• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C

BİR RÜYA Kİ…

Mustafa Namdar

Rüyalar vardır mutluluk verir, uyanıverdiğinize üzülürsünüz. Rüyalar vardır kabus gibidir, korkunç olayların içinde bunalır, kan ter içinde kalır uyandığınıza şükreder sevinirsiniz. Rüyalar vardır, nefsinizi terbiye eden öğütlerle örneklenir, ders niteliğinde belleklere kopyalanır. Kimi toplumsal kimi bireyseldir. Kimi akılcı kimi toplumun duygu ve düşüncelerini lime lime eder parçalar. Ne insanca düşünce kalıbına uyar ne de ahlak kurallarına adaba muaşerete uyar. Adamdır diye getirilir bir yerlere koyarsınız, nefesiyle çevre etkilenir, ahlaki değerlerin olumsuz kötü yönlerine örnek olur. Savunmaktan birlikte olmaktan uzaklaşır, adını anmaktan hicap duyarsınız…
Ya doğuştan, ya da sonradan oluşan bir dizi olaylar sonucu, vücudun belli organlarında iş görememezlik meydana gelir. Sonuç da düşüncelerde engeller oluşur, beyin dediğimiz et parçası kafatasından başka yerlere konuşlanır. Hatlar karışır. İletişimde zorluklar oluşur. Düşünceler davranışları etkiler. Hareketlerde sapmalar, konuşmalarda sapıklıklar meydana gelir. Sanırsınız ki; insan kumanda merkezi, depreme maruz kalmış gibi, fay kırığının etkisiyle başı terk edip, bacak arasında kendine yer bulmuştur. Baş görünürde vardır ama içi boştur. Konuşmalar karından yapılır. Konuşmalar karından yapılır yapılmasına da sözcükler karın boşluğundan dolaşarak çıktığından etrafı rahatsız eden pis bir koku yayılır. Konumunuz, makamınız ne kadar yüce, ne kadar saygın olursa olsun etrafınız boşalır yalnız kalırsınız. Sevdikleriniz uzaklaşır sevenleriniz, seçenleriniz pişmandırlar…
Toplum değerlendirilmesinde siz ne kadar maço olursanız olun, artık zihinsel engellisinizdir. Çünkü gövdeniz ne kadar düzgün olursa olsun düşünme, değerlendirme merkeziniz bacak arasına sıkışıp kalmıştır. Besin maddeniz ay hali, gün hali kandır, kokudur. İğnenin deliğinden hindistanı seyrederek ne yazık ki; dar karanlık dar vadi içinde sıkışıp kaldığınızdan doğa'nın, yaşamın güzellikleri vadideki yamaçların gölgesi altında kalmıştır. Bu nedenle güzellikleri çevreye yansıtamazsınız…
Ne kötüdür olgunluk zincirini koparıp maksadını aşan sözcükleri sarf etmek... Çok zordur. Topluma model olmak, çok zordur dile hakim olmak. Ne kadar basittir ki bir elmanın yarısı gibi olan bir parçanızı hafife alıp yaşamı paylaştığınız insanları aşağılamak, gönüllerini incitmek, aşağılayıp karalamak. Marifet; sabrı göstermek, anlayışlı olmak. Kalıba göre giyinmek kuşanmaktır. Marifet; alınan görev ve bulunan yere mevkiye uygun anlamlı söz etmek, sözü dinletebilmektir.
Bir rüya ki, gerçekten garip. Hayırdır inşallah denecek tarafını bile bulamıyorsunuz. Adı rüya da olsa düşünmeden konuşmak ne zor ne kadar tehlikeli…

Bu yazı toplam 533 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim