• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

BİZİM MAHALLENİN GENÇLERİ

Mustafa Namdar

Mahallenin namus bekçileri gibidir.genci yaşlısı kadın erkek ayırmadan iyi ve kötü günlerde acıları azaltmak, mutlulukları çoğaltmak üzere, birleştirirler düşüncelerini. Örnek alınır mahallemize sınır komşu gençleri tarafından gençlerimiz. Sosyal sorumluluklarda, paylaşımlarda, model olmakta, demokratik kuralların uygulanmasında, sınır ihlali yapmadan can ciğer kuzu sarması gibidirler, sorun yaşanmaz aralarında. Etnik kökenleri, inançları ayrı ayrı olsa da laiklik ilkesi içinde kurulan sofrada, bağdaş kurup aynı tencereye kaşık sallamışlardır yıllarca.
 

Şer düşünceleri, yönetimlerde adalet terazisinin topunu kaçıranlar “benim dediğim doğru” mantığından hareketle zalimle arkadaş olanlar; zulümle dostluk kurarken, kendi gölgesi üzerinde tepinerek orkestradaki ses uyumunu bozduğunu sandıklarının seslerini kısmaya çalışanların, sesleri kısılır duyulmaz olur haklı haykırışların arasında. Hak, hukuk söylemleri demokrasi kalıbı içinde şekillenirken, bir tarafta pusuya yatan av köpekleri gibi toplulukların zayıf anlarında saldırmak için uygun zamanı kollarlar. Bir başka tarafta hamilik, ağabeylik, yapmak arzusuyla hakemlik yaparak rehberlik görevlerini yaparken bir tarafa da, aba altından sopa göstermeye çalışırlar. Zaman akar, dün yaşanan dostluklarda ortalığı aydınlatıp renklendiren maytaplar, öfkeyle kızışan yürekler gibi yazın sıcaklığında sararan otları yakar düşüncelerdeki yangını körükleyerek ortalık alev alev yanar.
 

Mahallemizin gençleri şaşkın. Dost bildikleri şimdi düşman oldu. Dost diye bağrımıza bastıklarımız birleşmiş, yangını bizden tarafa çevirmek üzere üfler durumdalar. Mahallemizin güngörmüşlerinden bir kısmı ağabeylik edasıyla ortalıkta peşrev çekip baş pehlivan edasıyla kendi gölgesine el ense çekerken, bir kısmı üşengeçlikten alevler biraz daha yaklaşsa da sigaramı yaksam aymazlığında. Bir kısmı da, kendi içimizde de aynı karmaşayı ne yaparız da çıkarırız fetbazlığıyla, yangını söndürme adıyla benzin tenekesiyle koşuyor olurlar alevler üzerine.
 

Bizim mahallenin çocukları bir başkadır diğerlerinden. Kurtuluşun hikayesini dinlemişlerdir dedelerinden, dedelerin babalarına ait kitaplardan. Ve etkilenirler, ulus olmanın bilinciyle kendilerine verilen görevi pas geçmeden takip ederler dünya gelişmelerini. Bu gelişmelerin içinde biz neyiz, neredeyiz diye değerlendirirler ortak akıl süzgecinde. Onlar yaşıtları gibi hayatı loy loma alarak değerlendirmek istemezler. Kendi geleceklerinin hazırlanmasında, kendi düşüncelerinin yer almasını da isterler ama, boylarında büyük işlere giriştikleri düşüncesiyle hep susturulurlar.
 

Bir beladır, sarılmıştır kendi geleceklerinin üzerine. Bir bölgede başlamıştır yangın. Sadece var olanı değil, birlikte kurdukları geleceği de kundaklamak üzere ellerine verilmiştir pimi çekilmiş bombalar. Küçük büyük demeden söndürülür ocaklar. Gözü yaşlıdır anaların, bağrı alev alev yanmaktadır babaların… Dursun bu bela. Durdurun bu vahşeti diye haykırdıkça “boyunuzdan büyük işlere karışmayın” diyenler hep o boyları küçük olanları gönderirler ateş mahalline söndürün bu yangını diyerek. Bizim mahallenin gençleri aldıkça şehit haberlerini, kuşkuyla bakıyorlar geleceğe. Çocuklarına iyi bir gelecek hazırlayamayacaklarını, özgürce uçurtma uçuramayacaklarını, kırında bayırında dolaşamayacaklarını, okullarında korkusuzca bilgilendiremeyeceklerini düşünerek kuşkulanıyorlar. Söndürün bu yangını..! Dağıtın bu kuşkuyu..!

04.09.2012

Bu yazı toplam 557 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim