• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

BİR BAŞKADIR YAŞAR KEMAL’İN KÖROĞLU’SU…

Suat Tosun

         Bir edebiyat ulu çınarını sakladık. Toprağı bol olsun.

Doksan iki yıla sığan eserlerine bakınca; salt Çukurova ile kalmamış,Ege folkloru ve Bolu’nun Köroğlu’sunu da anlayıp araştırmaya ve anlatmaya bir başka türlü  özenmiş.

Köroğlu araştırmalarıyla tanıdığımız  değerli Prof,Dr.Pertev Naili Borotav  ( Folklor  ve Edebiyat 1),Yaşar Kemal’le  tanışıklığının 1940 ‘lı yıllara uzandığını ve dostluğunun sürüp gittiğini vurgular .Ona göre ; Yaşar Kemal, Anadolu aşık-hikayecilerinin geleneğine göbek bağıyla bağlanmış bir yazar, “onu ta çocukluğundan başlayarak Anadolu sözlü geleniğinin destansı türleri büyülemiş “diye bize anlatır.

Borotav; Yaşar Kemal’in  b asınla da yaptığı bir söylevinde;  Köroğlu’nu yazmanın güçlüğünü ve halk kahramanlarına verdiği önemi, şu sözlerle çok iyi kanıtlamakta.”Bu iş için büyülü bir dil gerek; yazarın dili  hikayenin gücünü aşmalı (…).Bunu başarmaya çalıştım ,başardım demek ,benim için değil zaten(…)üç sene ,beş sene demek yanlış olur. Çocukluğumda Köroğlu hikayesini  dinlerdimde ;bir de ben anlatsam da cihan-ı alem dinlese derdim(…).Bir yazarın bütün hayatını alır bu iş…”diye hassasiyetini vurgular.

Yaşar Kemal’in  ;İlk basımı 1967 yılı olan ; “ÜÇ ANADOLU EFSANESİ- Köroğlu,Karacaoğlan, Alageyik (Y.K.Y.. 2015 basımı) kitabını; Bolu ‘da bir kitabevinde, son kalanı olarak buldum ki,  bende bir hayli sevinç  yarattı.

Bu halk hikayesinin” Köroğlu’nun Meydana Çıkışı” bölümü ndeki  ilk sayfasına başlayalım, zira doğrusu girişten itibaren  ben pek beğendim:

“Hey kardeşler,hey dostlar ,yolda belde,tavlada  tarlada, kırda ovada durup  da bizi dinleyenler,okuyanlar ,dünyanın kaç bucak olduğunu soranlar,bilenler, hey yedi iklim dört bucağı gezenler,size bir destanımız var.İnsanoğlu şu dünyada neyi arar,arasa arasa dostluğu,kardeşliği arar,sözü çok uzatmak neye yarar…Biz başlayalım  Köroğlu’nun hikayelerini anlatmaya birer birer.Gidelim eski,uzak yıllara,Köroğlu’nun  başından geçenleri söyleyelim.Söyleyelim de   dinleyenlerimizin,okuyanlarımızın  damakları tatlı,gönülleri hoş olsun,mert yakaları namert eline geçmesin.Bir de burada bizden önce gelmiş geçmiş bir hoş sada olmuş, Köroğlu hikayeleri anlatan  ustalarımıza canı gönülden  bir selam uçuralım.Ruhları şadımanlık etsin”

Pertev Naili Borotav; Yaşar Kemal’in Köroğlu’da; aşağı yukarı Alexander Chodzko’nun İngilizce çevirisinin ( 1842 ‘’de, Londra ‘da yayınladığı), Azerbeycan anlatmasının olaylar sırasını izlemiş.

1-)Bolu Beyi ‘nin Seyisbaşı   Koca Yusuf’un ve Kır –At’ın soyları nereden gelir?

2-)Koca Yusuf neden Bolu Beyi’nin zulmüne uğrarda gözleri kör edilir?

3-)Ruşen Ali (Köroğlu) ‘nun yiğitliği itten öğrenmesi;

4-)Kır-At’ın bakımı ve denenmeleri;

5-)Reyhan Arapla Koca Yusuf’un ve Köroğlu’nun karşılaşmaları;

6-)Düşünde görünen bir” Pir”in Koca Yusuf’a,gözlerini sağaltacak ve gençliğini geri               veracek“Üç Köpüğün”yerini haber vermesi,Köroğlu’nun köpükleri içmesi ve KocaYusuf’un ölümü;

7-)Köroğlu’nun Bolu Beyi ‘nin Kızı Telli –Nigar’ı kaçırması;

8-)Köroğlu’nun  Çamlıbel’e yerleşmesi ve oranın eski sahibi Köse Kenan’la “çıraklık  “   dönemi, Bezgar Başı ile karşılaşması.

Bu epizotlardan birincisinde,Yaşar Kemal, halk anlatmalarına nazaran bu bölümü hayli genişletmiş.Oysa diğer anlatmalar da,hikaye,Koca Yusuf’la başlar,daha gerilere götürülemez.Yaşar Kemal,Ruşen Ali(Köroğlu)’nun Dedesinden başlamış,Kır-Atın soyunu da  daha geniş anlatımlarla bezemiştir.

Köroğlu araştırmacısı Pertev Naili Boratav;Yaşar Kemal’in yarım bıraktığı Köroğlu destanının devamını tekrar yazmağa karar verirse, sonunda; “ Kırklara Karışma(Kır-At’la birlikte)”bölümlerini işleyip işlemiyeceğini uzun süre  merak etmiştir.

 

YAŞAR KEMAL’DE DOĞA  SEVGİSİ

 

Yaşar Kemal için doğa;dışarıdan bakılan bir madde değildir,yaşantısının bir parçasıdır(Fethi Naci,1998). Öykülerinde, romanlarındaki dilin toprağını,doğadan devşirdiği öğeler oluşturuyor.Ezberinde,bir  başka deyişle yüreğindedir doğa.Hayvanlar,bitkiler,kokular, kısacası tüm canlı  ve cansız varlıklar,Yaşar Kemal’in dil toprağında yer alır.Yeşile yeşil demekle yetinmez. Nasıl bir yeşil? “Zehir yeşili mi, çimen yeşili mi, şimşek yeşili mi,yosun yeşili mi…olduğunu belirtir.Bu tutum ” ayrıntı seçme ustası”kılar Yaşar Kemal’i (Emin Özdemir).

Değerli ağabeyim Metin Sarıbaş (Prof.Dr,.Orman Fak,..2013):Yaşar Kemal’in eserlerindeki    bitki yoğunluğunu fark ederek ,erişebildiği 27 eserindeki bitkilerin tür sayılarını derlemiş,toplam 372 tür bitki ile doğayı nasıl içinde yoğurduğunu  adeta somutlaştırmıştır (Orman ve Av Der. 2013,sayı 2).

Bu hafta 15’inci ölüm yıldönümünü idrak ettiğimiz büyük insan İzzet Baysal ‘ı rahmetle anıyorum .

Yazıma  son verirken ,Yaşar Kemal’in Köroğlu destanında son bölümünde yer alan  şu sözleriyle noktalayalım.

 

Olsun deminiz, olmasın gamınız, hayra dönsün serencamınız.Bir dahaki hikayeyi daha güzel söyleyelim. Dinleyenlerin damağı çağ olsun,Mert yakaları namert eline geçmesin.             Ustamızın  adı Hıdır, bu seferlik elimizden gelen budur.

Bu yazı toplam 6307 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim