• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 9 °C

Biraz da Pollyannacılık oynayalım mı?

Mustafa Namdar

Kavga hiçbir şeyin çözümü değil. Kavganın, sevginin oluşumuna hiç ama hiç katkısı olmamış, olmayacak da. Kavganın olduğu yerde şartlanmışlık, kavganın olduğu yerde zıt düşüncelerden güç alan taraflar oluşur birbirlerinden gittikçe uzaklaşan bireyler olarak.

Zaman oluyor düşünüyorsunuz, bu düşmanlık niye? Gönül yapmak varken bu gönül yıkmak niye? Gülün güzelliğini seyretmek, kokusundan nefeslenmek varken, dikeniyle dostluk kurmak niye? Yüreklere sevgi tohumlarını atıp yeşermesini, yayılıp tüm benliğimizi sarmasını beklemek varken sevgiyi, dostluğu, barışı, başarıyı, güveni yok eden zehri düşüncelere akıtmak niye? Bu niyelerin cevabını bir verebilsek, yaşanan olaylarda hoşgörüyü öne bir çıkarabilsek, yılın her anı sevgililerin yaşadığı heyecanla geçer demek o kadar da zor olmasa gerek.

Alışılmışın dışında bir ilgi seviniyorsunuz. Sivil toplum kuruluşlarının tabanlarının sesine kulak verdikleri düşüncesiyle seviniyorsunuz. Tabanla sorunları çözebilmenin ortak çabasını göreceğiz diye seviniyorsunuz. Birlikten güç oluşacağına inanmışlığın heyecanını gördüğünüz için, dayanışmanın gücüyle engellerin aşılacağına inandığınız için seviniyorsunuz.

Tek düze seçimin tadı, tuzu, heyecanı olur mu? Muhalefet olacak ki düşünceler çarpışacak, yeniliklere, yeni oluşumlara, huzura, mutluluğa, refaha açılan yeni fikirler oluşacak belleklerde.

Bir oluşumda emek alın teriyle yoğruluyorsa, sahiplenmesi içten olur. Yalnız sahiplenmek değil, koruyup geliştirmek de başta gelen hedeftir. Mücadelesi tatlı sert, bazen de acıtır. İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik de, Allah’ın verdiği aklı kırıcı olmaktan uzak tutup, birleştirici olma yönünde kullanma becerisini sergileyebilmektir. Zor olan da budur ama, insanı diğer canlılardan ayıran en güzel davranış da budur. Zoru başarmaktan keyif alınır. Zoru başarabilmenin sonucunda güzel ürünler ortaya çıkar.

Son dönemlerde düşünceleri ve davranışları olumsuz yönde tetikleyen birşeyler oluyor gibi. Dost eller yumruk olup vurmaya hazır bekliyor. Dost yüzler baca arkası gibi karanlık, gülen yüzlere çökmüş kara kara. Dost gönüllerde sevgi yerini sanki kin ve nefrete bırakmış. Dost gözler güzelliklere kapanmış kara kapkara görüyor herşeyi. İçimizde bir şüphe, acabalar hep olumsuzluklar üzerinde yoğunlaşıyor. Kuşku duyuyoruz her davranıştan. Aslını araştırmak yerine dedim ki dediydilerle atıyoruz düşüncelerin temelini.

Hukukun üstünlüğünü hep başkaları için değerlendiriyoruz. Kendimizi hep uzak tutmaya çalışıyoruz adaletin terazisinden. Sloganımız “Vur, parçala, kır” üzerine. Böyle olunca, daha gür çıkıyor sesimiz. Her oluşumun kendine özgü yazılı bir yönergesi olduğunu bildiğimiz halde, işin kuralını bilmeyenlere öğretmek yerine, bal yapmaz arılar gibi uğuldayarak doğru düşüncelere adeta kelepçe takıyoruz, doğru hedefe ulaşılmasın diye. “Demirin pası kendi içindedir” demişler, ne güzel söylemişler. Son zamanların gelişen olaylarına bir bakın sokakta kavga, statta kavga en acısı yaşamınızı alınteriyle kazanan aynı teknede hamur yoğuran küçük sanayicilerimizin yol haritasını çizecek olan toplantı trafiğine fırtınalı, karlı boranlı bir havada yol verilmesi görüntüsüyle salonda yaşanan karmaşa.

Bu yazı toplam 391 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim