• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 23 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 27 °C

Bolu Öğretmen Evi öyküsü-4

Mustafa Namdar

Bu öykünün yaşandığı belli bir bölümünde, Düzce ve Gerede’de görev yapıyordum. Her olayda olduğu gibi burada da, köşe başlarında değişik senaryolar üretiliyordu. Kim suçlu, kim suçsuz? Kim neyi, nasıl yapmış? Bütün bunlar şu anda sözü edilmesi gereken, önemli konular değil diye düşünüyorum. Bu olayın hikayesini yazarken, şu anda kimilerini rahmetle andığım Bolu öğretmeninin çok zor koşullarda, neyi nasıl yaptıklarını genç kuşaklara anlatmaya çalıştım. Birlikte yapılan çalışmalarda, elde edilen güzelliklerin birliktelik bozulduktan sonra, nasıl kaybolduğuna örnek olsun diye düşündüm.

    Gene bir 24 Kasım’dı. Anadolu Turizm Otelcilik okulunda emeklilere verilen yemekte, rahmet ve saygı ile andığım İzzet Baysal, kızı Esin Avunduk, yeğen Ahmet Baysal, vakıf mütevelli heyetten bazıları ve emekli öğretmenlerimizle protokolden oluşan kalabalık bir grup vardı. Daha önceleri orada burada öğretmen evi noksanlığımız konuşuluyor, bu konuda istek İzzet Baba’ya anlatılıyor, ama daha önce programlanan ve yapımları devam eden çalışmalar nedeniyle yeşil ışık haklı olarak bir türlü yanmıyordu.İzzet Baba’nın “En büyük hayalim” dediği Tıp Fakültesi İnşaatı tüm hızıyla devam ediyor, onun sağlığında bitirilmeye çalışılıyordu. Her şey onun prensipleri içinde bir çalışma takvimine bağlanmıştı. Bu sistemin içine kısa devre yapma olanağının olmadığını bildiğimiz halde, biz öğretmenler her fırsatta isteğimizi yineliyorduk.

    Bizim de bir evimiz olmalıydı. Bu konuda akıl verenler çoktu, ama yalnız akılla olmuyorduki bu istek. Eskilerin deyimiyle “Başımızı sokacak bir yerimiz olsa da, varsın ayaklarımız dışarıda kalsın” diyorsak da, ne başı ne de ayağımızı sokacağımız yerimiz olmuyordu.

    81 ilin sekseninde ilçeleriyle birlikte öğretmenlere ev açanlar nedense başlarını çevirip bakmıyordu Bolu öğretmenine. Zaman zaman mühürü cebinde etkili ve yetkililer geldiğinde halimiz anlatılmaya kalktığında “Biz bu tür yerleri özelleştirmeye çalışıyoruz” diye karşı çıkarak, daha cümlenin yarısında boğazımıza tıkılıyordu düşüncelerimiz.

    Biz herkesin dostuyduk ama bizim elimizden tutan sıcak bir eli bir türlü bulamıyorduk. Gerçek olan şu ki; bizim bizden başka dostumuz yoktu. Verilen sözler, yapılan vaadler buz üzerindeki yazı gibi eriyip gidiveriyordu.

    Gene de bir umudumuz vardı. O dönemdeki yatırımların ne denli yoğun olduğunu bilmemize karşın, açmak istiyorduk derdimizi babaya. Evladın sıkıştığı zaman, kapısını çalacağı ilk adres değil miydi baba ocağı? Biz de öyle yaptık. Sanıyorum 1997 veya 1998 yılı gene böyle bir 24 Kasım da açtık bohçamızı, rahmetle andığım İzzet Baba’ya. 4 arkadaş görevlenmiştik bu konuda. Rahmetli Cahit Dinçtürk, Hikmet Manaz, Yılmaz Özarslan ve ben. Sahne gerisinde Emekli Öğretmenler Derneği ve Mustafa Yaman. Bohçamızda duygusallık vardı, gözyaşı, hüzün vardı. Ev huzuru olmayan bir öğretmenin, görevinde başarılı olamayacağı vardı. Sevgi, saygı vardı. Çaresizlik, unutulmuş olmak vardı.

    Çok dikkatli ve sessiz dinliyordu bizi. Belki de kendi yaşamında yaşadıkları geçiyordu gözünün önünden kare kare. Belki de, düşündüğünü elde ettiği o hareketli günleri yaşıyor, belki de, yapılan haksızlığa baş kaldırıyordu. İçimizde bir umut ışığı, “Yerine getirecek isteğimizi” diye yanmaya başlamıştı. Olacak diyorduk, olacak bu iş. Bugün olmazsa, yarın mutlaka olacak diye bakıyorduk geleceğe.

    Sözcü Sn. Ahmet Baysal, o yılın yoğun programı nedeniyle bu isteğin yerine getirilemeyeceğini söyledi, kırıp dökmeden amca İzzet Baysal adına. O söyledi ama bizler yitirmedik umudumuzu. Çünkü İzzet Baba’nın bakışlarından almıştık mesajı. O bu isteğe ilgisiz duramazdı. Olayları görmezden gelemezdi. O değil miydi yaşlılara, kimsesizlere kucak açan? O değil miydi hastalara derman olan? O değil miydi bilgi pınarlarından bilimi, ilimi, bilgiyi almaları için okullar açan? O değil miydi gençliği üniversitesine kavuşturan?

    O ilgisiz kalamazdı, kalmadı da...

02.12.2005

Bu yazı toplam 328 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim