• BIST 119.196
  • Altın 314,275
  • Dolar 6,0829
  • Euro 6,5622
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 10 °C

BOLU SPOR İÇİN ELDEN GELEN

Hasan Dinç

 

Spor karşılaşmalarını televizyondan seyretmeyi severim. Özellikle futbol, basketbol, voleybol ve güreş müsabakalarını televizyondaki bütün programlara tercih ederim. Televizyonda saydığım karşılaşmalar varsa onları seyretmek önceliğimdir. Çok uzun zaman var ki karşılaşmaları seyretmek için açık ya da kapalı statlara gitmiyorum. Bunun kendime göre önemli sebepleri var. Ancak yazım bu sebepler üzerinde durmayı gerektirmediği için şimdilik es geçiyorum.

Karşılaşmaları seyretmeme rağmen çok anladığımı söylemem yanlış olur. Ancak konuyu bilenlerden dinlemeyi ve onlara bazı sorularla karşılaşma hakkındaki düşüncelerimi test etmeyi de ihmal etmem. En çok da Mücahit Aslan’ın bu konudaki düşüncelerine değer veririm.  Mücahit Akyazı da futbol oynamış, spor basınını da takip eden biridir. Yukarı çarşıda saatçilik yapan dostum Hasan Aslan’ın oğludur. İş yerinde sıkça ziyaret ettiğim Hasan Aslan’la en çok hafta sonundaki futbol karşılaşmalarını, en çok da Bolu spor’u konuşuruz. Sözlerine en fazla değer verdiğim kişi şüphesiz Mücahit Aslan’dır. Kısaca Mücahit bizim futbol konuşmalarımızda bilirkişimiz, son sözü söyleyen ve de düşünceleri tartışmasız kabul gören futbol uzmanımızdır.

Geçen haftaki Bolu spor-Osmanlı spor karşılaşmasını ondan dinledim. Sonuç itibariyle Bolu Spor’un geleceğinden endişeli olduğunu söyleyebilirim. Kendine göre bu sonuca ulaşmasının önemli sebepleri var. Bunları burada yazmayacağım. İlgililer kendisinden dinleyebilirler.

Mücahit Aslan’dan karşılaşmanın değerlendirmesini dinlediğim gün, Bolu Spor’un teknik direktörü Sayın Osman Özköylü’nün yerel basına yansıyan, haftalık basın toplantısını okudum. Basın toplantısında son maçla ilgili düşüncelerinden ziyade genel bir değerlendirme yapmış. Bolu Spor’la, Bolulu sporseverlerle ve özellikle Bolu spor taraftarlarıyla ilgili önemli fikirlerini basın yoluyla paylaşmış. Elbette kendine göre önemli şeyler söylemiş. Yetkililerin ve Bolu kamuoyunun bu söylenenlerden çıkaracakları sonuçlar ve alacakları dersler olduğunu sanıyorum.

Ben Sayın teknik direktörün söyledikleri üzerinde durmayacağım. Yalnız bir tespitini paylaşarak hocanın bir kanaatine katılmadığımı ifade etmek istiyorum. Sayın teknik direktör basın toplantısında “Burada kulüp kötü olsun diye dua edenler var. Ne kazanç elde edeceksiniz bundan? Beklentiniz ne?” demiş; arkasından da “ Bunun herkese zararı olur. Kimse o zaman biz Bolu sporluyuz demesin. Biz Boluluyuz demesin. Bugün bu takıma bu desteği vermeyecek insanlar bunu söylemesin. Kusura bakmasınlar ben Bolulu değilim ama ben şimdi bir Boluludan daha fazla bu takım için uğraşıyorum. Bu benim için namus meselesi oldu. Gücümün yettiği yere kadar, başarabildiğim kadar bu takım için mücadele edeceğim” diyerek kararını kamuoyuna deklare etmiştir.

Sayın teknik direktörün basına yansıyan metnindeki ifade bozukluklarını bir yana bırakarak “kulüp kötü olsun diye dua edenlerden ziyade” takımın kötü sonuçlar alması nedeniyle gelecek için endişe edenler olduğunu ben de görüyorum. Bu endişelerinden dolayı zaman geçmeden tedbirler alınmasını beklemek her Bolu sporlunun, Bolulu sporseverin hakkıdır. Bu endişelerini yüksek sesle ve basında dile getirenler “Kulüp kötü olsun diye dua edenler” olarak değerlendirilmemeli, onların düşünceleri alınarak, kötü gidişten kurtulmak  için müşterek tedbirler geliştirilmelidir..

Bolu sporun aldığı kötü sonuçlardan endişe edenlerin farklı düşünceleri,  “Bolu spordan desteklerini çekmek” şeklinde algılanmamalı, takımın kötü gidişinden en az yetkililer kadar sorumluluk duymak şeklinde yorumlanmalı ve çözüme bu yolla gidilmelidir. Kişileri bu tavırlarından dolayı kınama anlamına gelecek şekilde “ben Bolulu değilim ama onlardan daha fazla Boluluyum” anlamında beyanda bulunmak, çok aşırı bir değerlendirme olmaktadır. Sizin “takım için uğraşmanız” işinizdir ve bu iş için piyasa şartlarında önemli bir maddi karşılık almaktasınız. Konuyu “Namus meselesi” haline getirmeniz ise ciddiyetinizin bir ifadesidir. Hâlbuki kınadığınız kişiler ise Bolu’yu Bolulu oldukları için sevmekte, Bolu spor’a karşılıksız vermektedirler. Sen, Bolu spordan alarak Bolu spor için uğraşırken, onlar Bolu spor’a vererek onun geleceğinden endişe etmektedirler. Siz sözleşmeniz bittiğinde belki de arkanıza bakmadan Bolu’dan ayrılırken onlar yine Bolu spor için ağlayacak, Bolu spor için güleceklerdir. Takımlarını, düştüğü yerden çıkarmanın uğraşısını hep birlikte vereceklerdir. Bir de profesyonel olarak işiniz kulübü “gücünüzün yettiği kadar”  küme düşmekten kurtarmaktan ziyade, ligin üst sıralarına taşımak olduğunu unutmamak gerekir. Hedefinize ulaşmaya engel olarak “geçmişte yaşanan bazı yanlışların tezahürü” saymak, “futbolcuların yaşadığı bazı talihsizliklere bağlamak” pek inandırıcı gelmemektedir. Demecinizin sonunda “Özgüvenimizi tekrar kazandığımız anda bu takım toparlanacak ve çok iyi yerlere gelecek. Ben oyuncularıma güveniyorum” sözünüze ben de güveniyorum. Size ve başında bulunduğunuz Bolu spor’a başarılar dilerim.

Saygılarımla.

  

 

Bu yazı toplam 1296 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim