• BIST 82.779
  • Altın 147,577
  • Dolar 3,7780
  • Euro 4,0388
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

Bir iyi, bir kötü

Nadir Garipoğlu

Hastanedeki gürültü

İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yatan bir hastamı ziyarete gitmiştim.

Hastalar uyuyor, birbirimizle fısıltıyla konuşuyorduk.

O sırada koridorda bir gürültü, ama ne gürültü…

Odadan dışarı fırladım pozisyon şu.

Hastabakıcı önünde bir araba sürüyor, üzerinde yemek tabak çanakları küt küt, küt küt, şangur şungur, şangır şungur odaları dolaşıp boş, dolu tabakları topluyor.

Özel sipariş verseniz bu kadar gürültü yapan bir araba yaptıramazsınız.

Tekerlekler zemindeki seramiklerin eklerine (derzlerine) vurdukça öyle bir şangırtı yapıyor ki, sorma gitsin.

Ve bu ses, bu gürültü bütün hastaneyi dolaşıyor.

Hemen gözlerim duvarda işaret parmağı ile sus işareti yapan ve hastanelerde sessiz olunuz diye adeta simge haline gelen hemşirenin resmini aradı.

Göremedim. Ellerini yıka grip olma resimleri vardı.

Yarım saat aralamadı, gene buna benzer bir şakırtı koptu gitti.

Bu sefer gene hastabakıcının önünde ona benzer bir araba temizlik malzemeleri, aynı gürültü, tekerlekler zemine vurdukça aynı şakırtı.

O güzelim hastaneye yakışmadı, o uyuyan hastaları Bolu tabiriyle benirletmek (uyuyan insanları korkuyla, gürültüyle uyandırmak) hiç mi hiç olmadı.

Çözüm mü? Çok basit.

Kendime iş edindim gürültücü bu servis arabalarını inceledim.

Tekerlekleri dolma lastik dediğimiz sert bir malzemeden yapılmış.

Yer seramiklerinin ek çizgilerine (derzlerine) vurdukça hem seramiklere zarar veriyor ve hem de hastaneye yakışmayan büyük bir gürültü çıkarıyor.

Bu sert lastik tekerlekler, içinde hava olan yumuşak lastiklerle değiştirilse o gürültü bu kadar rahatsız edici olmaz.

İlgililerin bir an önce tedbir alacaklarını umuyorum.

İzzet Baysal Devlet Hastanesi kantini

İzzet Baysal Devlet Hastanesi’nin (Alpağut Köyünün üstündeki) kantini, tahlillerin yapıldığı laboratuarların bulunduğu kısımda.

Genellikle kan tahlili yaptırmak durumunda olan insanlar aç karna gelir, sıralarını bekler kan veya idrar verdikten sonra karınlarını doyurmak için bir şeyler yemek isterler.

Yakın zamana kadar bu mümkün değildi.

Su ve meşrubattan başka hiçbir şey olmayan üç beş bisküvi malzemesi satılan, köşede küçücük sevimsiz bir yerdi.

İhale yapılmış, el değiştirmiş yeni müstecir, bu kantini baştan aşağıya yenilemiş.

Şimdi aç karna gelip kan verdikten sonra, simit arayacağı yer olmaktan çıktığı gibi adeta hastane personel yemeği ile rekabet eder hale gelmiş.

Sabah, öğle, akşam gelip yemek yenecek şekle getirilmiş.

Bahçe kısmına masalar, gölgelikler yerleştirilmiş.

Bu güzel, temiz mini restaurantı yapanı da, bu imkanı sağlayan Başhekim Hüseyin İKA'yı da kutluyorum.

10.06.2009

 

Bu yazı toplam 665 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim