• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 29 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 31 °C

BOLU'DA JEOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE YER BİLİMLERİ FAKÜLTESİ GEREKSİNİMİ…

Suat Tosun

Biyolojik çeşitliliğiyle hayli zengin Bolu, jeoçeşitlililiği ile de hayli iddialı…
Jeoçeşitlilik, biyoçeşitliliğin cansız dünyadaki karşılığı… (volkanlar, depremler, fosiller, fosil enerji kaynakları, kömür, petrol, turba, obruk, traverten, buzul. v.b.)

Yerbilimci sayın Prof. Dr. Mehmet SAKINÇ (2011); yer tarihinin derinliklerindeki yaşama yolculuk etmek istiyorsanız sizi oraya götürecek “ taşıt” fosillerdir, diye ifade etmekte…
Bu gizemli ve heyecanlı yolculuğa 2008 yılında, bir araştırma grubuyla katıldık. Ve bir fosil projesi yürütmeye başladık. Bolu ve çevresine ilişkin onlarca yerbilimi makalesine eriştim.

Sizlere de hayli ilginç gelecek bazı jeolojik tarih kesitlerini yerbilimcilerin iznine sığınarak aktarmaya çalışacağım.

Bolu, coğrafyacıların ve jeologların tanımıyla, bir taraftan “Bolu Masifi” ve diğer taraftan “Köroğlu Masifi” veya “Galatya Masifi” diye adlandırılan dağlar arasında yer alır.

Yedigöller Milli Parkı ve çevresini içine alan Bolu Masifi dağlarında, 2007 yılında sonuçlandırılmış jeolojik çeşitliliğe yönelik TUBİTAK” araştırma projesi (JEMİRKO Der. Çevre ve Or. Bak. 2007), Bolu'ya ve Milli Parka yeni değerler katmıştır. Milli Park rotasında 5 jeosit (jeolojik kayaç, oluşum vs.) ve 19 jeoturizm durağı saptanmıştır. Örneğin Bolu'ya yakın son durak, Bakırlı Çansa Köy civarında olup, Neotetis Okyanusundan kalan fosilleşmiş çeşitli türde Nummilitlerin (Deniz canlıları) bolluğu dikkat çekici olarak belirtilmiştir. Nitekim Abant İzzet Baysal Üni. Öğretim Üyesi sayın Prof. Dr. Faruk SANCAR;2009 yılında bu oluşumla ilgili olarak yerel gazetelerde “”Bolu'nun fosil zengini olduğunu vurgulamıştır.
Bolu'nun güneyine döndüğümüzde; yaklaşık 400 km uzunluğunda Köroğlu Dağlarında yapılmış jeolojik araştırmalar; volkanik faaliyetlerin aktif ve genç karakterli olduğunu belirtmektedir.

Köroğlu Dağları; jeolojik devirlerden erken ve geç Miyosen devri (18,8 – 9,5 milyon yıllardaki püskürme ) olmak üzere iki farklı zamanda püskürmüştür. Aralarında yaklaşık 10 milyon yıllık suskunluk dönemi olduğu TANKUT ve Ark. (1998)'ınca belirtilmiştir.
Diğer jeoçeşitlilik konusu depremlere gelince; Bolu'dan geçen KAF (Kuzey Anadolu Fayı)'nın jeolojik yaşı konusunda birbirine yakın milyon yıllar dile getirilmiştir. TATAR (1975) Orta Miyosen ile Pliyosen arası; BARKA ve Ark. (1984), Tortonien- Messinien-Pliyosen arasında; ŞENGÖR ve Ark. (1996) ise, 11-13 milyon yılları arasında, ancak kesin erken Miyosen'den sonra oluştuğunu saptamışlardır.

Köroğlu Dağları, yine sıra dışı bir jeolojik oluşum olarak taşlaşmış ağaç fosillerini volkanizma faaliyetleri sırasında oluşturmuş;
Kızılcahamam, Çamlıdere, Beypazarı ve Bolu- Seben'de (henüz Seben'deki proje çalışmaları sonuçlanmadığından ziyaret yasağı devam etmektedir.) 18,8 ile 9,5 milyon yıllık yaşam izlerini bize jeolojik miras olarak bırakmıştır.

Jeomorfolojik oluşumlar olarak, Bolu- Akkaya Traverteni, Seben – Yuva, Kaşbıyıklar, Çeltikdere volkanik tüflerinin oyulmasında oluşmuş
kaya evleri, hayli bakir Çeltikdere – Kınıkçı Kanyonu, Peribacaları, bu çeşitliliği zenginleştirmektedir. Mudurnu Sülüklü göl (Heyelan gölü), Yeniçağa ve Abant turbalıkları yanı sıra; Seben Kesenözü, Karacasu, Sarot, Babas termal kaplıcaları önemli değerlerdir.
Bolu – Çepni maden sodası rezervi(1998'de Bolu termal otelde yapılan sempozyumda bu kaynağın ülkemizin önemli depolarından biri olduğunu söylenmiştir).

Bu çalışmalarda MTA Genel Müdürlüğü ve yerbilimcilerin ayak izleri vardır. Ve devam etmektedir.
Şunu rahatlıkla belirtmek gerekir, daha saptanmamış yeraltında ne kadar jeolojik çeşitlilikler ortaya çıkmayı bekliyor?

BOLU'DA YERBİLİMLERİ FAKÜLTESİ…

Bolu doğasına ve peyzajına ilişkin güzellikler, ilginçlikler, oluşumların bazısı sit ve korunan alan statülerinde olsa da, açıkhava müzesi veya laboratuarı olarak projelerle geliştirilerek, izinli kazı, teşhis ve gözlemler uzun yılları kapsayacak arkeolojik kazı karakterinde uğraş gerektirecektir.
Nitekim 5 Ekim 2011 tarihinde Bolu'da bir deprem tehlikesi paneli yapıldı. Marka Ajansı destekli, Bolu Valiliği, Bolu Kent Konseyi'nin İstanbul ve Anadolu Üniversitelerinin yer bilimci öğretim üyelerine hazırlattığı ve uygulattığı proje sonuçları açıklandı.

Bolu Valisi Sayın İbrahim ÖZÇİMEN araştırıcı ekibe teşekkür ederek, aslında bundan sonra da izlenmesi ve gözlenmesi gerekecek sismik gözlemlere kendi Üniversitemizin devam etmesi ve ivedilikle Deprem Araştırma Merkezi kurulması dilek ve temennisini belirtti.
O anda, 2000'li yılların başında, A.İ.B.Ü.'nin üstlendiği “Bolu İl Gelişim Planı”nı anımsadım. Planın Çevre ve Mekânsal Yapı stratejilerinde; Deprem Araştırma Merkezi, Jeoloji Fakültesi ve İnşaat Fakültesi açılmasının gerekliliği vurgulanmıştı…

Jeoloji Fakültesi ve MTA Genel Müdürlüğü, Bolu'da yerbilimleri araştırmalarını hızla uygulamaya sokarak bizleri gezegenimizin kaçınılmaz davranışlarına karşı daha hazırlıklı bulunmamıza imkan sağlayacaktır.

Bolu'ya ilişkin biyolojik çeşitlilik, jeolojik çeşitlilik, genetik çeşitlilik, tarih ve kültürel değerler bir araya toplanınca ekoturizm, jeoturizm konularındaki zayıflıklarımızın giderileceği şüphesizdir.

Rahmetli Prof. Dr. Raci BADEMLİ (2007)'nin ; Espri olarak kabul ettiği düşüncesine hak vermemek elde değil…

“ Anadolu sallanıyor ve kültür beşiği, bu sallanan kültür beşiğinde horul horul uyuyoruz tabii”…
Bu son cümlede benden olsun; 'Yeryuvarı dinamizm içinde ama maalesef bizler siestada mıyız, yoksa kış uykusunda mıyız'?

19.10.2011


Bu yazı toplam 2191 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim