• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C

Bizim sokağın cici annesi

Mustafa Namdar

Tabaklar Mahallesi Şenel Sokağa girdiğinizde, göze çarpar pembe boyalı üç katlı ahşap ev. Ev sahibesi de bina kadar olmasa da, o tarihle yarışır gibi seksenbeşini aşmış tatlı diliyle sokağın cici annesi Huri Gölgeli. Çocukların evin önünden geçerken dönüp baktığı, annesiyle geçiyorsa elinden çekiştirip seslenmek için zorladığı cici anneleri oturur o evde.

Büyük küçük farketmez insanların yaptığı her yanlışı tatlı dille ikaz ederek, gönül kazanan cici anne bayramda ilk durağımızdır. Çocuklar küçükken bizden önce koşardı, onun mendilini, şekerini almak için.

Yeğenleri vardı biri ordudan emekli, biri profesör üniversiteden emekli. Gün görmüş, konuşmasını bilen, sohbeti seven biri. En güzel yanı yardımı seven, yardıma koşan, inandığı doğruyu, gördüğü yanlışı da ünvanı ne oldursa olsun söylemekten çekinmeyen, aynı zamanda espriden hoşlanan yönü belki de sevgi katıyor.

Cici anne anlatıyor: Geçenlerde iyi giyimli bir delikanlı evin oradan buradan fotoğrafını çekiyordu. Alışkındım. Eski yapı olduğu için meraklıların bu davranışlarına, yadırgamıyordum. O gün ne olduysa takılayım diye düşündüm delikanlıya. Camı açıp seslendim. Hayrola! Selam yok sabah yok! Müsaade almak yok! Kime sordunuz? Ne hakla nasıl fotoğraf çekiyorsunuz? Hey Allah’ım nasıl zaman bu? İnsanlarda hiç saygı kalmamış. Hiç kural tanımıyorlar diye çıkışıverdim. Delikanlı ala al mora mor oldu. Titrek bir sesle kötü bir amacının olmadığını, Bolu’ya yeni geldiğini, Doktor olduğunu. Sokaktan geçerken yapı tarzı, kapısı, penceresi üzerindeki dantel örgü perdesiyle dikkatini çektiğini, defalarca özür dileyerek affını istiyordu. Hava oldukça güzeldi. Gülerek affederim ama bahçeye gelir bir kahvemi içersen dedim. Yanında bir de bayan vardı, eşiymiş. Bahçede oturup bir hayli sohbet ettik. Şimdi her bayram ya gelirler ya da telefonla bayramımı kutlarlar.

Bir başka olayı anlatıyor ders verircesine. Bir gürültü bir şamatayla çocuklar geçiyor sokaktan. Ellerinde birşeyler hem yiyorlar hem ambalajını gelişi güzel sokağa saçarak gidiyorlar. Dayanamayıp arkalarından seslendim. Hey çocuklar, biraz bakar mısınız! Sese doğru dönerek bize mi diyorsun nine dediler. He ya size sesleniyorum. Birşey düşürdünüz galiba. Lüzumludur, sonra ararsınız diye düşündüm de onun için seslendim dediğimde, ceplerini kontrol edip hayır hayır, bizden düşen birşey yok dediler. Düşmüş olmalı, düşmüş olmalı hele bir dikkatli bakın. Bakın bakın şunlar sizin değil mi diye kapının önüne buruşturup attıkları kağıt parçalarını gösterdim. Ama o lazım değil ki. Yediklerimizin paket ambalajları! Peki ama onların atılacağı bir yer olmalı. Herkes yediği şeyin kabını, eşeleğini birilerinin kapı önüne atıverirse ne olacak? Benim gibi yaşlılar nasıl temizleyecek kapılarının önünü dediğimde, özür dileyip attıklarını geri dönüp topladılar. Ben de bu güzel davranışları nedeniyle teşekkür edip birer çikulatin verdim. Şimdi her okula gidiş gelişlerinde Cici Anne diye sesleniyorlar...

Haa bak çok ilginç. Geçenlerde pazarda birşeyler almak için dolaşırken, gördüklerim karşısında dondum kaldım. Beş altı yaşlarındaki bir çocuk adeta yerlerde sürünüyor, acı acı ağlıyor. Manavın tezgahında gördüğü muz için ağlıyor, muz da muz... Susturmak mümkün değil. Annesinin de alacak gücü olmamış olmalı ki, elinden tutmuş adeta sürüklercesine tezgahtan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Tezgahtan iki muz alıp hemen parasını verdim. Çocuğa yetiştirmek için biraz hızlandım. Yanlarına geldiğimde, aaa ne güzel bir çocuk bu! Dayanamam bunun ağlamasına. Bak ben neler aldım torunuma. Sana da vereyim mi? İster misin diye muzları gösteriyordum. Yan gözle annesine bakıyor, ağlaması durmuştu ama hıçkırıkları, iç çekişi devam ediyordu. Annesine baktım yarım göz işaretiyle alsın mı annesi? Alsın mı haa dedim. Ve muzun ikisini verdim. Ağlamak durmuştu. Çocuk mutluydu. Ben de mutlu oldum...

Eskiden çocukların özeneceği şeyler açıkta taşınıp çoluk çocuk özendirilmezdi. Alan var alamayan var. Öyle herşeyi açıktan götürürseniz çocukların, alamayan fakir fukaranın göz hakkı kalır. Aman ha ekmek de alsanız, bir poşetin içinde evinize getirin. Bunlar çok önemli ama ne hikmetse günümüzde hiç dikkat edilmiyor dedi.

İnsana boşuna Cici Anne demezler dedim. Bu bayramda bazı dersleri tatlı dilinden almıştık. Sağlık ve uzun ömür dileklerimizle ayrıldık. Eskilerin, eski bayramların bir de bu güzellikleri var unutulmaya terk edilen...

17.10.2007

Bu yazı toplam 457 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim