• BIST 97.894
  • Altın 145,758
  • Dolar 3,5755
  • Euro 3,9991
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C

BİRAZ ANLAMAMAK, BİRAZ İNKÂR, SONRA VERYANSIN

Hasan Dinç

 

Geçen hafta ülke gündemine “Dinsiz, İmansız parti” tartışması damgasını vurdu. Bilindiği gibi meclis başkanlığı seçimlerinin son turunda MHP geçersiz oy kullanınca AKP adayı Sayın İsmet Yılmaz meclis başkanı seçilmiş, bu duruma CHP müthiş şekilde kızmıştı. CHP teşkilatı baştan ayağa MHP’ye öfke kusuyor, CHP’li medya olmadık hakaretleri kolayca yazıyor ve CHP’li yorumcular da ekranlardan kin kusuyorlardı. Kimisi tehdit ediyor, kimisi gizli AKP destekçisi diyor, kimisi koltuk değneği ve stepne diyor; kimileri de MHP’nin siyasal inançlarına uygun olduğu için desteklediği AKP uygulamalarından dolayı MHP’ye olmadık iftira ve yakıştırmalarda bulunuyorlardı. Örneğin baş örtüsü konusundaki desteğinden dolayı bile MHP’yi eleştirme körlüğünü gösterebilmişlerdi. Halbuki MHP baştan beri başörtüsü konusunun çözümü için önemli rol üstlenmiş, hatta bu konuda AKP’yi hem yönlendiren hem de cesaretlendiren parti olmuştu. Siyasetle ilgilenen sıradan bir vatandaşın bile bildiği bu konuda MHP’yi tenkit etmek ve AKP’ye alet olmakla suçlamak en azından siyasi körlükten ileri gelmiyorsa, halkın hafızasıyla alay etmek anlamını taşımaktadır.

Bu konulardaki yanlışlığın en önemli sebebi AKP’ye verilmeyen oyların bir blok olarak değerlendirilmesidir. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçtaroğlu seçimin ilk akşamından itibaren AKP’ye verilmeyen oyları bir blok olarak kabul edip ortak hareket etmelerini istemesinden kaynaklanıyordu. Halbuki bu oyların tek ortak yanı sadece AKP’ye karşı olmaları ve ülke yönetiminin AKP iktidarından kurtarılmasını istemeleri idi. Bunun dışında bu bloğu oluşturan partilerin birbirlerine uzaklığı AKP’ye olan uzaklığından daha fazla idi. O nedenle bir araya gelip ortak hareket etmeleri mümkün görülmüyordu. Bu durum meclis başkanlığı seçiminde açıkça görülmüştü. CHP açıkça AKP dışında bir partiden meclis başkanı seçilmesini istiyor, fakat bunun için de bir ön hazırlık çalışması yapmıyordu. Adeta bu muhalif bloğa kendi adayından başkasının seçilmesi seçeneğinden başka bir seçenek tanımıyordu. Sonuç olarak MHP kendi adayını desteklemek suretiyle meclis başkanlığının AKP adayının kazanmasına yol açmıştı. CHP’nin MHP’ye yarım asırlık kin ve gayzıyla ağzını açmasının gerçek sebebi buydu.

MHP gurup başkan vekili sayın Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu partisine yöneltilen ağır ve haksız suçlamaları cevaplandırmak için basının karşısına çıktı ve konuyla ilgili gelişmeleri basınla paylaştı. Bu sırada meclis başkanlığı seçiminde geçersiz oy kullanmış olmaları nedeniyle CHP tarafından partisine yöneltilen ağır suçlamaları değerlendirmeye almış, eğer aksini yapsaydık yani oyumuzu CHP adayı Sayın Baykal’a verseydik bu seferde AKP’liler  “AKP’nin tabiriyle dinsiz ve inançsız bir partinin adamını seçtiniz diye bize yükleneceklerdi” demiştir.

İşte bu noktadan sonra kıyamet kopmuş, akıl ve mantık devreden çıkmıştır. Ağzını açan CHP’li ve AKP’liler MHP’ye ve Sayın Yusuf Halaçoğlu’na yüklenmiş, siyasi ahlâkla bağdaşmayan bir Üslûp zaten temiz olmayan siyasi havamızı hepten bozmuştur.

CHP sözcüsü Sayın Haluk Koç’un ve diğer yetkililerin söyledikleri ve tehditlerini yazının ahlâki rengini bozmaması için buraya almıyorum. Ancak söyledikleri her sözün iki parti arasında oluşmaya başlamış barış ortamını dinamitlediğini ve bundan sonra meclis çalışmalarında beraber hareket etmelerini zorlaştırdığını söyleyebilirim. Halbuki Sayın Halaçoğlu’nun konuşmasını dikkatle inceleselerdi böyle bir hataya düşmeyeceklerdi. Sayın Halaçoğlu CHP için “Dinsiz ve imansız” demiyor, bu nitelemenin CHP için AKP’liler tarafından yapılarak MHP’nin baskı altına alınacağını söylüyordu. Fırsat bulmuş AKP’liler ise hemen devreye girip hem iki partinin arasını açıyor, hem de şimdiye kadar söyleyemediklerini söyleme fırsatı yakalıyorlardı.

Sayın Bülent Arınç “Allah aklımıza zarar vermesin. Hiçbir AK partili böyle düşünmez. Herrhalde gereğini Sayın Bahçeli yapar” derken Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu ise “ Bu sözler Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. CHP’li kardeşlerime sesleniyorum. Sizin imanınız üzerinden yapılacak spekülasyonlar karşısında en dik şekilde biz duracağız” demiştir. Bu konuda zurnanın son deliği saydığım Sayın Nihat zeybekçi ise “Bugün çok üzücü bir laf duyduk. Bir partinin yetkilisi meclis başkanı seçiminde demokrasinin güzel bir şekilde tecellisine, milletin iradesinin ulviyetine yakışmayan bir açıklaması oldu. Biz CHP’nin adayına oy verseydik Müslüman olmayan, dinsiz partiye oy verdiniz derler. Diyerek bu coğrafyaya, ülkeye, millete yakışmayan herkesi rahatsız eden bir yaklaşımı oldu” diyerek güya Sayın Halaçoğlu’nun şahsında MHP’ye olan kinlerini ve fırsat bulup boşaltamadıkları içlerindeki irinlerini kusmuşlardır.

Sanki bu konular Türk siyasi hayatına yeni giriyormuş, bundan önce hiç konuşulmamış ve telaffuz edilmemiş gibi. Sureti haktan görünüp haksızlığın ve siyasal kirliliğin danışkasını yapmışlardır. Şimdi ben Sayın Bülent Arınç’a soruyorum. Bir siyasi partinin genel başkanı “Bizim dışımızdakiler patates dinindendir” Ya da yine aynı liderin “Her seçim bizim için bir Müslüman sayımıdır” derken senin o partideki görevin neydi ve söylenenler ne anlama geliyordu. Daha çok yakınlarda Sayın Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı seçimi içi kullandığınız “Müslüman cumhurbaşkanı seçtirmiyorlar” sözleriniz için ne diyeceksiniz? Sayın Başbakan Davutoğlu! Partizin bu seçim sloganıyla birlikte Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Van’da yaptığı konuşmada HDP için “Bunlar Zerdüşt’tür.” Demesini ve CHP’ye gönderme yaparak “Bunların birbirinden farkı yoktur” sözlerini nasıl yorumluyorsunuz? Sayın Halaçoğlu’nun sözleri siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçmişse parti olarak sizin siyasi tarihimize düşürdüğünüz lekelerin rengini neyle nitelendireceğiz?

Bulanık suda balık avlamayı sevenler anlaşılmıştır. Ancak bunca toz-dumana rağmen siyasal sağ duyusunu kaybetmeyenler de vardır. Sayın Kılıçtaroğlu’nun “Bir kişinin hatasını bir partinin tümünü zan altında tutmak için kullanmak haksızlıktır” değerlendirmesi ile SayınBahçeli’nin “Kimin neye, nasıl inandığını, tayin makamı kimseye düşmeyecektir. Kasten çarpıtılan cümleleri fitne santrali gibi kullanmak da şirretliktir” değerlendirmeleri bunlara güzel örnektir.

Bu fırtınalı haftanın kaynağı “BİRAZ ANLAMAMAK”, “BİRAZ İNKÂR” ve sonra da “VER YANSIN “ olarak görülmektedir.

 

Bu yazı toplam 1226 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim