• BIST 98.669
  • Altın 143,589
  • Dolar 3,5635
  • Euro 3,9876
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C

BİR SUNUŞ YAZISININ DÜŞÜNDÜR-DÜKLERİ

Hasan Dinç

Belediyemizin takdir ettiğim önemli hizmetlerinden biri de, kuşkusuz sanat ve kültürel etkinlikleridir. Bolumuzun iyi bilinmeyen yakın geçmişi, Türk kültür ve sanatına katkıları yapılan araştırmalarla gün ışığına çıkarmak, onları tespit edip derlemek, sonra da CD ve kitap haline getirmek ve güzel programlarla halk karşısına çıkmak her türlü takdirin üzerindedir. Belediye başkanı Sayın Alaaddin Yılmaz'ın kentimize hizmet olarak dönen programları, siyasi tartışma söz konusu olsa da bu tür kültürel ve sanat faaliyetlerinin hemşeHrilerimizin takdirlerine mazhar olduğundan şüphe duyulmamalıdır.

Bolu Belediyesi Bolu Araştırmaları Merkezi, kurulduğu 2008 yılından bu yana yayınladığı beşinci kitabını, geçtiğimiz Cuma günü Belediye Meclis Salonunda basına tanıttı. İSYAN GÜNLERİNDE BOLU adını taşıyan bu kitap, varlığıyla övünç duyduğumuz değerli tarihçi hemşeHrimiz merhum Zekai Konrapa'nın 1919/1921 yıllarındaki Bolumuzda bizzat şahit olduğu, görüp yaşadıkları olayları günübirlik tuttuğu günlüklerin Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğretim görevlisi Hamdi Birgören tarafından kitap haline getirilmiş eseridir. Bu günlükler, bir müzayededen Araştırma Merkezi müdürü aracılığı ile belediyemiz tarafından satın alınmış ve üzerinde yapılan titiz bir çalışma ile kitap haline getirilerek, ilgililerin ve meraklılarının istifadesine sunulmuştur.

Yazımın konusu olan sunuş yazısı bu kitabın baş tarafına konulmuş ve Belediye Başkanımız Sayın Alaaddin Yılmaz'ın imzasını taşımaktadır. Belediye Başkanı yazdığı sunuş yazısında, kitabın yayınlanması ve bir yerde Araştırma Merkezi’nin kuruluş gerekçesini anlatırken, “Tarihin derinliklerinde unuttuğumuz Bolu ile ilgili bilgileri bulunca büyük bir heyecanla paylaşmaya, araştırmacıların, ilgili bilim adamlarının, halkın bilgisine sunmaya gayret gösteriyoruz. Biliyoruz ki yapılan altyapılar, düzenleme ve güzelleştirmeler zamanla eskiyecek ve yerine yenileri yapılacaktır. Değişmeyen, kalıcı olan eserler; insanların beynine, kültürüne ve sanatına hitap ederek kuşaktan kuşağa aktarılacak nitelikte olanlardır. Bu bilinçle, yeni yeni eserler kazanmanın; bunları bilgi dağarcığımıza katmanın gayretindeyiz.

Geçmişle bağımızı kuran eserlerin yok olmasına seyirci kalamayız. Bolu'yu Bolu yapan ve Bolu olarak anlatan toplumsal hafızamızı oluşturan tarihsel, kültürel, sanatsal vb. değerlerimizin, insanların istifadesine sunularak yaşatılmasına yönelik her türlü çabayı mutlaka desteklemek istiyoruz. Bu konuda, gücümüz oranında üzerimize düşen ne olursa yapacağımızı her fırsatta söylüyoruz” demektedir.

Bir tarihçi ve Bolulu olarak yukarda aktardığım gerekçeye gönülden katılıyor ve Sayın Belediye başkanını, çalışma arkadaşlarını bu gayretlerinden dolayı kutluyorum. Daha nice güzel çalışmalarını ve kitap haline getirilmiş eserlerinin devamını diliyorum. Benim üzerinde durmak istediğim esas konu Belediye Başkanımızın adı geçen sunuş yazısının bir diğer kısmında, Bolu'nun yakın geçmişiyle ilgili yaptığı değerlendirmelerdir. Günümüz siyasi gelişmelerine de büyük çapta ışık tutacağına inandığım bu değerlendirmeleri okuyucularımla paylaşmak ve kanatlarımı aktarmak istiyorum.

Sayın Belediye Başkanımız yazdığı sunuş yazısının bir yerinde, Milli Mücadele yıllarındaki Bolu'nun durumuyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, “Balkan savaşlarından başlayarak 1. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı ve ardından verilen Milli Mücadele sürecinde yaşanan acıları, sıkıntıları, yoksullukları ülkenin her tarafıyla birlikte bu bölge de en derinden hissetmiştir. Aynı süreçte yaşanan İTTİHATÇI-İTİLAFÇI çatışmaları, yüzyıllardır bağlılığını sürdürdüğü payitaht ve dini temsil eden hilafet merkeziyle uzun zaman ilişkiyi kesmenin, yeni macera gibi görünen ölüm kalım mücadelesine taraf olmanın, tercih kullanmanın zorluğu bölge halkının yaşadığı en büyük tereddüdü oluşturuyordu. Yine bu bölgede el yordamıyla doğruyu bulanlarla, doğru olduğuna inanarak veya doğru olduğunu sanarak değerlerine bağlılığını ortaya koyanların münakaşası, mücadelesi ve bunlara ilave olarak kendi şahsi hesaplarını din emri gibi, devlet emri gibi göstermeye çalışanların ihaneti birbirine karışmış vaziyette idi. Aslında yakın tarihimizin gerçeği, gerçeği fark edemeyenlerin gafletiyle, gerçeği fark ettirmeyenlerin ihanet sarmalından oluşmaktadır.”demekte, gerçeği göbeğinden yakaladığını göstermekte ve günümüz siyasi gelişmelerine de önemli bir ışık tutmaktadır.

Tarih bir milletin hafızası olarak tarif edilir. Bu nedenle eski ve köklü milletlerin hafızaları dolu, deneyimleri geniştir. Milletler karşılaştıkları sıkıntıları dolu hafızalarından ve geniş deneyimlerinden yararlanarak aşarlar. Geçmişinden ibret ve ders almayan toplumlar, rüzgâr önündeki kuru yapraklar misali sürüklenir dururlar. Varacakları yer kendilerini tesadüflerin götürdüğü yerdir ve kesinlikle sonuç o millet için hüsrandır. Mehmet Akif o meşhur sözünde bu gerçeği “Tarihi tekerrürdür diyorlar, Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi” diye ifade etmiştir. Tarihini ve geçmişini unutan milletler hafızalarını yitirmiş insanlar gibidir ve hadiseler karşısında ne yapacakları ve ne karar vereceklerini bilemezler. Ancak geçmişe takılıp kalmak da milletler için ayrı engeldir. Geçmiş felaketlere ve büyük zaferlere takılıp kalmamak gerekir. Onlardan çıkarılacak dersler ve alınacak ibretlerle, geleceğe güvenli yolculuk yapmak gerekir.

Tarihin gerçek işlevi de budur.

Bizim için yakın geçmişimizdeki acı deneyimler gerçek bir hazinedir. Mütareke ve Milli Mücadele yıllarında düşmanın istila ve işgali karşısında Bolumuzun ve genelde milletimizin tereddütlü halini Sayın Belediye Başkanımız “Siyasi parti çekişmeleri, Kuvay-ı Milliye Hareketini macera olarak kabul etmeleri, uzun asırlar bağlılığını sürdürdüğü İstanbul ile bir çırpıda bağını koparmak konusunda gösterdiği tereddüt ve taraflar arasındaki şiddetli tartışma, bunlara ilave olarak kişisel çıkarlarını dini emir gibi gösterenlerin ihaneti ve yakın tarihimizin bu gerçeğini fark edemeyenlerle gerçeği fark ettirmek istemeyenlerin ihanet sarmalı” olarak tespit etmektedir.

Günümüzde karşılaştığımız sıkıntıları 1919/22 dönemine benzeten birçok siyasi yorumcular bulunmaktadır. Ben de onlardan biriyim.

Ülkemiz ve milletimiz maalesef savaşsız bir istilaya uğramış, emperyalizmin acımasız kolları arasına düşürülmüştür. Dün kazandıkları zafer sonucu önümüze Anadolu'yu parçalayan haritaları (Sevr haritası) sürüyorlardı. Bugün de aynı haritaları çeşitli vesilelerle milletimizin önüne getiriyorlar ve taleplerini çeşitli süslü ambalajlarla rahatça ifade edebiliyorlar. Dün bu taleplere karşı hazırlıksız olduğumuz için tereddütlü tavrımızı normal değerlendirenler olabilir, ama bu gün için artık bu tereddüt, gaflet ve ihanetle eşdeğer anlamına gelir

Dün ABD ve İngiliz himayesini medenileşmek için şart görenler, Müslümanların kurtuluşu için İngiltere'yi adres gösteren dinciler ve Doğu Anadolu'da bir Kürt devleti kurmak içiN müstevli ile aynı yatağı paylaşanlar bugün de aynıyla mevcut olup çalışmalarını gizleme ihtiyacı bile duymamaktadırlar. Bugün AB projesini medeniyet projesi olarak takdim edenler, Ankara'nın şerrinden Brüksel'e sığınmayı İslam'ın altıncı şartı haline getirenler ve Anadolu toprakları üzerinde ayrı devlet kurmak isteyenler geçmişe göre daha donanımlı ve dış destekli, deneyimli olarak çalışmalarını bütün hızıyla sürdürmektedirler. Siyasi iktidarımızın bu ihanet hareketleri karşısındaki tavrı da hepimizce malumdur.

Bu durumda benim yapacağım belli. Dün yapılarak bize tarihimizde övünç duyduğumuz büyük bir zafer, sınırları uluslar arası anlaşmalarla kabul edilmiş büyük bir vatan ve esir milletlerin gıpta ile bakarak örnek aldıkları bir Cumhuriyet kurmuş olan Kuvay_ı milliye'yi yeniden harekete geçirmek olmalıdır. Tarihi deneyimlerimiz bize bunu emretmektedir.

Merak ettiğim şudur. Bugün karşı karşıya kaldığımız siyasi şablonla dünkü şablon aynılık göstermektedir. Acaba sunuş yazısıyla katıldığım değerlendirmeleri yapan Sayın Belediye Başkanımız Alaaddin Yılmaz ve mensup olduğu AKP bu şablonun neresinde yer almaktadır.

08.09.2009

Bu yazı toplam 811 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim