• BIST 89.385
  • Altın 145,846
  • Dolar 3,6324
  • Euro 3,8967
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 18 °C

BİR ÖRNEK DAHA

Hasan Dinç

Geçen haftaki yazımızda Cuma namazında Yıldırım Beyazıt Camiinde Caminin müezzini tarafından okunan bir duayı konu edinmiştim. Okuyucularım tarafından ilgiyle karşılandı. Yazıda duanın içeriğinin cemaat tarafından pek anlaşılmadığına dikkat çekmiş ve bu konuda düşüncelerimi ifade ederek günümüz Türkçesine çevirerek yazmıştım. Bu yazı okuyucularım tarafından geniş ilgiyle karşılandı.  Şimdi de bir diğer örnekle bütün vakit namazlarının arkasından imamlarımız tarafından yapılan, fakat Arapça bilmeyen cemaatimizin anlamını kavramadığı bir diğer duayı gündeme taşımak istiyorum. Cemaatimizin anlamını hiç kavramadan cemaatle kıldığı namazın hemen ardından huşu içinde el açarak âmin dediği bu dua aynen şöyledir. “ Alahümme inna nes’elüke tamamen nığme, ve devamen afiye, ve hüsnel hatime, ve rızgan vasia, ve ilmen nafia, ve evladen Saliha, ve kalben haşia, ve lisanen zakira, rızaen lillahi tealel Fatiha. ÂMİN”

İmamlarımız bu duanın hepsini okumazlar. Baştan üç bölümünü söyleyerek Fatiha ile bağlarlar. Duanın aslı ve tamamı yukarıdaki gibidir. Görüldüğü gibi dua Arapça bir metindir ve Türk toplumu tarafından anlamı bilinmez. Ben dua metnini günümüz Türkçesine çevirmek için Arapça ve Osmanlıca sözlüklerden yararlandım ve şöyle bir metinle karşılaştım. “Allahım! Üzerimize verdiğin nimetini tamamla. Sağlığımızı devamlı, sonumuzu güzel, rızkımızı bol, ilim sahibi olmayı, dini emirlere uygun yaşayan faziletli evlatlar nasip eyle. Alçak gönüllü olmayı kalbimizden, adını anmayı dilimizden, düzgün ve ahlaklı olmayı davranışlarımızdan uzak etme. Allah rızası için Fatiha. ÂMİN”

Görüldüğü gibi dua çok güzel dileklerle dolu. Ancak bu güzelliği o dili bilenler anlayabilir. Bizim cemaatimizin bu güzellikleri anladıklarını hiç sanmıyorum. İşin daha önemlisi metni ezbere okuyan ve bana metni veren din görevlisi de anlamını bilmiyordu. Sorduğumda duanın anlamıyla ilgili tatmin edici bilgi alamadığımı üzülerek ifade etmek isterim.

Bu niye böyle oluyor. Bizde dini metinlerin hepsi ezbere dayanmakta, işin anlamı pek dikkate alınmamaktadır. Hâlbuki dua metinleri vazgeçilmez, değiştirilmez, dokunulmaz değildir. Dua metinleri ayet ve hadis değildir. O metinler çok sonraları günün din uluları tarafından zaman, mekân ve karşılaşılan şartlar karşısında dile getirilen çok olumlu, kafiyeli ve kalıplı metinler olup günümüze intikal etmiş metinlerdir. Günümüz insanının beklentileri, ihtiyaç ve istekleri bu metinlerde bulunmayabilir. O nedenle dualarımız günümüz şartları dikkate alınarak görevli din adamlarımız tarafından yeniden düzenlenmeli, dualarımızın dili de halkımızın anadili olan Türkçe ile yapılmalıdır. Son dönemde bu şartlara uygun yapılan dualara halkımız daha yürekten ve içten gür bir sesle âmin demektedir. Hatta dua edilirken hislenerek ağlayan cemaate rastlamak bile mümkün olmaktadır. Bunu örneğini iki önceki yazımda söylemiş, Yıldırım Beyazıt Camii imamı Sayın Metin Yerlikaya’nın Cuma Namazı ardından yaptığı günümüz insanını yakından ilgilendiren konuların ifade edildiği Türkçe duanın cemaat tarafından nasıl ilgiyle karşılandığını ifade etmiştim. Bunun diğer örneklerini ise bilhassa  kandil gecelerinde bazı Tv. Kanallarında okunan mevlitlerden sonra yapılan dualarda da görmekteyiz. Halkımız bu anlamını kavradığı Türkçe dualarda kendini, hissiyatını ve hayatını daha iyi bulmakta ve dualara başka bir manevi atmosferde iştirak etmektedir.

Dualar insanın istek ve ihtiyaçlarını kendi irade ve gücüyle yapmaya muktedir olamayacaklarını anladıkları durumlar karşısında, bunların yerine getirileceğine inandığı büyük güce sığınmak ihtiyacından doğar. İnanan müminler için bu büyük güç ULU ALLAH’TIR (C.C.) O nedenle biz Müslümanlar kıldığımız her rekât namazda “İYYA KENA’BÜDÜ VE İYYA KENASTAİN” yani “SADECE SANA KULLUK EDER VE YALNIZ SENDEN YARDIM BEKLERİZ” deriz.

Dua mümin için büyük bir manevi güç ve destektir. Dua halinde insan Duanın kıblesi kabul edilen semaya ellerini açıp bütün zerreleriyle isteklerini Allah’a sundukta, isteklerinin mutlaka kabul göreceğine inanır. Bu inançla geleceğe güvenle bakar, olacaklardan da zerre kadar şüphesi olmaz. Ancak bunun böyle olması kulun isteklerinin gönül diliyle ve kendi anadiliyle Allah’a sunulmasıyla mümkündür. Kişi anlamadığı dualara âmin demek durumunda bırakıldığında  “Kabul olmayacak duaya âmin denilmez” diyerek itirazlarını içinden dile getirir.

Günümüzde dua bu ölçülerden çıkınca amacından da uzaklaşmaktadır. Zaman zaman türbelerden, tekkelerden ve sözde büyüklerden niyaz ve isteklerde bulunulmakta; onların verme güçleri olmadığını dahi unutarak onlardan istemektedirler. Kimisi namazı sınav kazanmak için kılmakta, kimisi türbelerden erkek çocuk istemek için dua etmektedir. Bütün bunlar bizim bu sahada ne kadar da hakikatlerden uzaklaştığımızı, batıla ne kadar da derinden saplandığımızı göstermektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığımızın ibadet dili bir yana ama mutlaka dua dilini ele almalı, güzel Türkçemizle inanan insanımızın gönlünü Yüce Allah’a açma konusunda vakit geçirmeden adım atması artık kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bin yıllık kalıplaşmış dua metinlerinden milletimizi kurtarması bu teşkilatın en başta gelen görevi olmalıdır. Artık müminleri tezgâhlarda satılan ve hiçbir ilmi yanı olmayan ve sadece para kazanmak amacıyla yazılmış DUA MECMUALARINDAN kurtarmalarını, mensuplarına da bu yöndeki yönlendirmelerini beklemek günümüz mümininin en önemli beklentisidir.

Son olarak şehrimizin önemli simalarından Nadir Garipoğlu’nun ölümünden duyduğum derin üzüntüyü paylaşır, kendisine Hakk’tan rahmet yakınlarına başsağlığı dilerim.

Bu yazı toplam 3803 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim