• BIST 97.587
  • Altın 144,246
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0057
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 19 °C

Birinci sınıf demokrasi

Mustafa Öz

Ülkemizde en çok tartışılan kavramlardan birisi demokrasidir. Dünyada 200'e yakın ülke var. Bu ülkelerde aklınıza gelen yönetim biçimlerinin neredeyse tamamı var.

Demokrasileriyle övünen Avrupa ülkelerin de bile zaman zaman demokrasi tartışmaları yapılıyor. Ülkemizde özellikle 1946'dan sonra siyaseten çok partili döneme geçtikten sonra tartışmalar hiç bitmedi. Bazen demokrasi askeri idarelerin iş başına gelmesiyle kesintiye uğradı. Ama yaralı, bereli olsa da sonuçta demokrasiden vazgeçilmedi. Demokrasi tecrübemiz ve içini doldurma becerimiz arttı. Türkiye'de demokrasi isteyenleri tasnife tabi tutsanız içlerinde samimi olanların gerçekten az sayıda olduğu ortaya çıkacaktır. Adam demokrasiyi kendi istek ve arzularıyla göre tarif edip o kalıbın içine koyarak uygulamak istiyor.

Demokrasi içine her şeyin konulup, yenilip yutulacağı kadar geniş kapsamlı, dirayetli, zaafsız bir rejimdir. Birinci sınıf demokrasi diye gerçekten bir tarif var mıdır? Varsa nasıl birinci sınıf olunur. “BIRAKINIZ YAPSINLAR BIRAKINIZ GEÇSİNLER” desek acaba birinci sınıf demokrasiyi uygulamış olur muyuz?

Kendini demokrat ilan edenler eleştirilere karşı bile dayanamayıp sert cevaplar, sertlikler uyguluyorsa. Bu nasıl demokratlıktır. Nitekim siyasi iktidar her lafının başında sakız gibi demokrasi hak ve özgürlükler lafını çiğniyor. Ama MUHALEFET olgusunu kabul etmiyor. Yok, ediyor sindiriyor. Hani birinci sınıf demokrasi!

Demokrasinin bir tarifi de hukukun egemen olduğu rejimdir. Oysa en çok hukuksuzluk ben yaptım oldu uygulaması da sözüm ona demokrasi oluyor. Demokrasinin kurumsallaşıp birinci sınıf olması lafla olmaz. Birilerinin zihin gerisinde ki duvarları yıksanız bile sizin kafanızdaki duvarlar devam ediyorsa kanun, tüzük, yönetmelik v.s size vız gelip tırıs gider. Benim özgürlüğümün bittiği yerde sizinkinin başladığını ben kabul etmiyorsam. Demokrasiyi kılıf olarak görüyorsam hangi düzenlemeyi yaparsam yapayım hiç fark etmez.

Hukukun siyasallaştığı, çıkarların her şeyin önüne geçtiği, ideolojik kamplaşmaların, cemaatleşmelerin her şeyi örttüğü bir ortamda; KİM BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ İSTİYORSA KUSURA BAKMASIN BEN O İNSANA ŞÜPHE İLE BAKIYORUM. Onun istediği birinci sınıf demokrasinin içine hangi ideolojiyi, hangi cemaat önderini, hangi çıkarı koyduğu kafama takılıyor.

Hele bir ilin en büyük mülki amiri, siyasetin başındaki, bürokrasinin başındaki bunu diyorsa önce bin düşünüp ona göre karar veriyorum.

Evet demokrasi ve hürriyet, hak ve özgürlükler çok güzel. Herkesin kişiliğinin, özgüveninin gelişmesine yardımcı olur. Ama demokrasinin de zaafları var. Her türlü kötülüğü, pisliği demokrasi torbasına doldurursanız kokuşur. Kendinin taşıyamaz.

Birinci sınıf demokrasi için; birinci sınıf demokrat olmak lazımdır. Önce birinci sınıflığa herkes kendini iyice hazırlasın. Otu… demokrasinin içine ondan sonra koyalım. Güzelliklerin ağır basması halinde zaafa uğramadan demokrasimiz zaten sınıfını yükseltecektir.

Samimi olalım, samimi desinler, dediğimi birileri mesaj olarak alsın, ben bir şeyler olayım demekle bu işler olmaz.

60 yıldır olmadı nitekim!

07.11.2008

Bu yazı toplam 605 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim