• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C

Boyacı Ayhan

Aykut Karagüzel

Henüz daha lise yıllarındaydım. Belki de o yıllarda kazanmıştım her ilde bir ayakkabı boyacısını ahbap edinmeyi. Mersin'de çarşı içindeydi onların yeri. Onların diyorum, çünkü beş boyacı sıralı bir şekilde müşteri beklerlerdi bankanın yanında, iş hanının karşısında. Benim boyacım belliydi. Ayhan Işık lakaplı ve o değerli sanatçıya çok benzeyen, adı da Ayhan olan değerli üstattı benimki. Her gelişimde güler yüzle karşılar beni önce derslerimden başlardı tatlı sohbetine.

Ardından devlet millet meselelerine girerdik filozof ve de sanatkâr boyacımla. Yıllar geçiyor ama dostluğumuz hiç bitmiyordu onunla.

Balıkesir'e üniversite öğrenimime gideceğimde ilk helalleşenlerden olmuştu dostum. Ben her bayram tatiline gelişimde uğramadan edemezdim onun yanına. Bazen sohbetten ayakkabılarımı boyatmayı unuttuğum dahi olurdu. Karacaoğlan'ın dediği gibi “Su bahane, maksat yâr ile görüşmek.” Aradan bir yıl geçmişti.

Bir kurban bayramı öncesiydi, ben yine fırsatı bilip bin kilometre uzaklıktan Mersin'e koşarcasına gelmiştim. Hemen ikinci gün üstadın yanına gittim. Biraz sohbetten sonra, ona söz vermiştim bayramdan hemen sonra et getirecektim…

Sonra ne mi oldu? Aşağıdaki şiiri 1996 yılında gözlerim yaşlı bir şekilde yazmak zorunda bıraktı dostum beni…

ÜSTAT
(BOYACI AYHAN) 26-Kasım 1996

Bir adam tanıyorum
Orta yaşlarda.
İnce bıyıklı, kır saçlı.
Hafif bir de göbeği var.
Onu sevimli kılan,
Güldükçe oynayan.
Hayata hep neşeyle bakar.
İşi icabı bazen gözlük takar.
Yoksa fırça yer müşteriden,
Gözlüksüz çorabı boya yapar.
Parmaklarında her renk bulabilirsiniz onun,
Olsun...
O parmaklarıyla yemek yerdi o.
Severdi beni
Hep okul kazanayım diye dua ederdi bana.
Onun mekânı hep aynıydı,
Bankanın yanı, iş hanının karşısı….
“Benim meskenim” derdi hep oraya.
Bir gün belediye kaldırmak istedi onları oradan.
Ama üstat direndi. Ve kaldı.
Kazancı çok kısıtlıydı.
Ancak her akşam bir duble rakı içmemek,
Olur muydu, yakışır mıydı üstada.
Mesleğini soranlara
“Fabrikatörüm ben” derdi.
Ona söz vermiştim
Kurban Bayramı'nda et getireceğim diye.
Ben geldim
Ama o, yoktu
Hasta dediler,
En geç yarın gelir diye söylediler.
Yarın oldu,
Ben geldim,
O da gelmişti.
Ama değişik geldi üstat bu sefer.
Ne Mersin Belediye otobüsüyle,
Ne de dolmuşla.
El üstünde, taht içinde geçti yanımdan.
Aşk olsun Boyacı Ayhan!
İnsan dostuna selam vermez mi?
Ne selam, ne sabah,
Üç gulhü, bir elham.
Boyacı Ayhan da göçtü dünyadan.

28.02.2008

Bu yazı toplam 946 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim