• BIST 99.547
  • Altın 236,490
  • Dolar 6,1013
  • Euro 7,1788
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C

Bolu’dan 8 Mart mesajları

Bolu’dan 8 Mart mesajları
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle Vali Aydın Baruş ve çok sayıda sivil toplum kuruluş ve siyasi parti temsilcisi, birer mesaj yayınladılar.

 

Kadınlar Günü için yayınlanan mesajlar şu şekilde;

VALİ AYDIN BARUŞ;

 “Toplumnüfusunun yarısını oluşturan kadınların sosyal, ekonomik, siyasi ve kültürel alanlarda yaşama etkin katılımı toplumsal ve ekonomik kalkınmanın en temel unsurlarından birisidir.

Dünya ülkelerine baktığımızda,  daha çok gelişmiş ülkelerdeki ekonomik ve toplumsal yapının içerisinde kadınların da erkekler kadar önemli rollere sahip olduğunu görüyoruz.

Günümüz dünyasında, bireyi ve onun haklarını esas alan demokratik bir sistemin, kadın erkek eşitliği ve kadınların toplum hayatında daha etkin rol almalarıyla sağlanabileceği artık herkes tarafından kabul edilmektedir.

Ülkemizde de son yıllarda, kadınların toplumsal konumlarını güçlendirmeye ve kadına karşı şiddeti önlemeye yönelik çok önemli düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

2010 yılında Anayasa’da yapılan değişiklikle, kadın erkek eşitliğinin sağlanması amacıyla alınacak tedbirlerin “eşitlik ilkesi”ne aykırı olarak yorumlanamayacağı hükmü getirilmiştir.

Anayasamızın bu hükmü ve ülkemizin uluslararası platformlarda verdiği taahhütler doğrultusunda, çok sayıda düzenleme yapılmıştır.

“Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” hükümleri gereğince, şiddete maruz kalan kadınlarla ilgili koruma kararı alınması, bu kararların etkin bir biçimde uygulanması, bu konuda görev yapan güvenlik personelinin eğitimi hususlarında çok önemli ilerlemeler sağlanmıştır.

Diğer yandan; düşünce özgürlüğü ve dini özgürlükler alanında son yıllarda gerçekleştirilen reformlarla özgürlük alanının genişlemesi neticesinde eğitim ve çalışma hakkından yararlanan kadın sayısının artmakta olması, kadınların toplumsal statüsünün iyileşmesini ve kadınların çalışma hayatında hak ettikleri konuma gelmelerini olumlu yönde etkileyen adımlar olmuştur. 

Kadınların haklarının korunması ve geliştirilmesi alanında,dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de aşılması gereken sorunların olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Bununla birlikte; hayatın her alanında başarılı çalışmalar yapan kadınlarımızın sayısının ve kadınların haklarının korunmasıyla ilgili kamuoyu duyarlılığınınher geçen gün artması bu konuda olumlu yönde ilerlediğimizi göstermektedir.

Hayatımızın her anında bize destek olan, bizi eğiten ve hayata hazırlayan fedakâr kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü en içten duygularımla kutluyor, saygılarımı sunuyorum.”

 

 

 

 

 

 

CHP BOLU KADIN KOLLARI BAŞKANI ZUHAL TOKER IŞIN;

Tarih 8 Mart 1857, ABD'de açlığın, yoksulluğun, sömürünün yoğunlaştığı, kapitalizmin insan yaşamını ve iradesini hiçe saydığı bir anda New York'lu dokuma işçisi kadınlar, hep bir ağızdan "Eşit işe eşit ücret" ve "8 saatlik iş günü" talepleriyle haykırdılar, yaşamları pahasına direndiler. 

Kapısı dışarıdan kapatılmış fabrikalarında, 129 kadın işçi diri diri yakıldılar. Amerikalı dokuma işçisi kadınların başlatmış olduğu bu mücadele, tüm dünyada emekçi kadınların mücadelesine ışık tuttu, yol gösterdi. 1910 yılında 2. Enternasyonal toplantısında, CLARA ZETKİN'in önerisiyle, "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kabul edildi. 

ABD de katledilen 129 dokuma işçisi kadınlardan bugüne kadar, savaşlarda tecavüze uğrayan, mağdur edilen, emeği sömürülen hep kadınlar olmuştur.

Sivas'ta yakılan, Bursa'da dokuma fabrikasında sigortasız olarak çalıştırılırken yanan, Ceylanpınar'da tarım işçisi olarak kamyon kasasında boğulan, Cezaevlerinde ölüm oruçlarında çocuklarıyla direnen, Grev çadırlarında bazen grev gözcüsü olan, bazen de direnen eşlerine yoldaş olan kadınlarımız olmuştur. 

- Küresel kapitalizmin yarattığı yoksulluk ve şiddet en çok kadınları vuruyor. 

- Yoksulluğun ve savaşın dayattığı göçlerin olumsuz sonuçlarından en çok kadınlar etkileniyor. 

- Dünyada olduğu gibi ülkemizde de savaşın yarattığı yoksulluk, şiddet ve tecavüzün sonuçlarını kadınlar bedenlerinde ve ruhlarında yaşıyorlar. 

- Güvencesiz, sigortasız, düşük ücretle çalışmak kadın emeğinde daha da yoğunlaşıyor. 

- Hiçbir sosyal güvencesi olmayan, işsizler sınıfından sayılan ev kadınları iki kez sömürülmektedir. 

- Gelenekçi ve feodal toplumsal yapının bedelini kadınlar, namus- töre cinayetleri ve berdel ile ödüyorlar. 

- İş yerinde, sokakta, gözaltında taciz ediliyor, şiddete uğruyor, aşağılanıyorlar. 
Yaşanabilir bir dünya yaratmak adına, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış için mücadele eden tüm kadınlarımızın, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum."

TÜRK EĞİTİM SEN  BOLU ŞUBE KADIN KOMİSYONLARI BAŞKANI EMİNE GÜL AKMAN;“Kadınlarımızın yaşadığı sorunlar yüzünden içimiz buruk, boynumuz bükük... Cennet analarımızın ayakları altında ama hala değerlerinin farkında değiliz... Gelin zaman ayırıp bir dakika olsun düşünelim kadınlarımızı... analarımızı...

Dünyada kadınlar günü kutlanırken, tüm kadınların toplumda hak ettiği, layık olduğu yere gelmesi temennisini taşımaktayız. Bu tür özel günler, toplumların kanayan yarası haline gelmiş olan sorunların gündeme gelmesi, tartışılması açısından önemlidir. Bugün dünyada ve ülkemizde kadınlar bir çok açıdan sorunlar yaşamaktadırlar. Dünyada bir çok kadın türlü geleneksel nedenlerle cezalandırılırken, ülkemizde ise dışlanmışlık, eğitimsizlik ve istismarlarla karşı karşıya olan kadınların sorunları büyüktür.

Kadınlarımız, Kurtuluş Savaşı’nda erkeklerle omuz omuza çarpışmıştır. Bu millet Nene Hatunları, Kara Fatmaları, Sabiha Gökçenleri, Halide Edipleri yetiştirmiş bir millettir. Türk toplumu kadını hiçbir zaman geri plana itmemiş, onları ailenin de toplumsal hayatın da odak noktasına yerleştirmiştir. Ama bugün, daha çocuk yaştaki kızlar, maddi çıkar karşılığında hiç tanımadığı insanlarla zorla evlendirilmekte, onlara söz hakkı, eşini seçme hakkı tanınmamakta, hatta, evlenmek istemediğinde hayat hakkı dahi tanınmamaktadır.

Kadına karşı şiddet özellikle son yollarda, büyük bir artış göstermiştir. Toplumumuzun kadının değerini ve önemini bir kez daha anlaması gerekmektedir. Kadını bir birey olmaktan çıkarıp, cinsel bir metaya dönüştüren anlayış bugün nice Özgecan’larımızın yok olup gitmesine neden olmuştur. Toplumumuz kadın ve ahlak üzerinden büyük bir travma yaşamaktadır. Mevcut yasalar sorunu çözmekte yetersiz kalmaktadır.  Toplum suçluların cezasının hapishanelerdeki diğer tutuklular tarafından verilmesini bekleyecek kadar umutsuzluğa düşmüş, hukuka ve adalete olan güven sarsılmıştır. Yetkililerin bu konuyu ivedilikle ele alarak kadına karşı şiddet için öngörülen yasal yaptırımların toplum vicdanını rahatlatacak şekilde yeniden düzenlemeleri hayati bir zorunluluk haline gelmiştir.

Bilinmelidir ki, kadın ve erkek bir vücudun dayandığı iki ayrı ayağı gibidir. Bunlardan herhangi biri toplumdaki işlevini yitirirse o vücut eksik, sakat kalır. Atatürk de "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir." diyerek, kadının toplum içindeki önemini ortaya koymuştur.

Yine Peygamber Efendimiz’e (sav) biri sormuş: “Ya Resulullah, en çok kime iyilik ve ihsan etmeliyim?” Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuş, “annene!” .“Sonra kime” diye sorulduğunda 3 defa “annene” dedikten sonra dördüncü defa sorulunca “babana” demiştir. Ama ne yazık ki, toplumumuzun temel dinamikleriyle oynamak arzusunda olanlar, anneliğin mukaddesatını kadınlarımıza unutturmaya, toplumu bir arada, ayakta tutan aile yapısını parçalamaya çalışmaktadırlar. Bunun için de kadın hakları kisvesi altında, kadın haklarını yok eden düşüncelere önderlik etmektedirler.

Gittikçe olumsuzlaşan ekonomik şartlar altında çalışan, evlat yetiştiren, yozlaşan kültürel şartlar karşısında vakarını bozmayan, Amine Hatunlardan, Nene Hatunlardan devraldığı iffet bayrağını dalgalandıran, çocuklarına helalden ve doğrudan başka bir şey öğretmeyen, Türk Milletinin temel direği anneler,-

Bu vatan için çalışan, üreten ve savaşan bütün evlatların anneleri,

Kanlarıyla bayrakları bayrak yapan, mezar taşlarıyla bu vatana Türk mührünü vuranların anaları, Bugün, saygı görmeyi, temsil edilmeyi, omuzlarda taşınmayı kuşkusuz dünyadaki her kadından daha çok hak ediyorlar.

Tüm kadınlarımızın kadınlar günü kutlu olsun.”

CHP İL GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI EDA BAYRAKTAR;

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugün aslında bir katliamın yıl dönümü. Temel hak ve özgürlüklerin bekçisi ABD'nin hakkını arayan kadın işçileri yanarak ölmeye mahkum ettiği gün bugün. Bir utanç hatırası. Bugün kadınlara gül verip onları gülümsetmenin değil, hayatın içinde oynadıkları rolün farkında olmanın lüzumlu olduğu bir gün. Yani diyorum ki "beyler; kadınlar çok önemlidir." Bir toplumu doğurmak, büyütmek eğitmek, kısaca var etmektir kadın olmak. Sorumluluğu çok, yükü ağırdır. Bir çocuğun aynı anda hem annesi, hem babası, hem arkadaşı, hem öğretmeni, hem doktoru olabilmektir. Kadın olmak, yaşama estetik katabilmektir, dokunduğu her yeri güzelleştirmektir.

Merhametin ve sevginin yeşermesini sağlamaktır. Barışa sağlanan en temiz, en yürekten ve en sağlam katkının temelidir. Direnişin güç kaynağı olmaktır. Erkek egemen toplumlarda, hayatın her alanında erkekten daha fazla emeği olup erkeğin bir adım gerisinde kalmaktır. Hakkını arayamamak, aradığında elde edememektir. Çünkü kadın olmak sesini herkesin duyacağı kadar yükseltememektir. Adaletsiz bir yarışın adalet bulamayan tarafı olmaktır. Temsil hakkı için 'kota' almak zorunda kalmaktır mesela, erkeklerin kendisine öncelik vermesini beklemektir. Velhasıl, kadın olmak başlı başına bir meziyettir. Kadın saygıdeğer bir varlıktır. Bunun idrakinde olan tüm erkeklere teşekkür ediyorum. Ancak kadını emek sömürüsüne, cinsel ve psikolojik sömürüye, şiddete maruz bırakan ham zihniyetten kurtulacağız. Bana göre kadının değerini anlayamamış olmak zavallılıktır. Kadının değerini göstereceğiz. Solunan her mutlu havada kadının nefesi vardır. Dünyayı yaşanabilir hale getirmek için emek veren tüm kadınlarımızın günü kutlu olsun!”

CHP MERKEZ İLÇE BAŞKANI HÜSEYİN YIKILMAZ;

Kadın olmak: Umut etmek demektir...

Kadın olmak: Asla vazgeçmemek demektir...

Kadın olmak: Hesapsızca sevmek demektir...

Kadın olmak: Sorumluluk demektir...

Kadın olmak: Sadece KENDİNİ düşünmekten ÖMÜR BOYU VAZGEÇMEK DEMEKTİR…

Kadın olmak: Her zaman yapacak işleri olmak demektir...

Kadın olmak: Dünyanın öbür ucunda da olsa ÇOCUĞUNUN SIKINTISINI HİSSETMEK DEMEKTİR…

Kadın olmak: Kaç yaşına gelmiş olursa olsun çocuğunun AÇ OLUP OLMADIĞINDAN endişelenmek demektir...

Kadın olmak: Çocuğunu gördüğüne her defasında coşkuyla sevinmek demektir...

Kadın olmak: Uykusuz geceler demektir...

Kadın olmak: Sınav kapılarında beklemek, yeniden ÖĞRENCİ olmak hatta ASKER olmak demektir...

Kadın olmak: Hayatı çocuğuyla birlikte yeniden yaşamak ve öğrenmek demektir...

Kadın olmak: Güçlü ve cesur olmak demektir...

Kadın olmak: BAMBAŞKA BİRŞEYDİR!

Ne mutlu bir Mustafa Kemal yetiştiren Türk kadınına…

 

MHP İL BAŞKANI MEHMET AYDIN;

“Son dönemlerde artan suç oranı, kadın cinayetleri, kadına şiddet haberleri toplumumuzun içinde bulunduğu buhranın en büyük göstergelerindendir.

Her güne bir kadın cinayetiyle başlıyoruz neredeyse. Kuşkusuz kadına yönelik şiddet dünyanın hiçbir yerinde affedilemez niteliktedir. Kaldı ki bizim gibi Müslüman bir toplumda kadına verilen değerin her geçen gün azalıyor olması bizleri derinden yaralamakta ve düşündürmektir. Zira Peygamber efendimiz Hz. Muhammet (S.A.V)’in kadınlarla ilgili sayısız Hadis-i Şerif’i bulunmaktadır ve şükürler olsun ki Türkiye Cumhuriyeti Müslüman Türk evlatlarının vatanıdır.

Mevcut hükümet, Müslümanlığı halkımızın gözünü boyamada sık sık kullanıyorsa da politika ve projelerinde esas almamaktadır. Öyle ki bir bakan çıkıp “çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin” diyerek sorumluluğu ailelere yıkmakta, AKP’ye yakınlığı ile bilinen bir şarkıcı bozuntusu; mini etek giyenlerin taciz edilmesini meşrulaştırmakta sakınca görmemektedir. Az evvel de bahsettiğim gibi Türk Kadını her geçen gün aşağılanmakta ve ötekileştirilmektedir. Bugün mevcut hükümet eşinden şiddet gören bir kadını koruyamıyor da, potansiyel katillerin kucağına itiyorsa 2000 bilmem kaç Yeni Türkiye hayalleri kurmadan önce toplumumuzu dünya standartlarında bir refah seviyesine ulaştırmayı hedeflemelidir. Aksi halde ülkemiz yıl 5023 olsa da arpa boyu yol kat edemeyecektir.

 Biz biliyoruz ki Türk Kadını, diğer tüm toplumların kadın ve erkeklerine taş çıkarır. Ordulara kınalı Mehmetçikler yetiştirir, cephelere mermi taşır, zekâsıyla bilimciyi, duasıyla mümini aydınlatır. Şair Atsız’ın da dediği gibi Türk Kadını sadece kadın değil bir ocaktır…

Biz Türkiye’nin umudu Türk Milliyetçileri olarak kadınlarımızın yanındayız ve her türlü desteğe hazırız. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Bolu’da da kapılarımız tüm annelerimize, kız kardeşlerimize sonuna kadar açıktır… Geliniz bize onur veriniz, geliniz bize omuz veriniz, birlik olalım, tek bir yumruk olalım… 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu olsun Türk Kadınları!”

ADD BOLU ŞUBE BAŞKANI ELFAZ TEMİZ;

“Tüm kadınlarımızın ( dünya emekçi kadınlar gününü ) en içten duygularımla kutluyorum. Kadına şiddetin her türlüsünü sebep ne olursa olsun ama her türlüsünü nefretle kınıyor ve lanetliyorum. Ülkemizde 900 lira askari ücret alan ve sigortasıda varsa onu büyük mutluluk olarak gören kadınımıza ne demeli..en kötü bır evin kirasının 500 lira, yenebilecek bir ekmegin 2.5 ile 5 lira, bir kilo domatesin 5 lira,bir kilo patlıcanın 7 liraya satıldıgı ülkemizde ev gecindiren ve yaşamını sürdüren kadınımıza binlerce kez selam olsun .. bu durmu göre göre halen bir işe girebilmek için akp kapılarında torpil ve tavasut için bekleyen iş arayan kadın ve gençlerimizede selam olsun ..ne diyelim bu düzen böyle gitmeyecek kalın saglıcakta ülkemin emektar, çilekeş,, cefakar kadınları...Kaderinizi unutmayın yine siz degiştireceksiniz başkaları degilselam ve saygılarımla.”

CHP MERKEZ İLÇE GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI T. MERT KARAGÖZ;

“Analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden  kadınlarımız 8 mart emekçi kadınlar gününüz kutlu olsun kadınların yakılarak dövülerek katledilerek yaşadığı bir dünya değil kadınların özgürlük dolu çağdaş ve demokrasi mücedelesinde en ön sırada olmasını temenni ediyorum bizim tarihimizde kadınların yeri çok farklıdır biz Amerikan Generali Ridgway'ın önünde diz çöküp elini öptüren NENE HATUN' ların  top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örten, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüş, ŞERİFE BACI' ların evlatlarıyız  sözlerimi ulu önder MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün şu sözleriyle bitirmek istiyorum Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim” diyemez.”

BOLU AKTİF EĞİTİM-SEN;

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü, her yıl tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından belirlenmiş uluslararası bir gündür. Yapılan kutlama ve etkinliklerin amacı, insan hakları temelinde kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik durumlarına dikkat çekmek, sorunlarının çözüm için duyarlılık ve bilinç oluşturmaktır.

Bugün ülkemiz gerek insan hakları gerekse kadınlarımızın genel durumu açısından hiç de parlak bir karneye sahip değildir. Özellikle son yıllarda yaşanan hukuksuzluklar ve hak ihlalleri, sosyolojik olarak zaten kırılgan olan kadın hakları konusunda toplumda ciddi tahrifatlara kapı aralamaktadır.

Dünyada ve ülkemizde kadınların üç temel sorunu vardır. Bunlar, emeğinin sömürülmesi, cinsel kimliğinin istismar edilmesi ve şiddettir.

Milyonlarca kadın, tarımda, ev hizmetlerinde, çocuk bakımında her türlü güvenceden mahrum olarak düşük ücretle çalışmaktadır.

Binlerce kadın, çalıştığı ortamlarda, sokakta, evde birilerininahlaki zaaflardan kaynaklı saldırılarına maruz kalmaktadır.

Her yıl yüzlerce kadın, bizzat eşinden, ailesinden ya da başkalarından gördüğü şiddet sonucu zarar görmekte hatta hayatını kaybetmektedir.

Sadece geçen yıl, resmi verilere göre 300’e yakın kadın cinayete kurban gitti. Binlercesi, şiddete, tecavüze, tacize kötü muameleye maruz kaldı.

Ne yazık ki toplumdaki erkek egemen anlayış, hukukun işleyişinde de kendini göstermekte, kadınının varlığını tehdit eden davranışların failleri çoğu kez düşük cezalarla kurtulmaktadır. Oysa başta hayat hakkı olmak üzere, kadının her türlü hakkı uluslararası ve ulusal hukuk tarafından güvence altına alınmıştır. Bu nedenle, özellikle ölümle sonuçlanan vakalarda hukuk tavizsiz şekilde işletilmeli, hafifletici sebepler adı altında katiller lehine cezai indirimlere gidilmemelidir. Hukuki düzenlemelerimizde eksiklikler ve yanlışlıklar varsa bunlar vakit yitirmeden düzeltilmelidir.

En başta cinayetler olmak üzere, kadınları mağdur eden her konu, hukuki, sosyal, ekonomik, psikolojik ve dini boyutlarıyla ayrıntılı olarak ele alınmalı, toplumsal değerler sistemimiz ve kültürel kabullerimizde bulunan kadına ilişkin yanlış yargılar ayıklanmalıdır.

Erkek egemen anlayış ve cinsel ayrımcılığa dayalı tutumlar yerine, toplumda daha eşitlikçi, daha hukuka dayalı, daha insani anlayışın hakim olması için eğitimcilere büyük görevler düşmektedir. Bunun için, bir yandan okullarımızın eğitim müfredatında kadın haklarına hususi yerler verilirken, eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ve medyanın bu konuda yapacağı eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları teşvik edilmelidir.

Ne kadar işe yaradığı tartışmalı olan “evden uzaklaştırma”, “kelepçeli takip”, “koruma” gibi hizmetler yerine, bütün toplumda travmaya neden olan vakalar oluşmadan önlemeye yönelik yeni bir vizyon oluşturulmalıdır. Özellikle sorun yaşayan ailelere daha fazla danışmanlık ve rehberlik hizmeti, daha fazla eğitim, daha fazla maddi - manevi yardım ve toplumdaki sosyolojik bağları daha fazla güçlendirmeyi esas alan yaklaşımlar geliştirilmelidir. Bu konularda göstermelik, hamasi çalışmalar yerine sıkı takip edilen ciddi planlamalar yapılmalı, insanlar kendi kaderlerine terk edilmemelidir.

Bugün kadın haklarına ilişkin ülkemizdeki tablo, ne yazık ki asırlarca İslam Alemine önderlik etmiş tarihi geçmişe sahip bir ülkeye ve topluma yakıştırılabilecek bir tablo değildir.

Peygamber Efendimiz (SAV)’in ondört asır öncesinden gelen “Kadınlar size Allah’ın emanetidir” ikazına rağmen, bugün biz kimi açıdan küçük kızların diri diri toprağa gömüldüğü Arap coğrafyasının cahiliye döneminden çok da farklı olmayan tablolarla karşı karşıyayız.

Bu toplumda töre adı altında genç kızların kendi aileleri tarafından katledilmesine, ahlaksız saldırılara, türlü işkence ve vahşetlerle parçalanmış kadın cesetlerine, genç kızların diri diri sanal ya da gerçek alem bataklıklarına gömülmelerine tanıklık ediyoruz.

Sözde kadınlara hürriyet havariliği yapan yalancı özgürlük tüccarlarının tuzaklarında cinsel objeye, ucuz emek gücüne dönüşen kadınların belki de bilmeden kendilerine nasıl da zulmedebildiklerine şahit oluyoruz çağımızda.

Fıtri farklılıkların ve tabiatının incelikleri üzerine “mutlak eşitlikçi” anlayışın kalın perdesi çekilmiş kadınlarımızın, nasıl erkekle vahşice yarıştırıldığını; Yaratıcı’nın mahiyetine yerleştirdiği derin hislerin “serbest piyasanın gizli eli” tarafından istismar edilmesiylenasıl “mutlak tüketici”ye dönüştürüldüğünü fark etmiyoruz bile çoğu kez.

Oysa hallerinden bihaber olduğumuz, acılarını görmezden geldiğimiz kadınlar, bu toplumun yarıdan fazlasını oluşturuyor. Erkeklerden oluşan diğer yarının da uzağında değil; anası, kız kardeşi, eşi, evladı. Onun sorunları bu toplumun tümünün sorunlarıdır. Kadınların öldüğü toplumda erkek de yaşayamaz. Kadının eziyet gördüğü, acı çektiği toplumda erkek de mutlu olamaz. Mutsuz ana mutlu çocuk yetiştiremez. Mutsuz çocukların yetiştiği toplumun da mutlu, güvenli, huzurlu olması mümkün değildir.

Bu nedenle, devletiyle, siyasetçisiyle, sivil toplumuyla, akademisyeniyle, sıradan insanıyla hepimiz her soruna olduğu gibi, kadınlarımızın sorunlarına karşı da azami duyarlı olmak, çözüm aramak ve bulmak zorundayız.

Çözüm için çıkılan yolların kendisinin soruna dönüşmemesi için de son derece hassas, ilmi, gerçekçi davranmalı; kendi çözümünü dayatan bir anlayışı değil, her katkıya açık, çoğulcu ve demokratik bir anlayışı esas almalıyız. Kadın hukuki hakları bakımından erkekle eşit kabul edilmeli, ancak sorunlarına karşı geliştirilecek çözümlerde erkekle aynı potada değerlendirilmek yerine, mahiyetinde derç edilmiş bulunan fıtri farklılıklarına, tabiatının sınırlarına azami hürmet gösterilerek bütün bunlara uygun hürriyetlerle donatılmalıdır.

Aktif Eğitimciler Sendikası olarak, eğitim çalışanlarının ellerinin toplumun bütün kesimlerine ulaştığı bilinciyle, yarının çalışan, üreten, nesil yetiştiren bütün kadınlarını ve onların kıymetini bilecek erkeklerini daha bir özenle ve idealle yetiştirmeye kendimizi vazifeli biliyor, bütün olumsuzlukların giderilerek daha mutlu, daha huzurlu, daha güvenli bir geleceğin kurulması için gayretlerimizi sonuna kadar ortaya koyacağımızı ilan ediyoruz.

Daha yaşanılabilir bir dünya için tüm kadınlarımızın "Kadınlar Günü" kutlu olsun.”

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Altın’da talep toplama başladı24 Eylül 2018 Pazartesi 14:08
  • Ahilik ve Halk Kültürü sempozyumda konuşuldu24 Eylül 2018 Pazartesi 12:15
  • İzzet Murat’ı makamında ziyaret ettiler24 Eylül 2018 Pazartesi 12:05
  • Eski binbaşı gözaltına alındı24 Eylül 2018 Pazartesi 11:47
  • Anız yangını panik yarattı24 Eylül 2018 Pazartesi 00:33
  • Tabiatın kalbi Triale yürüdü24 Eylül 2018 Pazartesi 00:27
  • Dünyanın en uzun içme suyu hattı24 Eylül 2018 Pazartesi 00:20
  • Şehrin göbeginde takla attı24 Eylül 2018 Pazartesi 00:17
  • Hukuk ve sanatı bir araya getirmek için yarışma24 Eylül 2018 Pazartesi 00:08
  • 72 saatlik yaşam mücadelesi23 Eylül 2018 Pazar 14:10
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim