eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 107.125
  • Altın 151,604
  • Dolar 3,6741
  • Euro 4,3200
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 12 °C

BU İŞİN SONU NEREYE VARIR?

BU İŞİN SONU NEREYE VARIR?
BU İŞİN SONU NEREYE VARIR?

Türkiye'de hemen herkes” Bu işin sonu nereye varır?” sorusunu eminim kendine soruyordur.

Komplo teorisyenleri, yerli think-tank kuruluşları, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, odalar, kişiler hatta hükümet bu işin sonunun nereye varacağı konusunu kurumlarında veya kendi kafalarında bir açıklığa kavuşturabilmiş durumda değil.

En azından bunun böyle olduğunu düşünmekteyim.

Kürt meselesinden bahsediyorum, AKP'nin “ileri demokrasi” diye adlandırdığı şimdiye kadar “Kuş mu, deve mi?” Ne olduğu belli olmayan projesinin nereye varacağından.

Ülkenin doğusunda Genelkurmayın düşük yoğunluklu çatışma süreci diye nitelendirdiği, geniş halk kesimleri için ise hiçte öyle nitelendirilmeyecek olumsuz sonuçlar doğuran ilan edilmeyen iç savaş koşullarının yaşandığı sürecin neresindeyiz?

Sorunun en karmaşık hale geldiği zamanlar acaba çözüme en yakın zamanlarmıdır?

Yoksa giderek artan çelişkiler artık uzlaşmaz çelişkiler haline mi gelmiştir?

Neden ülke insanı bu konuda gel-gitler yaşamaktadır.

Apo'nun görüşlerinin kabul edilemez nitelikte olmasından mı, yoksa aşırı milliyetçi kesimlerin hiçbir çözüme yanaşmama hallerinden mi?

Bu iki görüşünde etrafında yoğun bir taraftar kitlesi topladığı açık…

Açık ama henüz Türkiye Kürt sorununun çözüm yerinin neresi olduğu konusunda mutabık mı?

Aslında bir soru da bu…

Kürt sorunu nerede çözülecek?

Ülke insanının bunu da sorgulaması gerekmiyor mu?

Çözüm yeri kimilerine göre İmralı, kimine göre Kanun Kuvvetinde Kararnameler, kimine göre Yeni Sivil Anayasa, kimine göre ülkenin kırsalı…

TBMM çözüm yeri değil mi, neden yazmadın diyenlerimizde olacaktır, ama bilerek yazmadım.

Çünkü siyasiler Meclisi çözüm yeri kabul etselerdi, yemin töreninin eksikli, topal yapılmasına müsaade etmezler, hukuka uygun bir yöntemi mutlaka hayata geçirirlerdi.

E, bu noktada “Kanun kardeşim” diyenlerimizde çıkabilecektir, “Kanunlara karşı mı çıkacağız” diyerek görüşlerini ifade edebileceklerdir.

İşte tam bu noktada, hukukçuların affına sığınarak şu tartışmanın yapılmasını düşünüyorum.

Türkiye bir kanun devletimidir yoksa bir hukuk devletimidir?

Kanunlara göre doğru olan bir olay özünde hukuka aykırı olabilir mi?

Evet, mecliste tutuklu parlamenterlerin yemin törenine gelememesi belki kanunlara uygundur ama hukuka aykırıdır…

Bir ülke kanun devleti değil, hukuk devleti olmayı amaçlamalıdır.

Şu anda ortalığı toz duman eden tartışmaların özünde hukuk ve kanunlar arasındaki ilişkiler ve çelişkiler yatmaktadır.

12 Haziran'dan sonra ceberut yüzde 10 barajına rağmen blok oyları parlamentoya uzayabilmiş, çok tartışılan Ergenekon operasyonu tutuklularından Balbay, Alan ve Haberal'ı muhalefet meclise taşıyabilmiştir.

Bu bağlamda kanun uygulayıcılarının hukuk ve kamu vicdanını dikkate almayarak TBMM'yi eksik yemine mecbur kılması, tabiatı ile sistemi kilitleyecek, ülkenin Kürt sorunu başta olmak üzere birçok önemli konusunun tartışılma sürecini erteleyecek, bunun doğal sonucu olarak ta kaotik güçlere gün doğacaktır.

Ülke Hukuk devleti olmayı başarabilecek mi?

Yoksa yoksa yine sorunun çözümüne, ya da özgürce tartışılabilmesine yönelik umut ışıkları tekrar kararacak mıdır?

Buradayız…

MERAKLININ SORULARI

Geçen hafta meraklı tekrar piyasaya çıkmış; sorular, kinayelerle dolu biraz sıkıcı bir muhabbetimiz gerçekleşmiş, meraklı bana Belediye Başkanına yönelik bazı sorularının olduğundan konu açmış, bende soruları bu haftaya ertelemiştim.

İşte meraklının sorularından seçtiğim birkaç tanesi…

Havuz problemi gibi değil sorular, cevabı bence basit, bakalım siz ne yorum yapacaksınız?

--Bir sürücü, bir kentte bir yerden, bir yere giderken ulaşacağı yere acaba nasıl gideceğim diye düşünüyorsa; bu o kentin büyüdüğünü mü gösterir, yoksa o kentin trafiğinin keşmekeş, Arap saçı olduğunu mu?

--Doğal Gaz yatırımı devam eden bir kentte “Ali yazar, Veli bozar” misali biri kazıyor, öteki alelusul kapatıyorsa, yurttaşın yaşadığı problemlere muhatap doğal gaz firmasımıdır, yoksa o kentin yerel yönetimimidir?

--Yine bu soruya bağlı olarak kentin oto sanayisinde amortisör değiştiricileri ve rot balansçılar randevu sistemi ile çalışıyorsa, bu ilgili esnafın ekâbir olmasından mı, yoksa bozuk yollar yüzünden sık sık arızalanan otoların amortisörlerini değiştirmeye esnafın yetişememesinden mi kaynaklanmaktadır?

--Bir kentin hemen yakınından geçen bir otoyola yapılmakta olan alışveriş merkezine otoyolu by-pass edecek şekilde şehrin bir yönünden giriş verilmesi halinde kent merkezinde ki esnaf bu uygulamadan ötürü zarar görecek midir?

Bu çok önemli husus o kentin Esnaf Odaları, Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hiç mercek altına alınmışmıdır?
Alınmamış sa bunun sebebi nedir?
Soruların bir kısmı bunlardan ibaret…
Bakalım soruların muhatap-larının söyleyebilecek bir sözleri var mı?

GAZETEDEN

Yerel bir gazete elbette öncelikle kentin haberlerini ve sorunlarını tarafsız bir gözle halkla sunacaktır.

Asli görevi budur.

Bunun yanı sıra kente yaşayan düşünen insanların onlara ayrılan köşelerinden Bolu'ya ve ülkeye dair görüşlerini, yorumlarını da duyurmak, halkla paylaşmak bir diğer sorumluluğudur.

Bu bağlamda ilerleyen günlerde yapmayı planladığımız birkaç yeniliği de sizlerle paylaşmak istedim.

Bolu'nun en renkli siması kimdir diye bir araştırma yapsanız mutlaka ilk beşe Yurdaer Kalaycı girer.

Yurdaer Bey, ressamdır, gurmedir, heykeltıraştır, turizmcidir, yazar ve karikatüristtir.

Yurdaer Beyin yayın hayatına uzun zaman önce son veren Bolunun Sesi Gazetesinde ki köşe yazılarının tadını, içeriğini bilmeyenimiz yoktur.

Bolu Gündem olarak Yurdaer Kalaycıyı tekrar dostları ile buluşturmaya karar verdik.

Farklı bir formatta, birer söyleşi, sohbet havasında ki röportajlarla Ayşegül Topcu her hafta sizlerle Yurdaer Beyi bir araya getirecek.

“Yurdaer Ağabeyle Baş başa” ya da “Yurdaer Ağabeyin sohbetleri” tarzında bir çalışma olacak bu.

Ayşegül Hanım ilk sohbetini gerçekleştirmiş bile “Cı lar, Cü ler”

Yakında gazetenizde…

Bilirsiniz Bolu'nun resmi gündemini takip eden, her türlü etkinliği Bolu adına, sizler adına gözleyen, tabiri caizse hiçbir basın toplantısını kaçırmayan iki değerli isim var Bolu yerel basınında.

Sayın Mustafa Namdar Hocamız ve benim değerli fakülte arkadaşım Mustafa Cop.

Namdar Hocamız zaten gazetemizde her gün zevkle takip edilen köşesinde Bolu Günlüğünü sizlerle paylaşıyor.

Mustafa Cop arkadaşımız ile de biraz eleştirel gözle, biraz Mustafa Cop'un sübjektif görüşlerinin de yer aldığı bir sayfa daha düzenleyeceğiz.

Bolu bürokrasisi, iş adamları, seçilmişler, sivil toplum örgütü yöneticileri kendilerini bu sayfada bulacaklar.

Sayfaya da “Mustafa Cop'un Seyir Defteri” dedik.

Umarım beğenir ve ilgilenirsiniz.

Tabii ki Sayın Cop köşe yazılarına Bolu Olay'da devam ediyor. Bolu Olay Gazetesi İmtiyaz sahibi Erhan Beykoz'dan da Bolu Gündem'deki çalışma için olurlarını aldık.

01.07.2011

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
  • Çakarlı araçların geçiş üstünlükleri iptal edildi18 Ekim 2017 Çarşamba 11:02
  • Memleket yangın yeri18 Ekim 2017 Çarşamba 10:55
  • 59 Kişi kan bağışladı18 Ekim 2017 Çarşamba 10:45
  • Meral Akşener parti ismini açıklayacak18 Ekim 2017 Çarşamba 10:32
  • 9 yıl sonra Komando Tugayı Kuzey Irak’ta18 Ekim 2017 Çarşamba 10:24
  • Gözyaşları sel oldu17 Ekim 2017 Salı 16:43
  • Çetin hocaya eski futbolcular ve idarecilerden vefa17 Ekim 2017 Salı 15:52
  • Memur-Sen’den Milli Eğitime ziyaret17 Ekim 2017 Salı 15:35
  • Ticari taksi elektrik bisiklete çarptı17 Ekim 2017 Salı 14:40
  • “337 tane gıda üretim denetlemesi yaptık”17 Ekim 2017 Salı 13:11
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim