• BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • Bolu 22 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 23 °C

Böyle devam etti-5-

Mustafa Namdar

Şükran Günleri’nin üçüncü günü. Bugün de önemli etkinliklerle doldurulmuştu. Bu günde el becerileri sergilenecekti. Bugün de toplum için çalışanlar arasından, sosyal sorumluluk ödülüne layık halkın tercihi açıklanacaktı. Bugün de sosyal ve ekonomik anlamda insanların nefes alıp vermesini kolaylaştıran İzzet Baysal adına Bolu Erozyonu Önleme ve Ağaçlandırma Gönüllüleri Derneği tarafından, toplumun temiz hava ihtiyacını karşılayacak ağaçlandırma işlemi, yerine getirilmek üzere ağaçlandırma işlemi yapılacaktı.

Saat 10.00 METEF Fuarı açılışıyla başladı gün. Meslekİ Teknik Eğitim Okul Atölyelerinde, Halk Eğitim Merkezlerinde, Çok Amaçlı Liselerde yapılan ürünler sergilenecekti bu fuarda. “Teknik ve Teknolojik Eğitim Kalkınmanın Temelidir”demiş, yol göstermişti Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal de biz bu sözün arkasından gidemedik. Öylesi bir eğitim öğretim politikası uygulanmakta ki, hep konuşana, laf üretene prim verildi. Teknik alanda yükselmek istiyoruz, mühendis olmak istiyoruz diyenlerin sırtına katsayı kamburunu yükleyerek, buyurun kulvara koşun durumu eşitleyin dendi...

Herkes her yerde gelişen teknolojilerin güzelliğinden, zenginliğinden bahsetti ama, bu teknolojilere kim kumanda edecek sorusunun yanıtı üzerinde kimse duramadı. Teknik öğretimin çok pahalı olduğu söylendi, bu pahalı eğitim süzgecinden çıkanlara alanlarında iş veremeyip işporta tezgahlarında, kahve ocaklarında ekmek parası kazanmaya zorlandı. Bu okullara özendirmeyi unutturduk, kalite belgeleri aldık ama, kalitesiz olarak hayatın içine yolcu ettik. Bu fuarı gezenler, okullarda yapılanları somut olarak sanırım görmüşlerdir. Bu okullar, bal yapmayan arılar gibi sadece vızıldamıyorlar, bal yapıyorlar bal! Bu durumu artık ne olur görün...

Şükran Günleri’nin bir önemli olayı da, dördüncüsünün gerçekleşeceği “İzzet Baysal Sorumluluk Ödülü”ydü. Ticaret Sanayi Odamızın yapacağı çalışmalar sonucu, Valilik-Belediye-Üniversite-Ticaret ve Sanayi Odası ile İzzet Baysal Vakfı temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından belirlenecekti. Anketler düzenlendi, tam bir gizlilik içinde adaylar belirlendi. Halkın gönlünde yatan, hepimizin düşüncesini zorlayan bir isim vardı. Vardı da, o saygın isim ne zaman gündeme düşse, açıktan deklare ediyordu bu işi kabul etmeyeceğini. Doğru muydu? Kendine göre haklı sebepleri olabilirdi ama, bizler başka değerlendiriyorduk. Sosyal Sorumluluk Ödülü Vakıf Başkanı olduğu için değil, irili ufaklı birçok yatırımın sahibi olduğu için akla gelen ilk isim oluyordu. Sonra bu isim Baysal soyadının olması için değil, İzzet Baysal felsefesini devam ettiren bir davranışın örneği, modeli olduğu için artık onun da her yıl bir eserinin olduğu görüldüğü içindi...

Sosyal Sorumluluk Ödülü beklendiği gibi yerini bulmuştu. Ödül Solmaz ve Ahmet Baysal’ındı. İtiraz gerekçelerini açıklamış olsa da, salonda oluşan coşkulu alkışların gürültüsünde yok olup gitti itirazlar. Belleklerde kalan Sn. Solmaz Baysal’ın eşi için “O hiç, ben demesini bilmemiştir” sözcüğüydü...

Sanırım toplumun önü bundan sonra açılmış olacaktır. Sağlık içinde uzun ömürler diliyorum Sn. Solmaz ve Ahmet Baysal’a.

20.05.2009

Bu yazı toplam 324 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim