eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C

Bir yıl!

N. Gürkan Yetkin

“Bir” küçük bir sayı olsa da, ardından gelen diğer bir birimi oldukça pekiştirebilir. Bir an veya bir saniye küçük bir zaman dilimi olabilir. Ancak bir yıl, bir asır zaman dilimi olarak küçük bir zaman dilimi olarak algılanamaz.

29 Mart 2009 yerel seçimleri üzerinden bir yıl geçti. 2004 yılında yapılan yerel seçimler esnasında sarf edilmiş olan “Ekibimi değiştirmeyeceğim!” sözü, çoktan unutulmuş, yepyeni bir ekiple seçimlere girilmişti. Doğal olarak gözler, 2009 yerel seçimleri sonrasında yeni YILDIZ'larda idi. Yeni projeler, akılcı çözümler açısından beklenti büyüktü.

Bu yeni yıldızlardan en parlak olanı, Rahmetli Sayın Türkan Saylan'ı kınamaktan başka herhangi bir eylem içinde yer almadı. Hiçbir can alıcı fikir ve projede ismi geçmedi.

Geçmiş dönemde başlatılmış olan projelerden, yeni katlı otopark dışında tamamlanan ve hayata geçirilen bir proje, aradan geçen bu bir yıl süreye rağmen maalesef hala yok! Yerel seçimler üzerinden 365 gün geçti ancak, Yeni Şehirler Arası Otobüs Terminal Projesi'nin 100 günlük ihale süresi hala dolmadı. Bu sayede zamanın “izafi” olduğu ispatlanmış oldu.

Temiz su arıtma tesisi, bu geçen bir yıllık süreçte halâ hizmet veremedi.

Atatürk Orman Parkı baharla birlikte nefis bir görünümde olması gerekirken, hala şantiye görünümünde. Plastik ve fiber oyun grupları parkı rengarenk süslese de, hala çocuk sesleri yükselmiyor! Kanserojen etkileri ve statik elektrik yüklenmeleri sebebiyle bu tür oyun grupları, gelişmiş Avrupa ülkelerinde yıllar önce yasaklanmış olsa da, “Biz Türk'üz! Bize bir şey olmaz!” mantığı ile ülkemizde hala kullanılmakta. Çok amaçlı salon inşaatında bu bir yıllık süreçte bir tek çivi dahi çakılamadı. ”2014 yılında belki hizmete girmeye hazır hale gelir” umudunu yitirmemekteyiz! Yöresel ürünler pazarı ise bir başka bahara!

Şehrin imar şablonunu oturtmak için İmar Kanunu'nun 18.maddesi oldukça verimli bir biçimde kullanıldı. İmar Müdürlüğü ve İmar Komisyonu o kadar hızlı çalıştı ki, bu hıza fen işleri yetişemedi. Hala ilk uygulamaların yapıldığı bölgelerde dahi alt yapı hizmetleri tamamlamayı bırakın başlamış bile değil! Çakılmış poligon taşları dahi çoktan kaybolmuş! Bir kaç yüz yıl sonra, tarihi eser olarak bulunup çıkarılmak üzere, toprak altında, muhafaza halinde!

Üniversite yolu olarak adlandırılan geniş bulvar kimsesizliğe ve sahipsizliğe terk edilmiş bir durumda. Aradan geçen bunca zamandır yapılaşmanın olmaması, acaba imar şablonundaki bazı hatalardan kaynaklanıyor olmasın? Mesela 30 lik bulvara cephe olan parsellerin hala ancak iki kat yapılaşmaya müsait olması, bu gelişimin önündeki en büyük engel değil midir?

İki yıl önce başlatılmış olan, yeni mahalle, eski köylerimizin imar iyileştirme çalışmalarının sonuçlandırılamamış olması ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu ile yaşanan problemlerin tek başına iktidar döneminde dahi çözümlenememesinin bir açıklaması var mıdır?

Karacaağaç Mahallemizin sınırlarından başlayarak, Çaydurt Mevkiine kadar devam eden D_100 Hattında geçen bu kadar süreç içersinde hala uygulama imar planlarının yapılamamış olması (bu bahsi geçen bölge 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda Ticari ve Sanayi Aksı olarak lekelendirilmiş bir bölgedir) ciddi bir ihmalkarlık sayılmaz mı?

Bolu'muzun ilk toplu yerleşim bölgeleri olan Karaçayır, Semerkant, Aktaş ve Akpınar Mahallelerinin gelişiminin önündeki engeller çok iyi bilindiği halde, çözüm adına neden tek bir adım dahi atılamamıştır? Belediye Kanunu kapsamında bir Kentsel Dönüşüm Projesi uygulama kararı için hala neden beklenildiği anlaşılır değildir.

Geçen süreçte bu ve benzeri şehri ilgilendiren sorunlar değil Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı İle Belediye Başkanımız arasında geçen polemikleri, Vali Bey ile Belediye Başkanımız arasında soğuk savaşları konuştuk. Aylarca Kızılay Parkı meselesi gündemimizi yordu. Eminim birkaç ayda Belediye Başkan Yardımcımızın ve Zabıta Müdürümüzün akıbetini konuşacağız. Peki bu konuşmalardan Bolu ne kazanacak? Hiçbir şey!

O halde aklı selim davranıp gerçek gündemlere, Bolumuzun geleceğini yakinen ilgilendiren meseleler üzerinde konuşmamız gerekmez mi? Aksi halde yine yıl sonra 29 Mart 2011 de aynı meseleleri konuşur herkesin bildiğini yine tekrar eder dururuz.

Bu tür geyik muhabbeti türünden yazışma ve konuşmalardan, ne bu yazı ve konuşmanın muhatapları ne de Bolu herhangi bir kazanç sağlar. Boş geçen zaman en önemli kayıptır! Zamanımızı en iyi şekilde değerlendirmek en önemli ibadetimizdir.

2010 yılının kayıp zamanlar ile tüketildiği bir yıl değil, değişimin yaşandığı bir yıl olması dileğiyle bu haftaya merhaba derken, eleştirileri kızarak değil akıl süzgecinden geçirerek değerlendirilmesini umut ederek sözlerimi tamamlıyorum.

Gök gürültüsü ve yağmurun ardından mutlaka güneşli ve parlak günler gelir. Korkunç karanlıklar parlak sarı ışıkla bir anda yok olur. İçimizdeki umut yok olmadıkça hayat sürprizleriyle beklentileri gerçekleştirir.

Umudumuz asla yok olmasın! Çare vardır! Derman vardır!

05.04.2010


Bu yazı toplam 1018 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim