• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -2 °C

Bolu Abant'ına ağlıyor !

Nadir Garipoğlu

Valimiz Abant'ta yaptığı işleri savunmak ve sivil toplum örgütlerini bilgilendirmek için bizleri Abant'a götürdü.

İçimiz yandı…

Ne gerek vardı bunları yapmaya Sayın Valim…

Bütün mesele, Abant gölünün su seviyesini yükseltmek istenmesiyle başlamış.

Gölün su seviyesi hesapsız kitapsız yükseltilince yollar su altında kalmış, iskeleler, ağaçlar hatta göl gazinosu binasının zeminini su basmış.

Ayrıca nilüfer çiçekleri de yaprak açamadan su altında kalmış.

Karların erimesi, yağmurların yağması sonrası iş çığırından çıkmış. (üstelik bu kış Abant'a ne çok kar yağdı ne de yağmur, en kurak mevsimi geçirdiğimiz halde)

Su seviyesinin çok yükseldiği görülünce düşürülmek istenmiş, savağa dökülen beton kesilmeye çalışılmış olmamış, yaylalardan gelen suyu önlemek için derelerin önünü germişler, suni bir göl oluşmuş adına yavru Abant demişler. Rüzgar paraşütü yapılan endemik bitkilerle dolu çayırı yok etmişler, doğayı bozmuşlar.

Su altında kalan yolları yükseltmişler, genişletmişler, setler, yarmalar dolgularla istenmeyen, gözü tırmalayan bir daha geriye dönüşü olmayan işler yapılmış.

Geriye dönüşü olmayan öyle hatalar yapılmış ki insan eliyle ne kadar güzelleştirmeye çalışırsanız çalışın makyaj yapmış, estetik yapılmış bir insan gibi suni güzellikten öteye gidemezsiniz.

Doğal hali, tabii güzelliği bitmiş Abant'ın.

Dünyada o kadar güzel, insan eliyle yapılmış suni göl ve göletler var ki hayran kalırsınız ama insan eliyle yapılmış güzelliklerdir onlar.

Abant ise Allah'ın bize bahşettiği ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan doğal bir güzellikti.

İşte bozulan o, tepkimiz de ona.

Suni güzelliği her yerde görebilirsiniz çok da güzel yapılabilinir ama insanlar tabii, doğal güzelliği arıyor seviyor ve oraya gidiyor.

İşte Abant öyle bir yerdi…

Avukat İlhami Candemir ağabeyimiz yıllarca orman avukatlığını yaptı. O camiayı çok iyi bilen, orman teşkilatının haklarını yıllarca savunmuş, bu işlerle ilgilenmiş bir ağabeyimiz.

Söylediklerini aynen aktarıyorum.

“Yıl 1965 veya 1966 Avusturya'dan doğa bilimciler, uzmanlar geldi. Bu bilim adamları Abant'ta incelemeler yaptı. Bu gölün bir krater gölü olduğunu, göl su seviyesinde karların erimesi yağmurların yağmasıyla oluşan yükselmelerin önlenmesini, aksi halde ağırlığı çekmeyip gölün patlayabileceğini söylediler.

Bu ikaz üzerine gölün ayağındaki savak indirilerek göl su seviyesi düşürüldü ve sabit hale getirildi.”

İşte yabancı bilim adamlarının söylediği, işte bilimsizce bizim yaptıklarımız.

Ayrıca göllerde kış sonu suların yükselmesi, yazın azalmasıyla göl kenarlarında mandaların yattığı bataklıklar oluşur. Bu bataklığı önlemek için dolu savak tabir edilen ve su seviyesini sabit tutan, yükselmeleri ve alçalmaları önleyen teknik tespitler yapılır. Bu tespitlere göre gölü besleyen sular geldiği gibi dolu savaktan devamlı akar gider, su seviyesi ne azalır ne artar ve etrafta bataklıkta olmaz.

Yıllar içinde göl kenarlarında tertemiz turbiye bitkileri oluşur.

Abant gölüne özgü nilüfer çiçeklerimiz de vardı.

Bu çiçekler bir kamışın ucunda suyun hemen yüzeyinde bir yaprağın üstünde açar. Suların bilinçsizce yükseltilmesi çok uzun yıllarda oluşan bu nilüfer çiçeklerini de yok eder.

Abant'ta yapılan işler ne kadar iyi niyetle yapılırsa yapılsın, bitişi muhteşem üstü muhteşem olsa da, fevkaledenin fevkinde de olsa o Abant yok artık.

Geçmiş ola…

07.04.2010


Bu yazı toplam 2196 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim