• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 26 °C

Bir gövdede iki filiz

Mustafa Namdar

Ağaçların uykuda olduğu kış mevsiminden çıkıp bahara merhaba dediği dönemlerde yeni sürgünlerle kendilerini taçlandırdığı bilinir. Tarım bilgisi olan insanların yaptığı iş, yeni sürgünlerden hangisinin daha verimli meyve vereceğini bilerek, usulüne uygun budama yapmasıdır. Ehil olmayan insanların yapacağı budama bazen ağacın verimsizliğine, yada kurumasına neden olabilir. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak gibi.

Zaman zaman ağaç gövdesinin köke yakın gövdesinden yeni sürgünler çıkar. Bu sürgünlerin gövdenin besin alma gücünü zayıflatıp verimden düşüreceğini bilen bahçıvanlar, yeni filizleri dibinden kesip atar. Yada, yaşlanıp meyve veriminden düşmüş olan gövdeler dipten kesilerek, yeni sürgünlerin birine hayat yolu açılır.

Ağacın meyvesi kalitesiz, tadı lezzeti iyi değil de, yaşı, sağlamlığı ve yeri uygun yerdeyse, kalitesi tartışılmayan beğendiğiniz bir cinsle aşı yaparak yeni ürün için ağacınızı hazırlayabilirsiniz. Elma ağacına armut da aşılarsınız ama aşılı daldan elma değil, içinde elma tadı olan armut alırsınız.

Toplumların eğitimleri de böyle değil midir? Genç beyinleri nasıl eğitirseniz davranışları da ona göre şekillenir. Günümüzde çeşitli adlarla faaliyette bulunanların verdikleri eğitimlerle düşüncelerin şekillendirilme çalışılması bir gövdede bulunan iki filizin ayrı bir meyveye aşılanması gibi oluyor. Elma ağacı armut da veriyor.

Cumhuriyetle birlikte gündeme oturan eğitim öğretim reformuyla sanki bir tarafta budanmış, bir tarafta yol verilmiş iki sürgü, gövdede kendisine yer bulma mücadelesine girmiş gibi. Sürgünün biri derinden budanmış olsa da uygun ortamları buldukça büyümeye, büyüdükçe de kendine özgü meyveleriyle yaşam sofrasında yerini alma mücadelesini vermektedir.

Aslında her iki sürgünün gövde üzerindeki amacı meyve vermek. Ama her nedense aynı gövdede hayat bulan iki filizi birbirine gölge etmeyecek şekilde sardırıp tepede birleştirerek bereketli verimi sağlayamıyoruz. Sonuçta meyveler ya tam olgunlaşmadan vaktinden önce dökülüyor. Ya da, tadı mayhoş ağzımızı buruşturup midemizi bozuyor.

Sanki yarış kulvarında iki başlı öğreti düşüncesinden güç alan iki yarışmacı var. Biri bilimin sonsuzluğunda yeni buluşlara açık düşünen, yorumlayan ve sorgulayan müsbet ilimin bayrağı elinde koşuyor. Diğeri yüce yaratanın ortaya koyduğu ilahi yasalarla belki de inançların içine atılan hurafe tohumlarıyla şekil değiştirmiş inanç bayrağıyla koşuyor.

Her ikisi de ilahi adaletin öngördüğü düşünceden hareketle kendini yöneten yasalarla idare edilmeyi benimsiyor. Her ikisi de dürüstlüğü çalışmayı temel prensip olarak almış. İnsanların mutluluğu için yardımlaşmayı, hoşgörüyü, barış içinde yaşamayı, sevgi ve saygıyı, haramı helali öz düşünce olarak benimsemiş, bunları kural olarak kabullenip, yasallaştırmış olmasına karşın kulvarda sanki birbirine rakip iki yarışmacı gibi varış çizgisine ulaşmaya çalışıyoruz.

Günümüzde yaşanan olumsuzluklara bakıp düşündükçe, eğitimdeki amaç aynı olmasına rağmen kondisyon için uygulanan taktiklerde mi bir hata var sorusu akla geliyor. Herkes benim dediğim doğru derse karmaşa meydana gelirmiş. Eğitim de bir gövdede sürgün veren iki filiz gibi biri başka biri başka aşılanıp meyve vermesi mi isteniyor. Milli Eğitim temel kanunu uygulayıcılarının dışında abiler ablalar mı kondisyonerlik yapıyor.

05.09.2007

Bu yazı toplam 502 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim