• BIST 108.392
  • Altın 143,286
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Bolu 23 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 28 °C

Bolu Sancağında Ermeniler

Nadir Garipoğlu

Açılımların konuşulduğu, tartışıldığı hatta kavgaların yapıldığı şu günlerde; A.İ.B.Ü'nin 1997 yılında “Bolu'da halk kültürü ve Köroğlu uluslararası sempozyumu” anısına yayınlanan bildirilerin derlendiği kitapta, ilgimi çeken ve güncel olan bölümlerden biri, “Bolu sancağında Ermeniler” bölümü oldu.

Bu kitaptan da sizlere pasajlar sunacağım.

Asli unsurunu Türkmenlerin teşkil ettiği XIX. yüzyılın Bolu sancağında Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları yerler Bolu, Göynük, Bartın ve Ereğli'dir.

O tarihte Bolu merkezde 15 mahalle mevcut. Bunlar Tabaklar, Hocabey, Çukur, Semerkant, Aslahattin, Camii Kebir, İhsaniye, Çıkınlar, Karaçayır, Camii Cedid, Akmescidin, Akçukur, Gölyüzü, Karamanlar, Ermeni mahalleleri.

Ermeni Mahalle'si bugünkü Aktaş Mahallesi'nin biraz doğusuna düşen yerleşim yeri. Halk arasında Gavurlar Mahallesi olarak bilinir.

Mahalle Abdülmecid döneminde Rusların baskısından kaçıp Osmanlıya sığınan Ermeniler tarafından kurulmuştur.

Ermenilerle Müslümanlar, ülkenin her yerinde dostça geçinmişler, komşuluk hak ve hukukuna saygı göstermişler, düğünlerde derneklerde birlikte olmuşlar, mutluluk ve üzüntülerini paylaşmışlardır. Bolu'da Ermeniler, genellikle ticaret ve sanatla uğraşmışlar, sarraflık, (kuyumculuk) adı altında tefecilik de yapmışlardır.

Tanzimat ile birlikte yeni yapılanma döneminde, Ermeniler vilayet meclislerinde, mahkemelerde görev almışlar 1869 yılında Bolu Belediye Meclisinde Agop Ağa, sandık emini Tekfur Ağa, idare meclisinde ve diğer kurumlarda Kirkor, Mıkırdıç, İstefan, Karabet, Sökkes, Mihran gibi isimlerde önemli görevler üstlenmişlerdir.

Batı dünyasının emperyalist emelleri Osmanlı'yı karıştırmaya başlamış, İngiltere ve Çarlık Rusya'sının yönlendirmesi ile Taşnak- Sütyan ve Hıncak cemiyetleri kurulmuş, birer terör makine sına dönüşerek ordunun iaşe yollarını vurmaya başlamışlardır.

1915 yılında çıkarılan Tehcir Yasası ile stratejik noktalardaki Ermeniler Osmanlı toprağı Lübnan'a gönderilmiş dolayısıyla bu etki Bolu da da hissedilmiş ve Osmanlı imparatorluğunun değişik yerlerinde zorunlu iskana tabi tutulmuşlardır.

Sevr'e giden yolun kapısının aralanması ile geride kalan Rum ve Ermeniler yeniden faaliyete geçerek milli mücadele ruhunu karartmaya çalıştılar.

Bolu'daki Ermeniler, Ereğli ve Karasu Rumları ile koordineli olarak çalışmaya ve Türk Müslüman nüfusunu ortadan kaldırmaya yönelik eylem hazırlıklarına başladılar.

Bunlar Bolu'nun en iyi mahallesinde otururlardı. Ekonomileri de iyi idi. 360 haneden oluşan mahallelerinde ikide kilise vardı.

Buna rağmen mahallelerinde milisler kurmuşlar ve örgütlenmişlerdi. Aramalarda evlerinden her türlü ağır makinelı tüfek, silah ve mühimmat çıkarıldı.

Şehirliyi susturmak ve şehri teslim almak konusunda tereddütleri olmamakla birlikte köylülerden çekinirler, “Biz şehri teslim alırız ancak köylüler bizi bitirirler” derlerdi.

Cafer Bey çetesi başta olmak üzere Bolu'ya gelen çetecilerle müşterek hareket eden Ermeniler, çatışmalar neticesinde çıkan yangın sonucu mahalleleri tamamen yok olmuş, olumsuz davranışlarıyla hayatlarını zora sokmuşlar, çoğu Bolu'yu terk ederek at yaylası üzerinden Akçakoca'ya, oradan da İstanbul'a göçmüşlerdir.

Sonra ne oldu? Ermeniler bütün dünyaya Türkler bizi kesti, tehcir yapıldı soykırım yapıldı diye yaygarayı bastılar, iyide propaganda yaptılar, pek çok ülkeyi inandırdılar, anıt mezarlar yaptılar görkemli açılışlarla Türkleri karaladılar. Taşnak - Sütyan ve Hıncak cemiyetlerinin desteklediği asala terör örgütü katillerine yurt dışı temsilcilerimizi öldürttüler.

Koskoca devlet ne yapacaktı peki? Kimse bu soruyu sormuyor, kendisine karşı ayaklanan azınlıklara hangi devlet hoşgörü gösterebilir? Tabiî ki önlemlerini alıp mücadele edecektir.

Biz bütün bunları unutuyoruz, açılım adı altında Ermenilerle dost olmak için gayret içine giriyoruz, tavizler vermeye hazırlanıyoruz.

Elimizi vicdanımıza koyup düşünelim lütfen. Tarihimize dönüp bir bakalım ve dersler alalım.

Geçmişte kimse istemezken, kucak açıp içimize aldığımız, sosyal ve ekonomik imkanları çok çok iyi olmalarına rağmen, bizlere ihanet eden bu toplumdan gelecek dostluktan ne hayır gelir.

Biraz daha şahsiyetli dış politika yapalım ve büyük ülke olmanın gerektirdiği gibi davranalım artık.

16.09.2009

Bu yazı toplam 5645 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim