• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

BİR DESTAN DOLAŞIR BOLU DAĞINI…

Suat Tosun

          Değerli sanatçı Nükhet DURU, Mehter Takımı eşliğinde folklor kıyafetle, söz: Hasan K.MANİOĞLU, beste: Selahattin İÇLİ’ ye ait bu şarkıyı bir marş ritmiyle icra edip Bolululara armağan etmiştir.

          Nükhet Hanım video klibinde mehter müziğiyle bu şarkıyı söylerken, Boludağı ise beni, geçmişinin yüz yıl öncesinden, bugünlere kadar süren bir film şeridi gibi aldı götürdü…

          Yüz yıl öncesi; üst katmanda kayın göknar, gürgen, kestane ve nadiren karaçam ağaçları, altta mor çiçekli orman güllerinin oluşturduğu karışık ormanlar…

           Yıllar geçtikçe; eteklerden itibaren önce fındık ve mısır tarlalarına çevrilmiş ormanlar ve mensubu olduğum Orman Teşkilatı tarafından uzun yıllar o kaçak kesim ve açmacılık koruma faaliyetlerinin usulsüz faydalanmayı engellemesi…1965-1975 yılları yani 40-50 yıl öncesinde Avrupa Ormancılığında, yapraklı ağaç türleri (Ormancılık sanayinin yeterince gelişmemiş oluşundan) iğne yapraklı türlerden çam ve ladine dikim yoluyla dönüştürülmekteydi. Bu akım Batı Karadeniz yapraklı ormanlarına’ da sıçradı. Ekoloji bir kenara atılmış, ekonomi ve verimlilik baş tacı edilmişti. İşte Boludağı da bu “ dönüşüm” den nasibini aldı ve elde ne fidan varsa orijin ve tür irdelemeden bir arberotum kompozisyonu içinde kayın ağaçları kesilip çamlara ağırlık verildi.

            1985-1986 yılları kış mevsiminde fırtına rüzgar ve kar devriği zararları, peşi sıra böcek tasallutları yapılan uygulama yanlışlığını gözler önüne serdi… Benzer dönüştürmelerin acı reçetelerini Avrupa Ormanları fazlasıyla yaşadı ve yaşamaktadır. Avrupalı ormancılar, tür değişimi ve dönüşümleri engellemek için tohum ve orijin yasaları çıkartarak radikal tedbirler aldılar.

             Boludağı’nın şansı, asal ağaç türünün kayın oluşu ve onunda kök ve gövdesinin sürgün verme kabiliyeti oluşuyla pekte kaybolmadı. Yerini, yurdunu terk etmedi. Ekonomik değeri de artışıyla kayının sürgün kökenli bireylerine önem verilip koruya dönüştürme çalışmalarına yönelinmesi geriye dönüş oldu…

             Boludağı üst katmanında bu değişimler yaşanırken, 1990’ lı yıllar ortasında dağın iç katmanın da 3 km uzunluğunda tünel inşaatı başladı ve 12 Kasım 1999 da km.lerce derinden gelen deprem sarsıntısı önemli kırılmalar ve acılar yaşattı. Tünelde proje değişikliği ve viyadükler yapılarak otobana bağlandı. Boludağında tünel öncesi oluşan et restaurantları otoban çevresine dağıldı. 2011 yılında tünelin Bolu çıkışına yakın mahalde otoban kenarına Bolu Dağı A.Ş HİGWAY AVM yerini aldı. 2 Yılda % 60 Bolu ve Düzceli olmak üzere 6,5 milyon ziyaretçisi oluştu.

Bu tarihçe, doğal, sosyo-kültürel yönüyle destansı bir anımsama değil mi? 

           Ormanda “ dönüştürme”  tekniklerinin bizde 1917 yıllarında başladığı, Avrupa’ da ise 1669 yılından beri baltalık karakterli meşe ve kayın ormanlarına kademeli bir rejim ile korulu baltalık uygulandığını öğrenmekteyiz.

           10 Ocak 2006 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı yeni bir yönetmelik yayınlayarak, bugüne kadar baltalık olarak işletilen ( Marmara Bölgesini daha çok ilgilendirir) ormanların tamamını “ Koruya dönüştürme”  kapsamına almıştır. Bu karar gelecek yıllarda Avrupa’ nın en geniş meşe ormanlarına sahip bir Türkiye’ ye neden olacaktır. Bu karar kapsamına, Bolu civarı ormanlarını da ilgilendiren sekonder (ikincil orman) karakterli göknar ormanları ile iğne yapraklıya dönüşmüş kayın ormanlarının kademeli olarak, doğal türlerine dönüştürülmesi kararlarıda dahil edilmiştir. Ancak şu unutulmamalıdır ki ormancılıkta bu “ dönüşüm” projeleri en az 30 ve en fazla 80 yıl süreli olacak uygulamalardır.

                            

       DÖNÜŞÜM  KENTE Mİ  İNDİ?

        

              “ Dönüşüm” sözcüğü dağlardan şehire doğru indikten sonra; halkımızın sosyo-ekonomik gündeminin en başlarında yer almaktadır. Ülke de 7 milyon binanın, Bolu’ da 3 bin binanın kentsel dönüşümü beklendiği bir olgu…

                Atık piller, ambalaj atıkları, bitkisel atık yağlar, ömrünü tamamlamış lastikler, kağıt, elektrik ve elektronik eşya, beyaz eşyanın geri dönüştürmeleri hepsi pozitif yönde çevreye ve ekonomiye yüksek katkılı…

                 Kentsel dönüşümde; güzel umutlarla beraber pozitif düşünceler kadar endişelendiren negatif duyguların da artmakta olduğunu görüyoruz. Dönüşümün temelinde, bireysel uygulama ve değişim vardır. Biz kimiz, nereden geldik nereye gidiyoruz? sorusu dönüşümün ilk adımları olmalı…

                 Özetle; Boludağı ve diğer ormanlarımız da “ dönüştürme” deneyimlerinde dikkati çeken konu; doğayı taklitten uzaklaşılması, onu taklidin ise en güzel sanat eseri oluşturacağını bilmekten geçmektedir.

                  Şehirlerin, köylerin, yaşantı alanı “ habitat” tın en önemli öğesi bireylerin sosyal yaşamını, yerleşim yerlerini değiştirmeksizin “dönüştürme” uygulamalarını yapmak, insanoğlunun doğasına uygun kazanç olacaktır.

                   Değerli Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ hoca “tozdan dumandan ferman okunmaz” mazereti altında, insanlık onurunu, insan haklarını çiğnemek; bu onur ve hakları bireye verenin “başkaları” değil, büyük Yaratıcı olduğunu bu sebeple, adım atarken bin defa daha düşünülmesini savunmaktadır.

                   Esenlik dolu yarınlar dileğiyle hoşçakalın…

 

Bu yazı toplam 1418 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim