• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C

Bir başka bedende yaşamak

Mustafa Namdar

Nice çocukların yetim kalmasına, nice ana-babaların yüreğinin yanmasına, nice yar yaran, kardeş bacının, ayrılığına neden olan terör olaylarında yitirdiğimiz şehitlerimiz gibi, nice ocakların söndüğü trafik kazalarında aramızdan ayrılanların verdiği acı kadar acı veriyor, her yıl 10 bin kişinin böbrek yokluğundan hayatını kaybetmiş olması. Ülkemizde her yıl böbrek beklerken 10 bin kişinin ölmesi de, terör ve trafik kazası kadar acı. Organ bağışı ile organ nakli yapılarak bu ölümlerin önüne geçip hayat kurtarmak kutsal görevlerimizden biri olmalı. Hayırlı insan, başkalarına yardım elini uzatan insan diye dua ediyoruz da, nedense organ bağışıyla yaşam için yardım elini bir türlü uzatamıyoruz.

Bolu Böbrek ve Diyaliz Hastaları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Organ Nakli ve Organ Bağışı Derneği’nin birlikte hazırladıkları konferans, 3-4 Kasım 2007 tarihlerinde gerçekleştirildi. Cumartesi günü akşamı da Köroğlu Tv’de İzmir’den gelen konuk doktorlarla program yaptım.

Dernek Başkanı, aynı zamanda İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi Organ Nakli Kliniği’nde Doç. Dr. Alp Gürkan ve Organ Nakli Derneği Yönetim Kurulu üyesi Dr. Süleyman Tifil ile “Organ Bağışı ve Organ Nakline Bakış” konusunda konuştuk.

Yapılan açıklamalarda, halkımıza konunun yeterince anlatılamadığı. Yaşanan acı olayda olsa ailelerle bire bir yapılan konuşmalar sonucu olumlu neticelerin alındığını. İletişim kurulduğunda konuya ait duyarlılıktan mutlu olduklarını söylediler.

Ülkemizde kronik böbrek yetmezliği olan hasta sayısının 30-35 bin civarında olmasına karşın, bu hastaların yılda en çok %3’üne böbrek naklinin yapılabildiğini söylediler. Nakil sayısının düşük olması nedeninin, verici bulmaktan kaynaklandığını, uygun verici olmadığından kadavra kayıt listelerinde bekleyen yaklaşık 15 bin hastanın her yıl maalesef %14’ünün kaybedildiğini ifade ettiler.

Organ bağışı konusunda oldukça ileri düzeyde olan İzmir ve Antalya illerimize yeni yeni İstanbul da katılmaya başlamış.

Organ naklinin seçkin kaynağı beyin ölümü sonucunda alınan organlardır. Gelişmiş ülkelerde beyin ölümü sonucu organ bağış oranı milyon nüfus başına 20 civarında iken, ülkemizde bu sayı birler civarında imiş.

Ege Organ Nakli Derneği olarak “Bir cana can kat” kampanyası başlattıklarını, www.bircanacankat.com sitesinden bu konuda bilgi alınabileceğini ifade ettiler.

Gelişen dünya teknolojisi ve bilimsel çalışmalar sonunda, insanlık için her gün bir yeniliği kullanıma sokuyorlar. Eskiden ölüm sebebini söylemekte zorlanırken, günümüzde yedek parça değiştirir gibi organ değiştiriliyor. Artık ülkemizde de kalp, karaciğer, böbrek, pankreas, göz gibi organların nakilleri yapılıyor. Ne var ki bunlardan böbrek nakli yaşayan canlıdan alınabildiği gibi, beyin ölümü gerçekleşmesiyle de oluyor.

Beyin ölümü nedir dediğimde, beyinin tüm fonksiyonlarını yitirmiş olması. Bedende belli bir süre içinde kalbin çalışıyor olması diye basit tarafından anlatıldı. Beyin ölümü kararı Kardiyolog, beyin uzmanı, ürolog, dahiliye uzmanı gibi en az dört doktor tarafından verildiği söylendi. Ben burada teknik ayrıntıya girip çizmeden yukarıya çıkmadan, bir önemli konuyu vurgulamak istiyorum.

Organ naklinde gerekli organların bağışı beyin ölümü sonucunda oluyorsa, beyin ölümü kararı yoğun bakım ünitelerinde teknik anlamda verilebiliyorsa, Bolu’da mevcut İzzet Baysal Tıp Fakültesi, İzzet Baysal Devlet Hastanesi, Köroğlu Devlet Hastanesi’ne ait yoğun bakım üniteleri yok mu? Bu ünitelerde çeşitli nedenlerle kaybedilen hastalarımız da elbette vardır.

Gelişmiş ülkelerde bu işlemler ileri düzeye gitmiş ise, bizde neden olmasın? Bu bir kurul işi ise, İzzet Baysal Tıp Fakültesi bu kurulun başını oluşturmak suretiyle, hastanelerimizde ekipler kurulup hasta aileleriyle iletişim kurularak, beyin ölümü gerçekleşenlerden organ bağışı sağlanıp bir başka insana yaşam bağışlanamaz mı? Kaybedilen bu hastanın organları bir başka bedende işlevini sürdürüyorsa, bu aileleri mutlu etmez mi?

İnançlarımız açısından Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 06.03.1980 tarih ve 196 sayılı genelgesiyle, organ nakli ve bağışın dinimizce caiz olduğuna ait fetvası tv programında üçüncü konuğum olan Müftü Yardımcımız Mustafa Erkan tarafından geniş şekilde örnekleri ile anlatıldı.

İnsana yardım kutsal, hele de bu, can kurtarmayla ilgili ise kutsallığının ölçüsü olmaz diye düşünüyorum.

09.11.2007

Bu yazı toplam 346 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim