• BIST 82.293
  • Altın 147,597
  • Dolar 3,8212
  • Euro 4,0743
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

BOCUSE’DE MENGENLİ İLK MÜSLÜMAN ŞEF

Mustafa Nuri Gürsoy

Ertuğrul Özkök, Hürriyet gazetesindeki bir yazısına

“Altın Bocuse’de ilk Müslüman” başlığını atarak başlamış.

Kendine has üslubuyla, Bocuse d’Or Türkiye finalinde yarışacak olan MSA öğrencilerinden bahsederken,

“İlk defa bir İslam ülkesinin şefi bu yarışmaya katılmış olacak ve Türkiye’yi  yarışmada bu genç şef temsil edecek” diye yazmış.

İsmi görünce büyük bir mutluluk ve gurur duydum.

Yazımın başlığını da,

Eksik bırakmayalım, tamamına erdirelim gayesi,

Mengen ismine bu vesile yer verelim maksadı,

Mengen Markasına hizmet eden Mengenli kardeşimizi taçlandırma noktasında…

“BOCUSE’DE MENGENLİ İLK MÜSLÜMAN ŞEF” koydum.

Bocuse d’Or…

Yaptığım araştırmalara göre, dünyanın en prestijli aşçılık yarışması olarak biliniyor.

Ertuğrul Özkök, biliyor olmalı ki, bu yarışmaya daha önce ülkemizden hiç katılan olmadığı gibi, İslam ülkelerinden de davet edilen olmadığını vurgulamak istiyor.

Vakıa’nın büyük, organizasyonun prestiji ve özel konumu gereği; “Altın Bocuse’de ilk Müslüman” başlığını kondurmakla ülkemiz adına bu sevindirici gelişmeyi yazısına konu ediyor.

Her ne kadar Sayın Özkök; Bolulu bir aşçı demiş olsa da;

Benim de bu gururun bir paydaşı olarak.

Aşçılar Diyarı Mengen’in yetiştirdiği şeflerimizden, çok değerli kardeşimiz Nazmi Gülmez’in oğlu,

Sevgili Gürcan Gülmez kardeşimizi ayakta alkışlıyorum.

Yarışmanın büyüklüğü ve prestijini sağlama bakımından şu örneği vermek mümkün.

Bacuse d’or yarışması, gastronominin Formula 1 ile eş değer dersek işin ciddiyeti kendiliğinden anlaşılacaktır.

Sevgili Gürcan Gülmez’in sponsorluğunu Metro Toptancı Market yapmakta.

Bunun için özel antrenman ve çalışmalar, 8 Mayıs’ta Stockholm’de yapılacak olan yarışma için devam ediyor.

Ellerine, emeklerine sağlık..

Başarılar Sevgili Gürcan Gülmez..

Hem ülkemizden,

Hem de bir İslam ülkesinden ilk örnek olman çok önemli ve tarihi bir gelişme.

Bunu Sayın Özkök çok güzel ifade etmiş zaten..

Tek noksan bana göre “Mengenli” olmanı atlamış olması.

Onu da ben burada tamamlayarak bu eksiği gidermiş oluyorum.

Bir tarih yazılacaksa böyle yazılmalı.

İçinde ilkleri olan, gurur kaynağımız olan,

Hem ülkemiz adına

Hem de, Sayın Özkök’ün işaret ettiği gibi Müslüman bir ülkenin bir şefinin ilk defa böylesi bir yarışmaya katılıyor olması,

Mengen ilçemiz adına gurur verici bir olaydır.

Gastronominin Formula 1’i olarak adlandırılan bu yarışmada Sayın Gürcan Gülmez’e başarılar diliyorum.

Konu Gastronomiden açılmışken;

Mengen üzerinden devam edelim.

AİBÜ Gastranomi ve Mutfak Sanatları Yüksek Okulumuzun da Mengen ilçemizde yapmış olduğu çalışmaları izliyor, takip ediyor ve bilgi sahibi oluyoruz.

İçinde çok değerli öğretim üyelerini barındıran yüksek okulumuz elemanlarının daha iyi çalışma ve motivasyonlar içinde olmasını beklemek hakkımız.

Katma değer üretmek adına,

Aşçılar Turizm Otelcilik Meslek Lisesi öğrencileri için kariyer planlamalarına cesaret vermek adına,

Bu genç öğretim görevlilerine büyük sorumluklar düşmektedir.

Mengen küçük ama adı büyük bir ilçe.

Ve hiç kimse;

Ne AİBÜ kurumsalından büyüktür.

Ne de Mengen ilçesinin isminden.

Hak etmemiz gereken çok şeyler, daha alınacak büyük mesafeler var.

Mengen markasından önce düşünülen kişisel hesaplar, kısır eksik ve bencil yaklaşımlar yarar getirmez.

Diyelim ve…

Mengen ilçemizde yapılan uçurtma şenliği çok güzel oldu diye devam edelim.

Mera’ya, çimenlerin üzerine kurulan resim Atölyesi düşüncesine meftun oldum.

AİBÜ öğretim görevlilerinden bazılarını orada gördüm, organizasyonun birincil adamlarını takdir ederek izledim.

Berker Çiftçi, Fuat Bayram ve Ali Kemal Kemer gibi öğretim görevlilerini işin mutfağında görmek harika idi.

Sevgili öğrencim Süha Yaman’ın yine aynı kampüs içinden çıkarak organizasyona katkı verişleri güzeldi.

Bu genç kardeşlerimizin yemek mutfağına ayrı, sosyal alanlar mutfağına ayrı güzellikler katmaları karşısında gururlanırken,

Konumuzun dışındaki bazı gelişmeleri doğrulatmasam da, takip etmiyor değiliz.

On yedi yaşımda Ağrı ilinin, Diyadin ilçesinin Yeniçadır (Bozo) köyünde öğretmenlik yaparken,

Tezek yakar, gaz lambasında aydınlanır, ispirto ile kızdırdığımız, gaz yağı ile yanan ocaklarda çorba pişirirdim.

Gastronomi nedir bilmez,

Lavaş ekmeğe katık bulmakta zorlanırdık.

Cüzzam tedavisi gören bazı köylülerle karşılıklı çay içmekten hiç çekinmez, üstelik bundan çocuk yaşımla gurur duyardım.

Demem o ki;

Teşbih yapmayı sever, tarihin yapraklarını karıştırmayı severim.

Yani karıştırmayı değil, araştırmayı kast ediyor.

Kasti hareketlerden uzak durulmasını öneriyorum.

Yazacaklarım şimdilik bu kadar.

Dudaklarım,

Ağzımdan  çıkacak cümlelere ses olabilmek için sabırsızlıkla bekliyor.

28.04.2014

Bu yazı toplam 1059 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim