• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -2 °C

BİR RÜYADAN UYANIR GİBİYDİ

Mustafa Namdar

Asırlarla değerlendirilen dört kıtanın üzerinde ayak izleri bulunan koca bir imparatorluk gücünü kaybetmiş. Yangın yerinde kalan küllerinden yeni bir devlet kurulmuş. Bu devlet Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Atatürk'ün önderliğinde ölümle, yoklukla, yorgunlukla savaşan insanların azim ve kararlılığında, bağımsızlığını elde eden yeni bir devlettir bu. Zaman zaman esen rüzgarlarla T.C. şapkası başından uçurulsa da ulusun yüreğinden çıkmayacak, belleklerden silinmeyecek bir idare şeklinin adıdır bu Türkiye Cumhuriyeti…
Atatürk'ün devlet değerlendirmesinde, milletin seçip, yönetip, yönlendirdiği bir modeldir bu. Demokrasiyi millet egemenliğine bırakan bu sistemde, siyasi partilerimiz var. Onlar millet adına yapacaklarını, belli programlarıyla millet önüne çıkararak açıklarlar. Her siyasi parti milletin huzuru, mutluluğu, ekonomik kalkınmışlığı, bağımsızlığı ve yönetim kurallarıyla ilgili reçeteler yazar. Ancak; iktidar labarotuarına girildiğinde, başka ilaç denemeleriyle millete güven vermezler günü dolduğunda görevi bırakırlar…
Sivil toplum kuruluşları, siyasi partilerimiz demokrasilerin olmazsa olmazlarıdır. Değerlendirmeler, bu kuruluşların yol haritalarından takip edilir. İktidar olanlar icraatın sorumluluğunu, muhalefet ise olması gerekenleri hatırlatır, yanlışların ikazını yapar. Son dönemlerde iktidar muhalefet çekişmeleri kavga boyutuna gelen tartışmalarla zihinlerde bulanıklar yaratarak, toplumun belli bir kesimini ötekileştirerek tarafların oluştuğunu görmekten huzursuz olunmaya başlandığı gözlenmekte. Herkes; doğru bildiğinin dayatması ile kaos yaratarak dostlukları, birliktelikleri, dayanışma ve güveni zedeleyecek fitilin ateşini yakmaya çalışmakta. Toplumun bir bireyi olarak bu durumdan rahatsız olmayan sanırım yok gibidir…
1950 çok partili sisteme geçildiğinden günümüze, kısa aralıklarla koalisyonlarda iktidar havasını soluyan partilerimiz, kendi içinde daha güçlü bir birliktelik sağlamaları gerekirken, en çok tartışma ortamının yaşandığı yerler olarak görülmekte.
Geçtiğimiz Pazar günü (25.08.2013) Cumhuriyet Halk Partisi'nin Olağanüstü İl Başkanlığı seçimi vardı. Adaylar Sn. Kazım Karsu ve Sn. Haşim Ulusoy hazırladıkları listeleriyle seçime girdiler. Ankara Merkez yönetimden Sakarya ve Edirne'den konuk milletvekilleri vardı. Önce adaylar konuştu. Her iki saygın adayın da işlediği ana tema; birlik, beraberlik, dayanışma içinde önümüzdeki seçimlere hazırlanma mesajları oldu. Kazanan kaybeden hesabı yapılmadan, partinin kazanması için birlikte çalışılacağının mesajlarıydı bunlar. Atatürk'ün partisini, olması gereken yerde görebilmenin dayanışmasıydı bu. Her şey samimi ve içtendi. Zaman yanılıp yanılmadığımızı gösterecek.
Milletvekili konuklarımız ve parti meclisi tensilcisi de birer konuşma yaptılar. Yaşadıkları anekdotlardan kesitler sundular. Onlar da şimdiye kadar yapılan yanlışların tekrarlanmaması için birlik ve beraberliğin vurgusunu yaparak bilim, akıl ve deney çizgilerinde başarıya ulaşılacağını hatırlattılar…
Seçimlere geçilmişti salondan ayrıldık. Sonuç Sn. Kazım Karsu seçimi almış, öğrendim. Çalışmalarında başarılar diliyorum…

Bu yazı toplam 469 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim