri Bakanlığı, yani iktidar bu durumda ne yapacaktır?

İşte bu gün iktidar, tam anlamı ile BİÇARE'dir.

ÇARE:

Türkiye, yıllardır yürütülen yanlış iç politika sebebiyle, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde ayrıştırılmış, ”Biz ve ötekiler!” fikri ile kutuplaştırılmıştır. Tüm sorunlar, etki-tepki içersinde çözümsüzlüğe, kendi içinde açmazlığa dönüşmüştür.

Siyaset kurumu, halkın gözünde samimiyet ve güven duygusunu yitirmiş, bunun doğal sonucu olarak umutsuzluk, gelecekten beklentisi olan tüm halkı sarmıştır.

Özellikle ülkemizin en önemli dinamiği ve zenginliği olan genç nüfus,gelecek kaygısı içersinde köreltilerek pasifize edilmiştir.

Toplumun, en küçük parçası aileler, yaşanan buhranlardan oldukça olumsuz etkilenmiş ve bir çoğu parçalanmıştır. Toplumsal bu çöküş,ahlaki değerlerde de zafiyet doğurmuş, gündelik hayat çekilmez bir hal almıştır.

Tek çare, ortak mutabakat ortamının tekrar teşkili ve her türlü ayrımcılığın sona erdirilmesidir. Bu ancak, ortak akıl ve hoş görü ile mümkündür.

Bu gün meclisi oluşturan partilerin mensuplarında, bu milli mutabakatı teşekkül ettirecek irade ve hoş görü bulunmakta mıdır? Kesinlikle “Hayır!”

O halde, öncelikle hoş görü ortamını bozan, kavgacı, aşağılayıcı, şiddeti körükleyen, herkesle ve her kurumla çatışan siyasilerin tasfiyesi bir zorunluluktur! Uzlaşmadan yana, toplumu germeden sorunlara yaklaşım gösteren, halkın gönlünde samimiyet ve güven duygusunu yeniden yeşertebilecek, özellikle gelecekten beklentisi azalmış gençliği, tekrar tetikleyebilecek yeni bir heyecan ve anlayış gereklidir.

Farklılıkları, ayrışımın gerekçesi görmek yerine, bu farklılıklardan sinerji yaratma fikri, yeni siyasi anlayışın temelini oluşturmak zorundadır. Her türlü inanca hatta inançsızlığa dahi saygılı olabildiğimiz, insanımızın inançlarını özgür bir şekilde yaşayabilmesini devlet güvencesi altında sağlayabildiğimiz takdirde en kronikleşmiş sorunlarımızın çok kısa bir sürede, kolayca çözümlendiği görülecektir.

Demokrasi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri kılavuzumuz olduğu müddetçe hiçbir kurumla çatışmada doğal olarak ortadan kalkacaktır.

Korku, endişe, umutsuzluk zihinlerden uzaklaştığı takdirde “su akıp, izini bulacaktır!”

Sonuç olarak ÇARE vardır! Bu ülke insanı en olumsuz koşularda dahi biçare olmadığını tüm dünyaya ispat etmiş bir ecdadın torunlarıdır! Yeter ki biçare olmadığına tekrar inansın!

08.03.2010


Bu yazı toplam 1012 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim