• BIST 107.324
  • Altın 143,294
  • Dolar 3,5602
  • Euro 4,1499
  • Bolu 24 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C

BİR ‘YUNUS’ ROMANI

Hasan Dinç

Günümüz Türk Edebiyatının en önemli romancılarından biri şüphesiz İskender Pala’dır. Zamanımız gençlerine Divan Şiirini sevdiren kişi olarak bilinen yazar, son dönemde yazdığı tarih konulu romanları sevilerek okunmakta ve elbette okuyucudan büyük takdir görmektedir. Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk, Katre-i Matem ve Şah& Sultan adlı romanları yüz binler satarak son dönemde en çok okunan kitaplar listesinin başına yerleşmişlerdir. Ekim 2011 tarihinde yayınlanan son romanı ‘OD’ da ilk baskısını yüz bin olarak yapmış, müteakip baskılarıyla okuyucusu yüz binleri aşacak ve yine en fazla okunan kitaplar listesinin başında yer alacaktır.

‘OD’ Yunus Emre’nin hayatını konu olarak işleyen bir romandır. Yunus Emre milliyetimizi oluşturan temel taşlarımızdandır. Onun milli hafızaya nakşedilmesi gerekirken, maalesef aydınlarımızın diğer milli konularda olduğu gibi ihmaline maruz kalmıştır. Ancak kadirşinas Anadolu insanı onu “BİZİM YUNUS” diye yüreğine gömmüş, doğumundan ölümüne kadar onun deyişlerini hayatından hiç eksik etmemiştir. Yirminci yüz yılda Fuat Köprülü, üzerindeki sis perdelerini aydınlatmış, cumhuriyet döneminde çeşitli kişilerin inceleme ve araştırmalarıyla YUNUS biraz daha bilinir hale gelmiştir. Burhan Toprak şiirlerini toplayarak yayınlamış, Sezai Karakoç onun inanç yapısı üzerindeki incelemelerini kitap haline getirmiştir. Merhume Nezihe Araz ise Yunus Emre’nin hayatını DERTLİ DOLAP adıyla ilk defa romanlaştırarak edebiyatımıza kazandırmıştır. Şüphesiz onun bu romanı Yunus Emre’nin milletimiz tarafından bilinmesine en çok katkı sağlayan kitap olmuştur.

Yunus Emre’ye ait bugün bilinenler, tarih içinde tespit edilerek kayda geçmiş olan menkıbeleridir. İlk kayda geçirilen menkıbelerine ise Ahmet Eflâki’ye ait MENAKİB-ÜL ARİFİN adlı kitapta rastlanılmaktadır. Daha çok dilden dile, kuşaktan kuşağa halkın maşeri vicdanında yaşamış ve günümüze ulaşmıştır.

‘OD’ romanı işte bu menkıbeler üzerine oturtulmuş, çok da başarılı olmayan bir roman olmuştur. Hele de Nezihe Araz’ın Dertli Dolap’ını aşması hiç mümkün değildir. Yunus’un kişiliği de halk vicdanındaki Yunus’a uygun düşmemiştir. Roman Tasavvufi yönden Sayın Mustafa Tatçı tarafından incelenmiş ve eksiklikleri giderilmiş olmasına rağmen içinde tasavvuf adına pek de bir şey barındırmamaktadır. Hâlbuki okuyucu Sayın İskender Pala gibi Şark-İslâm düşüncesine vakıf olan birinden bu yönde daha farklı ve fazla şeyler beklerdi. Meselâ Taptuk Emre düşüncesi ve Hacı Bektaş Veli düşüncesi roman içinde daha genişçe anlatılabilirdi. Milliyetimizin ve Anadolu Müslümanlığının banisi büyük veli AHMET YESEVİ hazretleri ve öğretisi hakkında, okuyucu romandan daha genişçe bilgi edinebilirdi. Romanda bu yöndeki eksiklik baştan sona kendisini hissettirmektedir.

Romanın tarihi yönden inceleme ve eleştirileri de değerli ilim adamı Haşim Şahin tarafından yapıldığı bizzat İskender Pala tarafından ifade edilmektedir. 1242 Köse dağ mağlubiyetinden sonra Anadolu Selçuklu Devletinin siyasi hâkimiyeti zayıflayıp Moğol hâkimiyeti bu topraklarda daha fazla hissedilmeye başladığında, nasıl bir karışıklık yaşandığı, romanda pek güzel anlatılmaktadır. Devletin korumasından uzaklaşan insanımızın başına gelenleri, Moğol baskısını, korumasız insanlara karşı kahraman kesilen Bizans zulmünü ve başıbozuk kaçakların halka yaptıklarını, kısaca o dönem Anadolu’nun çıkmazlarını, roman içinde bir tarih kitabı okur gibi takip etmek mümkündür.

Yunus Emre ve ailesi hakkında verilen malumatların daha önce öğrendiklerimizle çelişir durumları dikkatten kaçmamaktadır. Taptuk Emre ve zaviyesinde insanı olgunlaştıran ve kemale erdiren hiçbir bilgiye yer verilmeyişini de bir eksiklik kabul ediyorum. Taptuk Emre zaviyesinde Yunus haricindeki bütün müritlerin hamlıktan ve insani zaaflardan kurtulamayışları ve kıskançlık ateşiyle yanmaları ve Yunus’a karşı düşmanca davranmaları anlaşılabilir değildir. Yunus’un Mevlâna’nın da dediği gibi “Hak katında hangi mertebeye erdimse Yunus’un ayak izlerini gördüm” dedirten olgunluğa ulaşması romanda pek de iyi anlatılmamaktadır.

Bütün bunlara rağmen Yunus Emre hakkında bilgi edinmek isteyenler usta bir kalemden onun menkıbelerle örülmüş hayat hikâyesini bu romandan öğrenebilirler. Bütün okuyucularıma hararetle tavsiye ederim. İskender Pala’nın aceleye getirmeden nice tarihe ışık tutan romanlarını bekliyoruz.

22 Kasım 2011 


Bu yazı toplam 1157 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim