• BIST 89.900
  • Altın 144,693
  • Dolar 3,6140
  • Euro 3,9061
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 10 °C

BİLİNMEYEN ATATÜRK -2-

Mustafa Namdar

Mustafa Kemali dönemin gelmiş geçmiş yöneticilerinden ayıran farklı şeyler olmalıydı.
-Koskoca bir imparatorluğun Ordu, bürokrasi, hazine kaynaklarına hakim binlerce insandan veya saltanat mensubu anca insandan hiç kimsenin göze alamadığı kurtuluşun, yeniden doğuşun savaşını, elinde hiçbir imkanı olmadan nasıl düşünebiliyor ve göze alabiliyordu? Dahası buna nasıl lehte sonuçlandırabiliyordu? Bütün bunları derin bir kehanet gücü ile yaşanacakları önceden bildiği için mi? Yoksa çocukluğundan beri okumaya ve öğrenmeye verdiği önem ile kendisini farklı bir şekilde yetiştirdiği için mi? Yıllarca okuyup araştırarak biriktirdiği bilgiler sayesinde mensubu olduğu millet varlığının tarihi zenginlerinden topladığı bilgiler onda doğal bir inanç ve irade yarattığı için mi?
-Mustafa Kemal Atatürk, tüm insanlık tarihi boyunca çok az insanda rastlanan bir entelektüel meraka ve zekaya sahip olmalıydı. Gece gündüz çılgınlar gibi okur, hatta savaş meydanlarında bile geceleri fener ışığında son derece ağır felsefi kitapları seçerek ve özel surette temin ederek okurdu. Bilgileri ayıklar, yargılar, değerlendirir, onlardan sonuçlar çıkarır bir çoğuna itiraz eder, onlarla adeta savaşırdı. İnsanlık ve Türklük tarihiyle alakalı konulara da çok özel önem verirdi.
- Mustafa Kemali farklı kılan en önemli özelliği: Bilgiye, öğrenmeye, okumaya, sadece okumakla kalmayıp, okudukları üzerinde derin tahlil ve tefekkürle oluşturmaya verdiği önemdir. Öylesine önem verirdi ki; savaş meydanlarında, cephede bile okumaya ve öğrenmeye ara vermeyeceğini, hatta ölümün bir adım ötede durduğu o en şiddetli çatışmalarda bile okuduğunu tutulan günlüklerden, bazı mektuplardan, yave ve yardımcıların tuttukları günlüklerden hem de görgü tanıklarının beyanlarından biliniyor.
- Bu konu da Anıtkabir Derneği tarafından yayınlanan 24 ciltlik bir kaynak kitaplar en büyük tanığımız. Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra üzerinde notlar yazıp işaretler koyduğu 24 ciltlik bir seri olmuş. ( 3997 kitap) okuduğu 500 sayfalık bir kitabın 20 sayfasında bu türden notları varsa bunlardan 20 sayfasının fotokopisi 24 ciltte tam 12 bin sayfa tutmuş.
Anıtkabir Derneği tarafından yayınlanan 3997 kitabı böylesine didik didik ederek okuma işini, hayatındaki en önemli şeyleri başardıktan sonra yapmıştır. Cumhurbaşkanlığı öncesi okuduğu kitaplarla ilgili bilgilere sahip olunmakla birlikte kayıtlara geçmemiştir.
-Mustafa Kemal Aristokrat, zengin veya asil bir aileye mensup değildi. Yetişme çağında sınırsız imkanlar sunulmamıştı. Hatta çocuk yaşta babasız kalmış ciddi sıkıntı yokluk ve yoksulluk içinde yetişmiştir. Bütün bunlara rağmen özellikle askeri öğrencilik yılları başladıktan sonra memleketin içinde bulunduğu durumu görmüş okuyup bilgilenerek kendisini yetiştirmiş kendisini geleceğe hazırlamış.
Mustafa Kemal'de ki okuma alışkanlığı çocukluk döneminde başlar. O bu durumu şöyle açıklıyor: ”Ben çocukken çok fakirdim. Ama iki kuruş elime geçtiğinde bulunan bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.” Atatürk uzun süre bir tarih kitabını okumaya devam etmesi üzerine Vasıf Çınar'ın; “Paşam! Bu kadar tarihle uğraşıp kafanı yorma. 19 Mayısta kitap okuyarak mı Samsuna çıktın?” sorusuna yukarıdaki cevabı veriyor.
Okuma, bilgi sahibi olma, bilgiyi yargılama, doğru bilgilerden doğru sonuçlar çıkartarak bu sonuçları hayata uygulama, vereceği kararlar ve yapacağı işler konusunda özellikle Türk tarihiyle alakalı bilgilerden beslenme hususları Atanın tüm hayatı boyunca en önemli hassasiyeti olmuştur. Onun özelliği vurgu yapan iki anı ile tamamlamak istiyorum.
1999 yılında Ahmet Yesevi Üniversitesindeki görevim süresinde Kazakistan'ın önemli Türkologlarından birisi emekli olduğu zaman alacağı ikramiye ile babadan kalan evi Türkoloji Müzesi haline getirme isteğinden bahsetti. Evi birlikte gezdik. Müzedeki odalarda Türkologlar için duvarda bir pano, önünde bir masa, üzerinde eserleri olacak. Pano üzerindeki bir mask veya büst dedi ve birinci sıradaki yerin Mustafa Kemal köşesi olacağını söyledi. Biran şaşırdım, ve Türkoloji Müzesi demiştiniz, yaşamı süresinde öne çıkan özelliği askerlik ve siyaset olan Atatürk'ün 1 nolu ve diplomattır. Ama aynı zamanda o tarihin gördüğü en büyük Türkologdur dedi.
1996 yılı eğitim dönemi başlarıydı. Yesevi Üniversitesinde rektör yardımcısı olarak görev yapıyordum. Sibirden bir Tölevit olduğunu söyleyen bir genç geldi. Tölevetin bir Türk boyu olduğunu söylüyor burada okumak istiyordu. Neresi olduğunu haritadan göstermesini istedim. Yedi bin km den gelen Tölevit genci. Boy olarak hiç duymamıştım.
Aradan yıllar geçti Atatürk 60 yıl önce okuduğu kitapta Türkolog ilim adamının Sibirya'da ki Türk boylarını sayarken unuttuğu TÖLEVİTLERİ kendi el yazısıyla kitabın kenarına not düşmüş. Anıtkabir derneğinin 24 ciltlik kitaplarını incelerken bunu görüyordum…
İşte burada anlatmaya çalışılan Atatürk, şartların ve tesadüflerin ortaya çıkardığı bir insan değildir. O genç yaşlarından itibaren kendisini Atatürk olmaya hazırlamıştır. İskandinav ülkelerinde bir atasözü vardır. Bir insanın yapması gereken bir işi başaramayarak pes etmesi ve o işten vazgeçmesi durumunda onu yeniden cesaretlendirerek teşvik etmek isteyenler “Bırakma! Bir kere de Atatürk gibi düşün.” Derler.

Bu yazı toplam 528 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim