• BIST 96.811
  • Altın 243,870
  • Dolar 6,2696
  • Euro 7,3810
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 17 °C

BOLU’DAN SAKARYA CEPHESİNE GÖNDERİLEN YARDIM HEYETİ

BOLU’DAN SAKARYA CEPHESİNE GÖNDERİLEN YARDIM HEYETİ

13 Eylül 1921 tarihinde kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunan kuvvetleri, Sakarya Nehri’nin batı bölümüne çekilmiş ve geri çekilirken geçtikleri köyleri, kasabaları yakıp yıkmış, katliamlar yapmıştır. Yunan Ordusu’nun, sivil halka uyguladığı bu katliamı tespit etmek ve Dünya kamuoyuna duyurmak amacıyla bir heyet oluşturulur.”Düşman Mezalimini Tetkike Memur Edilen Heyet” içinde; Halide Edip (Adıvar),Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Yüzbaşı Yusuf (Akçura) ve Teğmen Tahir (Karauğuz) yer almıştır. Bu Heyet’in çalışmaları sırasında, Tahir Bey; gözlemlerini ve şiirlerini Bolu’daki; Dertli ve Türkoğlu gazetelerine göndererek Bolu kamuoyunu, cephede yaşananlar hakkında bilgilendirir.  Tahir Bey’in bu döneme ilişkin yaşadıkları ve gözlemleri sonrasında, iki şiir kitabı yayımladığını görüyoruz. “Orduya Armağan” ve “ Orta Anadolu’da Yunan Faciaları” adlı şiir kitapları, dönemin Türk basınından büyük ilgi görür.

      Dertli ve Türkoğlu gazetelerinde yazıları, şiirleri yayımlanan Tahir Bey(Karauğuz) ile Mithat Akif Bey arasındaki derin saygı ve dostluğun, Mithat Akif Bey’in, işgal günlerindeki Zonguldak Kaymakamlığı dönemlerinden başlayarak, 1934 yılında, M.Akif Bey’in vefatına değin sürdürüldüğünü görüyoruz. Sakarya Savaşı’nın kazanılmasından sonra Mithat Akif Bey ve Tahir Bey (Karauğuz), Ankara’da tekrar karşılaşırlar. Mithat Akif Bey,11 kişilik Bolu Heyeti ile cepheyi dolaşarak, savaşan askerlere; tütün, sigara, mektupluk zarf, kâğıt, iğne, iplik dağıttıktan sonra Ankara’ya dönmüştür.

     Bolu’dan cepheye giden Yardım Heyeti’nin içinde; Mithat Akif Bey’le birlikte, Bolu’nun aydın din adamlarından; Hoca Süreyya Efendi ile Ahmet Tayyar Bey (Çulha) bulunmaktadır. Hoca Süreyya Efendi; Bolu ahalisinin “ayaklı kütüphane” dediği, halkın çok sevip saydığı; Mahkeme üyeliği, Belediye Meclis-i İdare Heyeti üyeliği, Belediye Reisliği vb. görevlerde bulunmuş aydın bir medrese hocası, din adamıdır. Meclis üyeliği de yapan Süreyya Efendi(babası, ebced hesabı ile  ‘ Sırıya’ adını verir), Sakarya Savaşı sırasında cepheye yardım iletmesi sonrasında, geri dönerken uğradıkları Ankara’da; Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, İsmet ve Fevzi Paşaların da iltifatlarıyla karşılanmıştır. Aynı heyette yer alan ve Süreyya Efendi’nin eniştesi, Müftü Hacı İzzet Efendi’nin oğlu (daha sonra kendisi de babası gibi Bolu Müftüsü olmuştur) Tayyar Efendi de, aynı derecede takdir ve iltifata layık görülmüştür. (Mithat Akif. Tahir Karauğuz. Karaelmas Basımevi.1934.:)-(Bolu Tarihi. Z.Konrapa.S:645)

BOLU’DA İLK 23 NİSAN KUTLAMALARI (23 Nisan 1922)

“23 Nisan Bayramı” Yeni Türkiye Devleti’nin ilk “Resmi Milli Bayramı” dır. 23 Nisan 1921 tarihinden başlayarak, BMM’nin açılışının yıldönümü sebebiyle başlatılan etkinlikler, 1922 tarihinden itibaren “Milli Bayram” olarak kutlanmaya başlandı.1 Kasım 1922’de, Saltanatın kaldırılması ile başlatılan “Hâkimiyet-i Milliye”- Milli Egemenlik kutlamaları ile bütünleştirilen 23 Nisan etkinlikleri, ülke geneline yayılarak ,“Milli Egemenlik”,Egemenliğin Millete Devredilişinin kutlamalarına dönüştü.

I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sonrasında, çok sayıda çocuk yetim ve kimsesiz kalmıştı. Devletin bu şehit ve gazi çocukları sahiplenmesi doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların öncüsü, “Himaye-i Eftal Cemiyeti” idi. Bu cemiyet yetim, kimsesiz çocuklar için yardım topluyor, koruma olanakları yaratmaya uğraşıyordu. Kurumun yetim ve kimsesiz çocuklara yönelik yardım faaliyetleri, 23 Nisan Çocuk Bayramı etkinlikleri ile bütünleştirildi.1927’den başlayarak, 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı, aynı bağlamda Çocuk Bayramı olarak da adlandırılmaya başlandı.1929 yılından başlayarak bu etkinlikler bir hafta boyunca yayıldı ve 23 Nisan Çocuk Haftası etkinlikleri olarak kutlanmaya başladı. 23 Nisan 1923’de, çocukları Cumhurbaşkanlığı makamında kabul eden Mustafa Kemal, yeni bir geleneğin daha başlatılmasına önayak oldu. 1935 yılında kabul edilen bir kanunla,  23 Nisan günü, Ulusal-Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kabul edildi ve ülke çapında kutlanmaya başlandı.

   Bolu Belediye Meydanı’nda; TBMM’nin açılışının birinci yıl dönümü olan 23 Nisan 1922 ‘de yoğun bir halk katılımı ile kutlamalar yapılır. Dertli, Bolu ve Türkoğlu gazeteleri bu kutlama programlarını yayımlarlar. Türkoğlu Gazetesi’nin 23 Nisan1337 tarih ve 37 numaralı nüshasında, Bolu’daki ilk 23 Nisan kutlama programı hakkında şöyle yazılıyor:

        “ 23 Nisan İhtifal Merasimi-1338 (1922)

          Belediye önünde 23 Nisan merasimi başladı. Gölyüzü Makteb-i İbtidaiyesi, Sultani, Medrese-i İlmiye, Dar’ül Hilâfe Medresesi öğrencileri ellerinde bayraklar ile dillerinde milli marşlarla, toplanmıştır. Numune Mektebi de alana alkışlar ile girmiştir. Belediye Reisi İlyaszade Hakkı Bey, millet hediyesi olmak üzere Merkez Muhafız Bölüğü ile Jandarma Kıtasını teşkil eden askerlere birer paket sigara ikram etmiştir. Alay, Belediye, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Hilâl-i Ahmer, Gençler Birliği, Dar’ül-elhan heyeti, ulema, meşayıh eşraf, bi’l-umûm esnaf heyet ve mümessilleri, Bolu civar köylerinden gelenlerin iştiraki ile pek büyük ve şimdiye kadar örneği görülmeyen büyük kalabalıkla takibe başladı. Önde, Sanayi Mektebi Muzikası ve Milli Zeybekler, sonra davul ve zurnadan meydana gelen grup, her iki tarafta muhafaza-ı intizama memur polis ve jandarma efradı olduğu halde Büyük Cadde’yi takip ve çeşitli taklar altından geçerek Hükümet dairesi önüne geldiler. Burada, Livâ Mutasarrıfı Fahri, Ahz-ı Asker Kalemi Kaymakam Osman, memur reisleri, mülki ve askeri erkan hazır bulundular. Asker ve öğrenciler resm-i geçit yaptılar. Sonra, Türkoğlu Gazetesi başyazarı Mithad Akif, Kürsüye çıktı. 23 Nisan iyd-i millisinin Türk Tarihi İnkılâbındaki önemini anlattı. TBMM Reisine bayram nedeni ile Boluluların hislerini iletmesi Mutaarrıf Fahri Bey’den rica etmişlerdir. Bunu takiben Gölyüzü öğrencisi Kahraman Efendi, İstiklal Marşı’nı gazel sesi ile söyledi. Eski allâmelerden Sıdkı Efendi de içten bir duada bulundu.”(Prof.Dr. E.Konukç.age.S:8,9)

    Bolu’daki 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı kutlamalarında, halkın çok saygı duyduğu aydın din adamı Hoca Süreyya (Sırıya) Efendi’nin torunu, Muhsin Bey’in(Karamanoğlu) okuduğu şu nutuk herkesi duygulandırmıştır:

               “ Muhterem Hanımlar Muazzez Beyler,

               Milli Tarihimize altın mürekkeple yazılmaya lâyık olan bu gün, Büyük Millet Meclisimizin ilk kurulduğu 23 Nisan 1336 yıl dönümüne müsadif bir yevmi mes’adattir.

              Bu gün ulu milletimizin ruhunda taşan ateş istiklâlin aşkıyle bütün kalplerin çarpdığı ve gururu milletimizin kaynadığı mukaddes ve milli bir gündür.

              İşte bu muazzam gün, kahraman milletimizin muzaffer ordularıyla halâs’a, saadete tam bir istiklâle kavuşturan Harekâtı Milliye’nin başlangıcı olan bir milli bayramdır, onun içindir ki çırpınarak koşuyor ve birbirimizi tebrik ediyoruz. Ulu Milletimizin zaman zaman büyük dahiler yetiştirerek tesadüfen duçar olduğu ani felâket ve bu sayede kendini kurtarmıştır.

             İşte böyle bir günde, Milletimizin mevcudiyet ve istiklâli mevzuu bahs olduğu bir sırada en büyük dâhimiz ve pek muhterem Reisi Cumhurumuz Gazi Hazretleri ile muazzez halaskâr kumandanlarımız çok mühim anlar yaşayan milletimizin imdadına yetişerek kurtuluş yollarına rehberlik ettiler. Silahı alınmış, kolları bağlanmış yalnız göğsünde iman’ı ile varlığını, istiklâlini müdafaaya atılmış olan milletimizin ruhundan doğan Büyük Millet Meclisi harikalar yaratarak milletin sinesinden çıkan ordusu ile istiklâlimizi tehdit eden zalim elleri ve istikbâl yollarımızı bağlayan esaret zincirlerini kırdı. Ve bütün cihana kudretini, azametini, varlığını gösterdi. Ve yüksek sesle haykırdı ‘ Türkün dehası her şeyi yaratır, Türk’ün istiklâli alınamaz ve Türk esir edilemez’ evet bunu süngüsü ile teyit ederek cihana tanıttı.

             Bundan sonra da Büyük Millet Meclisi Milletimizin sinesinde tufeyli yaşayan saltanatı şahsıyyeyi, Hilâfeti lağvederek Hükümeti Cumhuriyetimizi tesis ve ilan etti.

            Ey mazisi şanlı mafâhirle dolu milletim, artık senin için şahrâhıterakkî ve teceddüt yolları açıktır. Yüksel ta semalara kadar yüksel de harikalar saç, medeniyet ve adalet âlemine parlak bir örnek ol.

           Muhterem kumandan ve Beyler, bu Milli Bayram vesilesiyle genç ve dinç Hükümeti Cumhuriyyemize ve Büyük Millet Meclisimize samimi tebrikler arzederken Milletimizin numuneyi hamaset ve şahameti olan ve Cumhuriyetimize karşı suikast ve irticai ezmeye her vakit kadir olduğunu bilfiil gösteren muazzam ordumuza zaferler temenni ve selâm ithaf eylerim. Yaşasın Büyük Millet Meclisi, Yaşasın Cumhurreisimiz, Yaşasın şanlı Ordumuz…”(2)

   M.Karamanoğlu, “Fıkra ve Geçmişten Hatıralar”,Çele. Sayı:31, (Kasım 1965)                            

 

 

               MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN BOLU YÖRESİNE İLK GELİŞİ-( Haziran 1922)

   Mustafa Kemal, Büyük Taarruz öncesinde, Bolu sınırları içinden geçerek, Adapazarı ve İzmit yörelerine bir gezi yapar. Bu gezi resmi olarak Mutasarrıflık ve kaymakamlıklara duyurulmamıştır. TBMM başkanı ve Başkomutan olarak, yapılan bu habersiz gezinin birkaç amacı vardır. Kocaeli Grubu’nun denetlenmesi, Fransız gazeteci-yazar Claude Farrere  ile yapılacak görüşme ve Mustafa Kemal’in uzun süredir bir arada olamadığı  Annesi Zübeyde Hanım ile buluşarak, onun  Ankara’ya getirilmesine eşlik etmektir… Bolu Milletvekili Cevat Abbas Bey (Gürer), Başyaver Salih Bey gibi isimlerin yer aldığı heyet; Ankara’dan yola çıkarak Sarıköy istasyona gelir. Buradan itibaren yoluna otomobillerle devam eden heyet, bir gece Nallıhan’da kalır ve o dönem Mudurnu sınırları içinde olan köy yollarından geçerek Göynük’e gelir. Öğle yemeğini Göynük’de yiyerek Taraklı-Geyve üzerinden Adapazarı’na gelen heyet, burada coşkun bir kalabalık tarafından karşılanır. Burada da bir gece kalırlar. İstanbul’dan Adapazarı’na getirilen Zübeyde Hanım’la 14 Haziran 1922’de buluşan Mustafa Kemal ve heyeti,23 Haziran 1922’de, yine aynı yolla; Geyve, Taraklı, Göynük, Nallıhan üzerinden Ankara’ya dönerler.

     Mustafa Kemal’in bu habersiz gezisi sırasında, Göynük kaymakamlık makamına gelen Mustafa Kemal ve heyetini karşısında gören dönemin Göynük kaymakamı, durumu hemen Mutasarrıf Fahreddin Bey’e telgrafla iletmek ister. M Kemal, bu gezinin habersiz bir gezi olduğunu ve durumu Mutasarrıfa iletmemesi gerektiğini ifade eder. Bir süre sonra durumdan haberdar olan Mutasarrıf Fahreddin Bey, maiyetiyle birlikte Göynük’e hareket eder. Fakat Mustafa Kemal’in programında olmadığı için bu görüşme gerçekleşemez. Fahreddin Bey, Bolu’ya döndüğünde, M Kemal’e bir telgraf göndererek “Karşılama merasiminden mahrum kalmanın üzüntüsünü” bildirir. Bu konu ile ilgili olarak, Bolu’daki üç gazetede (Dertli, Bolu, Türkoğlu) haberin okuyucuya duyurulduğunu görüyoruz.

    Türkoğlu Gazetesi’nin, 2 Temmuz 1338 (1922) tarih ve 46 numaralı sayısında şunlar yazılıdır.

   “Türkiye Büyük Millet Meclis Reisi, Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin Livâmız dahilinden geçerek İzmit’e teşrif buyuracakları evvelce istihbar edilmiş olduğundan Paşa-ı müşarünileyhi Göynük’de istikbal ve Livâmız adına arz-ı hoş-amedi ile avdetlerinde merasim-i tesebbi’eyi ifa eylemek üzere bir Heyet-i Mahsûsa izhar ve tertip edilmiş ise de Başkumandan Paşa Hazretleri’nin teşrifleri ani ve habersiz vukubulmakla  Hey’eti İstikbal  şerefinden mahrum kalmış ve Mutasarrıf Fahreddin Beyefendi  tarafından  keşide buyuruları telgrafla vürud   eden cevabi  telgraf suretleri  aynen derc edilmiştir.”

    Mutasarrıf Fahreddin Bey’in ,Mustafa Kemal’in Bolu mıntıkasına gelişi ve aynı yoldan geri dönüşünü gecikmeli olarak haber alması sonrasında, TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği telgraf,Türkoğlu Gazetesi’nin 2 Temmuz 1338 (1922) tarih ve 46 numaralı nüshasında yer alır., 24 Haziran  1338(1922) tarihli telgrafın metni şöyledir:

       “TBMM Reisi Başkumandan Gazi M.Kemal Paşa Hazretleri’ne,

        Livâ mıntıkasına şeref-kûdüm devletlerini büyük bir meserretle karşılamayı cana minnet bilüp bu hususda umumi hazırlıklar yapmakta iken teşrif ve azimet-i samilerinin  ani ve habersiz olması bu vazife-i mukaddesenin ifasından mahrum bırakmakla  şu şerefli selâmdan mahrum olan ve na-kabil telâfi bulunan teessürat-ı umûmiyenin iblâğı ve layezal ve ebed-nişân olan hissiyat-ı tâzimkâranemizin Bolu nâmına arzına  müsaade  buyurulmasını istirham ederim. Ferman.

                                                                                  Bolu Mutasarrıfı Fahreddin.”

       Türkoğlu Gazetesi’nin aynı gün ve sayılı gazetesinde, Bolu Mutasarrıfı’nın telgrafına karşılık olarak Mustafa Kemal Paşa’nın iki gün sonra gönderilen cevabi telgrafı da yer almaktadır:

        “Bolu Mutasarrıflığı’na

         24 Haziran 1338 tarihli telgrafnâmenizi aldım. Hakkımda bütün Liva ahâlisinin ihraz eylediği hissiyat ve tezâhürat-ı  samimaneden pek mütehassis oldum. Teşekküratımın kendilerine iblağını rica ederim.26 Haziran 1338.

TBMM Reisi Başkumandan

                           M.Kemal”


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • “TÜİK’teki hesap çarşıya uymuyor”20 Eylül 2018 Perşembe 14:42
  • CHP’de dostluk ziyareti20 Eylül 2018 Perşembe 12:26
  • Otobüs durakları yerlerini aldı20 Eylül 2018 Perşembe 12:08
  • Metal Gravür Sergisi açıldı20 Eylül 2018 Perşembe 12:04
  • 10 metrelik uçuruma uçtu20 Eylül 2018 Perşembe 11:45
  • Dörtdivan’da orman yangını20 Eylül 2018 Perşembe 10:40
  • Emniyetten dolandırıcılık uyarısı20 Eylül 2018 Perşembe 10:29
  • Erdemoğlu; “Yıpranma payı hakkımız için mücadeleye devam ediyoruz”20 Eylül 2018 Perşembe 10:19
  • Allah belanızı versin!20 Eylül 2018 Perşembe 00:16
  • 500’ün üzerinde yaylamız var20 Eylül 2018 Perşembe 00:08
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim