• BIST 97.988
  • Altın 242,875
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C

“BOLUSPOR’UN ŞANLI TARİHİ” PALAVRAYI KALDIRMAZ

“BOLUSPOR’UN ŞANLI TARİHİ”    PALAVRAYI KALDIRMAZ
Eski Gazetem Bolu’nun Sesi’nde yazılarımı zevkle okuduğum bir değerli hemşerim var: Erdoğan Mühürcüoğlu.

 

 Erdoğan, Bolu’nun yakın tarihiyle ilgili çok güzel konulara temas eder. Tahmin ediyorum, yoğun bir okuyucu kitlesine sahiptir. Ancak şu yıllarda Bolu’da oturmadığı için bazı konuları atlayabiliyor. Geçen hafta Erdoğan’ın yazısında Boluspor ve Cennetmekan Ciba-Mustafa Patırdı-dan bahsedilmekte olduğunu görünce ilgim daha da arttı. “Akçay’dan” ve “Koreli” başlıklı yazılarını birkaç kez okudum. İsterseniz sizlerin de bilgi sahibi olabilmesi için bu iki yazıyı aynen sütunlarıma alayım. Ondan sonra da diyeceklerimizi diyelim.

“AKÇAY'DA”

Tahlil sonuçlarını göstermek için geldiğim sağlık ocağı kapalı diye karşıdaki pastaneye girdim orada bekleyecem.. Altıncı hissimi seveyim; sabah sıra kavgası yaptığımız Adapazarlı zevzek herif de orada... Doktora ''doktor civanım'' diye hitap eden, ''ayaklarım gidişiyo'' diyen Adapazarlı.. Parmağıyla ''gel'' işareti yapıyor bana, gel barışalım işareti.. Gittim tabii ''korktu! mu dedirtecem.. İyi ki gitmişim Ne hikayeler dinledim ondan ne hikayeler..

***

 ''Bak dinle! diye başladı.. ''Gittik Bolu’yu kendi sahasında 2-1 yendik diye başımıza iş aldık'' Ertesi gün Sakarya’ya damladı bunlar, “Hocam, sana bin beşyüz lira verelim, Recep’i bize sat'' diyorlar.. O zamanlar Ekrem Karaberber var o bakıyor bu işlere.. Kovmaktan beter etti bunları.. Ertesi gün Başkan Tuncer Tepe Recebi çağırıp ''bak'' dedi ''durum böyleyken böyle bu Kabakçılar senin peşinde akıllı ol.. Ama bu kabakçılar gitmiş Recep'in abisini bulmuşlar, iş bitmiş..

***

“KORELİ”

       Adapazarlı biraz ayarsız ''zaten bunlar sabıkalı'' diyor bizim için.. 'eskiden de yaptılar böyle.. Bir futbolcuyu dağa kaçırıp başına da tam techizatlı bir zeybek diktiler.. ''Bak'' dedim ''olmuyor böyle, zeybek meybek.. Demin de kabakçılar dedin iki kere, ses etmedik, şu sahlep fincanını aktarıveririm kel kafandan aşağıya..''

***

      Zeybek dediği de bizim Ciba, Mustafa patırdı.. Yanılabilirim ama; Kaçırılıp Aladağ'da Cıba'ya teslim edilen de Rıdvan'dı galiba. En uygun adam o, Kore gazisi.. Kore'de omuzlarını düşürüp can çekişiyormuş gibi bir yürüdü mü; gören Korelileri uyku tutmazmış, öyle anlattıydı rahmetli.. Sultan Hamamı’nda anlattıydı; Kore'de Kanije'yi, Kunuri'yi önce Allah'a sonra Mustafa abiye emanet etmişler.. Tahsin Yazıcı ''Cıba'cım'' demiş buralar sana emanet'' Eee, Kunuriyi, Kanije'yi kimseye kaptırmayan Cıba, size Rıdvan’ı mı gaptıracak .. Öyle bir karşılama töreni, düzenlemiş ki gelenlere, adamlar soluğu Bolu Dağı’nda almışlar.. ''Godumun deyüsleri! diyerek Düzce ovasına doğru bir kaç el de ateş etmiş peşlerinden..”

 

Mühürcüoğlu, Adapazarlı bir kişinin anlatımlarına göre ortaya bir Boluspor portresi çizmiş. Şurasını kesinlikle ve ısrarla belirtiyorum ki meşhur futbolcumuz (Takoz Recep’in) transfer hikayesinde yazılanlar, baştan sona palavra; hatta hatta yalandır. Recep’le ilgili transfer hikayemizi daha önceki gazetelerimde etraflı bir biçimde yazmıştım. Recep’in transferinde, ne zamanın Sakaryaspor Başkanı Cennetmekan Tuncer Tepe’nin ne Sakaryaspor’un Yardımcı Antrenörünün ne de bir başkasının rolü olmuştur. Recep’in Boluspor’a transferinde en büyük rolü zamanın Genç Milli Takım Teknik Direktörü, yakın tarihlerde kaybettiğimiz Doğan Andaç hocanın büyük katkısı vardır. O zamanlar Boluspor Başkanı olarak sık sık Futbol Federasyonu’na giderdim. Yine böyle bir ziyaretim sırasında Ulus İş Hanı’nda bulunan Federasyon binasında Doğan Andaç hocaya rastladım. Kendisine –Sayın Hocam. Bize tavsiye edebileceğiniz Boluspor’a yararlı bir futbolcuzun var mı?- diye sordum. Doğan Hoca, hiç duraksamadan –Sakarya genç takımında Recep diye bir futbolcumuz var. Onu hemen Boluspor’a alın- dedi. Rayseymanımız gayet kuvvetli yerden olduğundan aynı gece Bolu’ya döndüğümüzde Recep’in ilçesi olan Karasu’da İşletme Müdür Muavini olarak çalışmakta olan değerli hemşerimiz Mustafa Özkurede’ye telefon ederek Recep’i aynı gece Bolu’ya kaçırmasını söyledim. Hasta Bolusporlu olan Mustafa kardeşim, bu telefonumuzu adeta emir sayarak, Recep’in köyüne Orman İşletmesi’nin yaptığı yardımlardan da faydalanarak Recep’i yakaladığı gibi abisiyle birlikte Bolu’ya getirdi. Mustafa, kendi arabası görülür endişesiyle yine oradaki bir İşletme Müdür Muavini arkadaşının arabasını emaneten almış. Recep’in yola çıktığını Mustafa’dan öğrendikten sonra hemen notere haber verdik ve gerekli sözleşme çalışmalarına başladık. Mustafa ve yanındaki Recep, Recep’in abisi, kulüp merkezine gelince hemen sözleşmeyi imzaladık ve Recep’i Bolusporlu yaptık. Bu transferden Recep’in abisinin dışında hiç kimsenin haberi olmadı. Şimdi transfer öyküsünü irdelersek 3 kişinin öne çıktığını görürüz. Bir, Recep’i Boluspor’a tavsiye eden Genç Milli Takım Teknik Direktörü Cennetmekan Doğan Andaç hocamız. İki: Doğan Andaç’ın tavsiyesini adeta emir olarak telakki edip, aynı gece içinde Mustafa Özkurede’ye haber veren zamanın Kulüp Başkanı, bu satırların yazarı Yener Bandakçıoğlu. Üç: Dakika sektirmeden Recep’i yıldırım hızıyla Bolu’ya getiren Mustafa Özkurede. Görüldüğü gibi Tuncer Tepe arkadaşımız ve diğer Sakaryalılar, Recep’in transferini ancak iş işten geçtikten sonra öğrendiler. Şurasını da daha önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi ileriki günlerde konuyla ilgili görüşmeler yaptığımız Tuncer Tepe, Sakaryaspor olarak hedeflerinin Lig Şampiyonluğu (Şimdiki Süper Lig Şampiyonluğu) olduğunu ifade etmiş ve genç futbolcularla uğraşacak vaktinin bulunmadığını söylemiştir.

   Mühürcüoğlu kardeşim, bu palavra ve yalan anektodu yazmak dolayısıyla Boluspor’un şanlı tarihine kelime ağır kaçmazsa saygısızlık etmiştir. Kendisine müşterek dostlarımız vasıtasıyla -Mehmet Gündoğdu, Erkan Lütfü Gökçe gibi- Boluspor’la ilgili bilhassa 1970-1988 yılları arasındaki konularda çok rahatlıkla benim  bilgime müracaat edebileceğini ifade etmiştim. Yine aynı sözde duruyorum. 1970 ve 1988 yılları arasındaki sürekli Genel Sekreterlik ve Başkanlık görevim nedeniyle kendisine her türlü bilgiyi verebilirim. Bu arada bir düzeltme yapalım. Bu uzun  süre içinde benim kadar Boluspor’a hizmet eden bir başka yönetici olduysa onun da ismini yazmaya amadeyim. Yine bu uzun süre içinde 1982-1984 yıllarını Cennetmekan Hulki Avlacıoğlu abimin yönetiminde geçirdiğimizi ve ondan “Allah sizlerden razı olsun” hitaplarıyla yönetimi tekrar aldığımı hatırlatayım.

   Gelelim Mühürcüoğlu’nun Cennetmekan Ciba –Mustafa Patırdı- ile ilgili satırlarına. Hasta bir Bolusporlu olan, kısa bir süre Boluspor amigoluğu yapan Mustafa Abi, kısa boylu ve çelimsiz bir abimizdi. Bu abimizin Aladağ’da Boluspor’da kaçırılan futbolcuların başında durduğunu ilk defa duyuyorum. Ayrıca Mustafa Abinin, annesi Huri Teyze ve kız kardeşlerinin davalarına ben bakardım. Kız kardeşlerinin ikisi de Ankara’da Kız Enstitüsü Öğretmeniydiler. Böyle bir yakınlığım olan Mustafa Patırdı’nın Aladağ’daki zeybek mizanseniyle futbolcu korumasının da büyük bir palavra ve yalan olduğunu tekrarlıyorum. Bu cümlelerden sadece Bolu Dağı’nda silah boşaltma olayı doğrudur. Bu olay, yine sonraki yılların en meşhur futbolcularımızdan Sasa lakaplı Mustafa Akarcalı’nın transferi sırasında olmuştur. Bu transferin öyküsünü de eski gazetelerimde neşretmiştim. İcap ederse yine bir gün tekrarlayabilirim. Rıdvan’ın Bolu’ya transferinde ise anlatılan hikaye, hiç yoktur.

   Evet sevgili okurlarım... Aradan zaman geçtikçe birçok şey unutuluyor ve herkesin kendi yorumuna göre ortaya çıkıyor. Yıllardan beri bir “Boluspor Tarihi” yazılsın diye çaba sarf ediyorum. Maalesef bu işte Sayın Selma Akçakavak’ın ve Sayın Ayhan Tüzün’ün ansiklopedik bilgiler ihtiva eden eserlerinden başka elimizde kaynak yok. Boluspor’un ve Boluspor basınının çok değerli mensubu Muharrem Demirel hocamızla bir ara “Boluspor Tarihini” dile getirdiysek de onu henüz bir sonuca bağlayamadık. Boluspor tarihi konusunun Vilayet makamınca ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

   Umarım Sayın Mühürcüoğlu her ne kadar yazısına konu ettiği bilgileri Sakaryalı kişilerden aldığını ifade ediyorsa da, yazı sahibi kendisi olduğuna göre bir düzeltme yapmalıdır. 

SELİM MARANGOZ HOCA’YI ANMA GECESİ

  Bolu’muzun en renkli simalarından meşhur Beden Eğitimi Öğretmeni (kendi tabiriyle Zıpzıp Hocası) sevgili kardeşimiz Selim Marangoz’u bu Cuma akşamı Köroğlu Sofrası’nda tertiplenen çok manalı bir törenle andık.

   Törenin fikir babası, benim olduğu kadar Selim’in de eski dostu ve arkadaşı Orhan Uçar’dı. Orhan, çok sevdiğim Bolu’ya çok yararlı bir kardeşimdir. Yazılarımda kendisinden sık sık bahsederim. Bundan bir ay kadar önce beni gördüğünde -Yener Abi, hepimizin sevdiği Selim Hoca’nın bu yılki ölüm yıl dönümünde bir anma yapmak istiyorum- deyince kendisini kucaklayıp kutladım. Orhan, Selim’in en yakın arkadaşlarından Sami Türksever’le birlikte Cuma akşamı güzel bir gece düzenledi. Sayın eski Valimiz, Orhan Uçar’ın yakın dostu Nusret Miroğlu da geceye katıldı. Gecede İzzet Baysal Vakfı Genel Sekreteri Mustafa Yaman hocamızla, genç ve yakışıklı kardeşimiz Ramazan Yerlikaya, bütün davetlilerin vecd içinde dinledikleri Aşr-ı Şerif, Hatmi Şerif, Yasin, Tebareke okudular. Bolu için bir kıymet olan Mustafa Yaman hocamızla Ramazan Yerlikaya kardeşimiz, güzel sesleriyle geceye ayrı bir manevi hava verdiler. Her zaman yazıma giren fotoğrafları, isim isim okuyucularıma sunardım. Ancak katılım o kadar çoktu ki herkesin ismini yazmaktansa, herkesin kendisini fotoğrafta görmesinin daha anlamlı olacağını düşündüm. İşte Selim Hoca dostları...

Fotoğraf Yağmur Color

Sonat Ataman

YEĞENLERİMİN MUTLU GÜNÜ

 

  Sütunumun klasik esprisi içinde eş ve dostumun, hısım ve akrabalarımın mutlu günlerine yer vermeyi de kendime özel bir görev sayarım.

   Geçen hafta Cennetmekan amcam Sabri Bandakçıoğlu’nun torunu, çok sevdiğim kuzenim Öznur Topal’ın ve değerli eniştemiz Mustafa Topal’ın iki numaralı oğlu Candemir Topal’ın nişanını yaptık. Candemir, yine değerli dostlarımızdan Suat Horasan’ın kızı Zeynep Horasan’la evlilik birliğine ilk adımı attı. Bu arada yeni akrabalarımızın Bahçelievler Mahallesi’nden sırt sırta komşu olduklarını belirtelim. Aslında bu fotoğrafı, geçen haftaki sayımız için düşünüyordum. Fakat geçen hafta gazetemizin taşınma işlemleri dolayısıyla yazım çıkmadığı için bu haftaya kaldı.

  Genç çifte ömür boyu mutluluklar diliyorum.

Fotoğrafta nişan hatıramızda görülüyoruz.

Soldan sağa: Karacasulu yakın akrabamız “Meşhur Emin’a”nın torunlarından, bir trafik kazasında kaybettiğimiz çok sevdiğimiz eniştemiz Hüseyin Kocaeli’nin eşi Huri Kocaeli, eşim Aygün Badakçıoğlu, gelinimiz Zeynep Horasan, damat Candemir Topal, Ben ve amcazadem İsmet Bandakçıoğlu’nun oğlu Özcan Bandakçıoğlu.

Fotoğraf: Buse Foto Stüdyosu-Uğur Akçak.

yen1.jpgyen2.jpgyen3.jpg

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
  • Narkotik köpeği Sezar’ın büyük başarısı23 Eylül 2018 Pazar 13:19
  • Ev almak hiç bu kadar kolay olmamıştı23 Eylül 2018 Pazar 11:42
  • Ülkü Ocakları Etüt Merkezi Gençleri Bekliyor23 Eylül 2018 Pazar 11:28
  • 2 günde 3 deprem yaşadık23 Eylül 2018 Pazar 11:26
  • Beypiliç’ten At Yaylasında dev organizasyon23 Eylül 2018 Pazar 10:58
  • “Uyuşturucuyla mücadele eğitimi” verilecek23 Eylül 2018 Pazar 10:54
  • Bolulu Altın Kelebek'e Aday23 Eylül 2018 Pazar 10:46
  • Ekonominin ağır ağabeyleri23 Eylül 2018 Pazar 00:17
  • 15. Karadeniz toplantısı23 Eylül 2018 Pazar 00:15
  • Bolulu öğretmen aile toprağa verildi23 Eylül 2018 Pazar 00:13
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim