• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • Bolu 22 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 25 °C

Bolu geleceğine ait yol haritası -3-

Mustafa Namdar

            20.12.2004

Son yıllarda gündemi belirleyen konu, Bolu’nun doğal varlıklarından nasıl yararlanılır? Bu güzellikleri başkalarıyla paylaşırken insanlarımızın ekonomilerine nasıl katkı sağlanır?

Bütün bu hizmetlerin sunumunda doğa, ilk günkü güzelliğinde nasıl muhafaza edilir? Toplum bilinci nasıl geliştirilir?

Her olayın öğrenileceği, öğretileceği kendine özgü mekanları, kurumları, kuruluşları var. Toplum bilincinin oluşturulmasında halkın okulu olan sivil toplum örgütleri, gönüllü kuruluşlar, bu konunun öncüsü konumundadırlar.

Son üç yıldır Bolu’yu, "Dört mevsim Bolu... Foto safari turları... Yöre yemekleri"nin tanıtımıyla yurt sınırları ötesine tanıtılmaya çalışıldı. Bunda da başarılı olunduğunu düşünüyorum. Yine de esas başarının, böylesi tanıtımlardan sonra ilimize gelecek turistlere, onları mutlu bizi de, paraya kavuşturacak hizmeti sunup sunamayacağımızdadır.

Sn. Kenan Mortan’ın, "Tavuk gübresini ne yapıyorsunuz?" sorusunun altında yatan gerçek de kirlendiği iddia edilen doğayı koruyup koruyamadığımızı öğrenmek olabilir.

Ne zaman böyle bir toplantıya katılsam, Bolu insanının durağanlığından, sessizliğinden, ortaklık anlayışının zaafiyetinden, konulara duyarsızlığından bahse3dildiğini görüyorum.

Kozmopolit bir yapıya sahip olmayan toplumda yaşam tarzı, ataerkil aile yapısı içinde, barbarlıktan uzak, saygınlık içinde, büyüklere karşı saygıda kusur işlemekten korkar durumda, çekingen, verilen görevi yapan, idarecilere karşı saygıda kusur etmeyen bir davranış sergilemeye alışmışlar. Kazandıklarıyla da şükretmesini bilmişler.

Ne zaman ki nüfus arttıkça gelirden düşen pay azalmaya başladı, işte o zaman başlar kaldırılıp, komşuda ne olup bitiyor, bakılmaya başlandı. Büyük harfle sesli konuşulmaya başlandı. Bu geç kalmada okullaşmanın gecikmesi etken değil midir? 1945 yılında lisenin açıldığı bir ilde, geleceği yorumlayacak genç beyinler, nüfusun ne kadar bölümünü oluşturuyordu? Hiç gündeme getirmiyoruz.

Halkın önünü açması gereken odalar, dernekler, sivil toplum örgütlerinin görevlerini ne kadar yaptığından, yapmadığından hiç söz edilmiyor. Şikayetler hep belli bir eğitimi almış olanlar tarafından gündeme getiriliyor.

Enerjinin doruk noktasına ulaştığı dönemlerde sizler, siz okumuşlar, kültürlüler, oda, dernek yöneticileri, sizler ne yaptınız? sorusuyla özeleştiri yapmaktan hep kaçmanın sorumluluğu ne olacak?

Onca eleştirimize rağmen bugünün davranışları farklı mı?

Ortak akıl toplantılarında aynı ensturumanları dinlediğimizde orkestra olmaktan çıkar, saz heyeti oluştururuz.

Belki sonuca gitmekte kalabalık oluşlar hedefe ulaşmayı geciktiriyor olabilir.

Önemli olan ortak akılda çok sesliliği oluşturup, orkesta şefiyle dinlenir hale getirebilmek değil midir?

Sorunların ele alınması çok güzel. Tartışılması çok güzel.

Güzel olmayan, olması gereken akıllar neden yok?! Neden tek ayak üzerinde durmaya zorlanıyoruz?! Neden "ben" düşüncesinden biz diyemiyoruz?! Neden benim dediğim doğru düşüncesinden kurtulamıyoruz?!

Sanırım bu dar görüşten Sn. Kenan Mortan ve Sn. Rüştü Bozkurt Hocalarımızın bilgi ve deneyimlerinden yararlanarak arzulanan hedefe ulaşırız.

Gerekli dersleri alırız.

Bu yazı toplam 315 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim