• BIST 95.350
  • Altın 243,682
  • Dolar 6,2952
  • Euro 7,3611
  • Bolu 21 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 21 °C

BİR YANDA FESTİVAL

BİR YANDA FESTİVAL

Yok Yok,

Bu yazımda “O” kokudan, Tavukçuluk Endüstrisinin, Bolu'nun çevresi ile yaşadığı uyumsuzluktan, atık su arıtma deşarjlarının yeraltı su kaynaklarımızla karışma olasılıklarından yine Bolu Tavukçuluk Endüstrisinin, Bolu yerel basınını önemsememesinden, “Biz ulusala hitap ediyoruz, yerel basın hele bir duragosun” davranışından bahis etmek istemiyorum.

Bu konular o kadar yazıldı, çizildi, yalandan toplantılar düzenlendi, ama her seferinde “entegratörler” topu taca atmayı başardılar.

Kendilerini bu açıdan kutluyorum. Hakikaten savunma taktikleri mükemmel. “Özellikle ben şu kadar kişiye ekmek veriyorum.” Özdeyişleri günü kurtaran en önemli tespitleri (!)

Senede birkaç günde milleti meydanda oynatıveririm;

Oldu da bitti maşallah…

Neyse, umarım Bolu'da bir gün çevreye duyarlı olduğu iddia edilen “Tema”, mema v.s konuya eğilirler.

Biz asıl konumuza gelelim. Bilindiği gibi Tavukçuluk Endüstrisinin asıl kaynağını üreticiler oluşturuyor.

Kısaca hikâyesi de çok eskilere dayanır, ORKÖY denilen bir kurum vardı. Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı'nın bir kolu. Şimdilerde ne işe yarıyor bunu bilmiyoruz. Bu ORKÖY orman köylülerini desteklemek amacı ile minik krediler verir köylüleri tavukçuluğa teşvik ederdi.

Yığılca, Mudurnu, Bolu'nun, Kızık, Güney Felakettin ve çevre köylülerinde yaşayan aileler çocuklarını okutabildilerse, kimi ihtiyaçlarını karşılayabildilerse ORKÖY'ün küçük üretimi ve tavukçuluğu desteklemesi sayesinde olmuştur. İlerleyen yıllarda durum kısmen değişti, nispeten kümesler büyüdü, Bolu Merkez ve ilçe çevre köylerinde üretim artmaya başladı.

Sektöre yeni firmalar girdi, bazıları sektörden çekilmek zorunda kaldılar.

Gel zaman git zaman 2001 ve ardı ardına gelen ekonomik krizler, kuş gribi sendromlarını atlatan sektör arkasına ihracat fırsatlarını da yakalayarak füze hızıyla büyüdü.

Tabii devlet kurumlarının da bu büyümeye paralel olarak yeni teşvik programları geliştirmeye ve düzenlemeler yapması gerekli hale gelmişti.

Önce bir yönetmelik çıktı, arkasından da Ziraat Bankası kredileri.

Yönetmelik en genel anlamıyla sistemi reorganize etmeye yönelik tespitler içeriyor.

Fakat içerisinde öyle maddeler var ki, bir tanesini paylaşayım isterseniz,

“Yer seçim raporunun verilmesi:

Madde 6/2

Bakanlıkça daha önce çalışma izni verilmiş, kuluçkahane ve kanatlı damızlık işletmelerini 1 km yakınında kurulacak ticari hayvancılık işletmeleri için yürürlükte bulunan kuluçkahane ve damızlık işletmelerine çalışma izni verilmesiyle ilgili mevzuat gereği oluşturulan komisyondan da uygun olduğuna dair görüş alınır.”

Bu ne manaya geliyor, anladınız değil mi?

Bir damızlık işletmesine 1 km yakınında araziniz varsa hemen en ucuz fiyattan ilgili damızlık işletmesine derhal arazinizi satmak durumundasınız.

Zaten öyle de yapıyorlar. Damızlık işletmesi olan firmaların emlak spekülatörleri tesisin 1 km çevresindeki arazi sahiplerine “Buraları bize öldüm fiyatına satın, yoksa zaten buraları kullanma hakkınız yok” savı ile tarlaları ucuza kapatıyorlar ya da buna teşebbüs ediyorlar.

Ziraat Bankası tavukçuluk kredilerine gelince, Ziraat Bankası üreticilere 7 yıl vadeli, sabit sermaye yatırımlarının finansmanına yönelik, banka ticari kredi oranlarından yüzde 50 indirimli, işletme ve yatırım kredisi kullandırmaya başladı.

Bu da güzel,

Düşük faiz, uzun vade.

Peki, teminat?

En iyi şartlarda bire bir oranında.

Otomatik ve yukarıda konu ettiğimiz yönetmeliğe uygun 30 bin kapasiteli bir kümesin yaklaşık maliyeti 450-500 bin TL.

Aynı soru tekrar,

Peki, teminat?

Hangi küçük üreticinin ya da çevre ve ilçe köylerde yaşayan vatandaşların böyle bir teminat gösterme şansı var? Hangi küçük üreticinin bu işe teşebbüsünde öz sermayesi var?

Bu verilen kredi, Ey tüccar milleti! Gayrimenkulü olan, teminat gösterebilecek vatandaşlar, gel Ziraat Bankası'na sana ballı börek krediler verelim.

Cebinden para çıkmadan, gıdım gıdım 7 yılda öde.

Bunun başka izahat tarzı va mı?

Peki, bu tarımsal arazilerin şehirde yaşayan tüccar milleti tarafından satın alınarak Ziraat Bankası devlet kredileriyle paracıklarına dokunmadan kümes sahibi olması manasına gelmiyor mu?

Aynı zamanda “Üretici” sıfatını taşıyan entegratörlere “Kendi kümesini kendin yap” demek değil mi?

Peki, üreticiler, gerçek üreticiler

5000-10000 kapasiteli gerçek üreticiler sektörün bugüne gelmesinde alın teri olan emeği olan üreticiler,

Onlar ne yapacaklar?

Üç beş yıla kadar tamamen silinecekler, üç beş dönümlük tarlalarında üç beş ton buğday üretip onu da ucuza satıp eski kümeslerine de kel kör üç beş büyük baş hayvan bağlayıp yaşayabilirlerse yaşayacaklar.

Yani anlayacağınız,

Üretici bilgilendirme toplantıları falan hikaye

Reklam kokan hareketler.

09.10.2010


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • “Eğitim öğretim zor koşullarda açıldı”19 Eylül 2018 Çarşamba 11:07
  • “19 Eylül mühendis, mimar ve şehir plancıları dayanışma gününü kutluyoruz”19 Eylül 2018 Çarşamba 11:00
  • Yeni dönem coşkusu Bilim‘de yaşandı19 Eylül 2018 Çarşamba 10:42
  • Acılı babanın feryadına Doğanay yetişti19 Eylül 2018 Çarşamba 00:15
  • Müftüye hapis yolu gözüktü19 Eylül 2018 Çarşamba 00:06
  • Davetsiz misafir binayı yıkıyordu19 Eylül 2018 Çarşamba 00:02
  • Pişkin hırsızlar18 Eylül 2018 Salı 15:59
  • Satırlı Saldırganlar Hâkim Karşısında18 Eylül 2018 Salı 15:58
  • Genç kız 5. Kattan atladı18 Eylül 2018 Salı 15:58
  • Bir polisin evlat feryadı18 Eylül 2018 Salı 14:17
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim