• BIST 99.547
  • Altın 235,958
  • Dolar 6,1164
  • Euro 7,1854
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C

Bir iflasın perde arkası 2. BÖLÜM

Bir iflasın perde arkası 2. BÖLÜM

Haber-röportajımızın 2. bölümünün başında dünden bu yana olan gelişmeleri de sizlere duyuralım dedik. Haber röportajımıza değişik kesimlerden değişik tepkiler aldık. İsimsiz içi boş tehdit telefonları da… İçini döken, kendileri de benzer problemler yaşayan mağdur telefonları da aldık. Mesnetsiz tehdit telefonlarının bizim için bir önemi yok, bunun farkındayız. Bu işin cilvesi.“Kuştan korkan darı ekmez” sözü bugünler için geçerli.

Evet, Mitat Atalay'a sormaya devam ettik. Başından geçen talihsiz olayı, darp meselesini açıklamasını istedik.

Dediğim gibi dükkanımın mülkiyetini kaybedince eşimi dostumu da riske atacak şekilde borçlarımı ödemeye kalkışıp da hiçbir başarı sağlayamayınca, tamamen çöktüğümü, bittiğimi anladım. En sonunda Kaçakçılık Şube polisleri ile görüşüp savcılığa evraklarımla suç duyurusunda bulundum. Bu sefer de şikayetçi olduğum grup tarafından şikayetimi geri almam için baskı görmeye başladım.

Savcılık şikayetini kast ediyorsunuz değil mi?

Evet, savcılık şikayeti. İfadeni geri çek dediler, rahatsız etmeye başladılar.

Peki kavga ettiğiniz o gün neler oldu?

Ben kavga etmedim, darp edildim. O gün, yani 09 Kasım 2009 gecesi beni yazıhanelerine çağırdılar. Ben de 2 arkadaşımla dükkanımda oturuyordum. Onlarla beraber gittim.

İçkili miydiniz?

Evet, ben hiçbir şey saklamıyorum sizden. Biraz alkollüydük. Günlerim gecelerim geçmiyordu. Uyku uyuyamıyordum. Zaman zaman alkole başvurduğum oluyordu, ama ben içmesini de bilemem zaten, müptelası değilim yani. Şimdi ağzıma bir damla alkol falan da almıyorum.

Evet, sonra?

Yazıhanesine gittik. Yazıhanede 15-20 kişi vardı. Ben girerken büroya anladım bir şeyler olacağını. Viski içiyorlardı. Benden şikayetimi geri almamı tekrar istediler. Ben böyle bir şey yapmayacağımı söyledim, ancak benim uğradığım zararları tazmin ederlerse belki dedim.

Peki onlar ne dediler?

Böyle bir şey yapmayacakları belliydi, topladıkları kalabalıktan sesler yükseliyordu. Ben bir an evvel yazıhaneden çıkmak istiyordum. Yazıhane apartmanın içindeydi. Ev gibi yani. Çıkalım, komşuları rahatsız ediyoruz dedim. O zaman sanayiye gidelim dediler.

Sanayide nereye gittiniz?

Bir yere değil, işte orası sakin olurmuş. Basiretim bağlandı gittim, gitmez olaydım. Korktuğumu da belli etmek istemiyordum aslında. O vakit üstüme daha çok gelirlerdi. Sanayide peş peşe durduk arabalarla. Onlarda 2 araba, bizde de 1 araba, 3 kişi vardık. Arkadaşım Erdal arabadan inip onlarla konuşmaya gitti. Biraz sonra yandım anam diye bağırdığını duydum. Arabamdan ben de inmeye çalışırken taksinin camı patladı ve benim kafama da sert bir cisimle vuruldu.

Yığıldım oracıkta. Yerde tekmeliyorlardı.

Arkadaşlarınız?

Onlar panikleyip taksi ile kaçmışlar.

Sonra siz ne yaptınız?

Daha kendimden geçmemiştim, cep telefonum hala üzerimdeydi. Son aradığım numara olan Oktay'ın numarasına ulaşabildim zar zor. Onu aradım can havliyle. Ben ölüyorum Oktay dediğimi hatırlıyorum. Oktay gelmiş beni hastaneye götürmüş. Sonrasını hiç bilmiyorum.

Peki, ifadelerinde karşı taraf sizin silah çektiğinizi iddia ediyorlar.

Biliyorsunuz ben eski muhtarım, ruhsatlı silahım var. Bunlar bana şikayetlerinden vazgeç baskısı yapmaya başlayınca silahımı yanımda taşımaya karar verdim. Yoksa ben silah sevmem ve pek taşımam. Çok nadiren yani. Ama onların adam Y. benim eski kamyon şoförüm olduğu için benim silahımı görmüştü, biliyordu. Polis ifadelerinde öyle demişler. Ben arabadan kapıyı açmamla kafama yediğim darbeyi almam aynı anda oldu. Ama ağaların yanında bir sürü avukatları var. İfadelerini de hep hukuki yardım alıp veriyorlar. Bizim yanımızda kimse yok ki.

Daha sonra ne oldu?

Ben bilmiyorum ki, kafam iki kafa olmuş, balon gibi şişmiş. Ambulansla Ankara'ya götürmüşler. Kendimde değildim. Ankara'da 20 gün yattım, gözümün biri gitti. Diğerinde de risk varmış, doktorlar öyle dediler. 35 gün sonra dün (16.12. 2009) çıktım evden. Savcıya ifade verdim. Başka da bir şey bilmiyorum artık.

Peki şimdi ne yapacaksın?

Ne yapayım. Bilmiyorum, bilemiyorum. Çoluğumun çocuğumun rızk parası bile yok. Köyde üç-beş dönüm tarla kaldı babamın. Onu eker biçeriz. Zorlu bir yaşam bekliyor beni ve ailemi.

Son söz bir şey söyleyecek misin?

Son sözüm “Ben yandım kimse yanmasın” olur. Günü kurtarmak için hiçbir insanın tefecilere başvurmasını istemem. Yasal, hukuki yollardan ayrılmasınlar. İbret olsun. Tefecilerin eline düşenin ocağı sönüyor.

Peki Mitat Bey, bundan sonra şans sizin yanınızda olsun.

***

Murabaha
Ticaret ahlakından, etiğinden ve yeteneğinden yoksun insanların yaptığı iş. Biraz belalı ve de bolca beddualı.

***

Bakın antoloji tefeciliği nasıl tanımlıyor?
“Merdiven altı dükkanlarında, hanların ücra köşelerinde esnaf maskesi altında yüksek faizle para veren genellikle suratlarında meymenet olmayan, dükkanlarında bir kenara koydukları malları hiç eksilmeyen, aynı şekilde duran, cehennem ateşinde kütük olacak insana benzeyen yaratık.”

***

Peki Türk Ceza Kanunu ne diyor?
“Türk Ceza Kanunu'nun 241. maddesinde tefecilik suçu kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi olarak gösteriliyor. 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 500 bin TL'ye kadar para cezası öngörülüyor.”

***

Hz. Muhammed meşhur veda hutbesinde bakın şöyle diyor: “Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığımız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız… Allah'ın emriyle bundan böyle faizcilik yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirkin adetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın faiz alacağıdır.”
Evet, bütün semavi dinler tefeciliği yasaklamış, lanetlemiştir. Tefecilik bir insanlık suçudur.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Göl can çekişiyor!..26 Eylül 2018 Çarşamba 00:19
  • 19 derece birden düştü26 Eylül 2018 Çarşamba 00:16
  • Milyonları ilgilendiriyor26 Eylül 2018 Çarşamba 00:09
  • TRSM 10 yaşında26 Eylül 2018 Çarşamba 00:07
  • Mantar sezonu açıldı26 Eylül 2018 Çarşamba 00:05
  • Hayvan severler şikayetçi oldu25 Eylül 2018 Salı 14:16
  • Beni öptü dedi, şikayetinden vaz geçti25 Eylül 2018 Salı 14:01
  • Yalanı mahkemede ortaya çıktı25 Eylül 2018 Salı 13:53
  • Kaymakama “Hayırlı Olsun” ziyareti25 Eylül 2018 Salı 13:34
  • Milyonluk vurgun yapan çete yakalandı25 Eylül 2018 Salı 12:11
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim