• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C

BİLMEM TANIR MISINIZ O’nu?

Aykut Karagüzel

Yazar ve mütercim. 12 Aralık 1916'da Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde doğdu.

Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan'dan göçmüştü.

Fransız idaresindeki Hatay'da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi'nde okudu. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü, tercüme kaleminde de reis muavinliği yaptı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yabancı diller okutmanlığı görevinde bulundu. Sosyoloji bölümünde dersler verdi.

Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı kendi ifadesiyle, “söküyor”du.

1955'te gözlerindeki miyop rahatsızlığının artması sonucu görmez oldu; ama olağanüstü çalışma ve üretme temposu düşmedi.

Talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü.

1974 yılında İstanbul Üniversitesi’nden emekli oldu ve yıllarının birikimini art arda kitaplaştırmaya girişti.

1984'te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi. 13 Haziran 1987'de vefat etti.

Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu ve sansüre, anarşik edebiyata şiddetle çattı.

Cemil MERİÇ'in şu sözleri dilimize verdiği önemin göstergesidir:

“Bir aydın, yabancı dil bilmese de olu; çok kitap okumasına da gerek yok. Yeter ki, ana dilini gerçekten bilsin.” (Bu Ülke-sf.108)

Cemil MERİÇ'in şiirleri çok fazla yoktur. O, din, aşk ve şiir mefhumunu şöyle tanımlar:

“Din, aşk, şiir… Boşlukta yuvarlanan insanın bir yıldıza attığı merdivenler.”

Bu cümleyi sarf eden şairin şu mısraları da oldukça ilgi çekicidir:

Sensiz giden trenler, ufuklarda kaybolan birer ümit

Nehir gibi akmıyor günler Heraklit Heraklit.

Zaman masal kuşlarına benziyor…

Abûs, kocaman, sakit.

Ve geceleri

Alnında dolaşır biteviye

Kirli, soğuk pençeleri.

Yıldızları söndürmüş fırtına,

Batan bir gemidesin,

Senden ne kalacak yarına!

Kıyılardan imdat isteyen sensin.

Değerli yazarımız Cemil MERİÇ, matbaayı icat eden Gütenberg hakkında da oldukça sinirli ve alaycı bir ifade kullanmıştır.

“Şuursuz bir büyücü Gütenberg! Işığı paçavraya hapsetmiş. Yüzyılları kutularla doldurmuş Gütenberg'in çocukları, peygamberleri işportaya dökmüş; tuğla kadar değeri kalmamış dehanın. Eflatun, bir sokak kadını gibi her isteyenin yatağına koşuyor. Don Kişot futbol maçı biletinden ucuz.”(Bu Ülke-sf.263)

Bilmem hatırlayanınız var mı O'nu?

08.01.2009

Bu yazı toplam 906 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim