• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 16 °C

BU İSLAM KUR’AN’DA YOK

Hasan Dinç

 

5 Ocak 2013 tarihinde bu köşede “HANGİ MÜSLÜMAN” diye bir yazı yazmış ve ilahiyatçı yazar Sadık Güner’in bir kitabını okuyucularıma tanıtmaya çalışmıştım. Tanıtmaya çalıştığım bu kitap orta hacimli bir kitaptı. Yazarımız bu defa daha hacimli bir kitapla piyasaya merhaba demektedir. 23 Aralık 2015 tarihli imzasını taşıyan ve adıma “ Saygıdeğer ağabeyim Hasan Dinç’e iki cihan saadeti dileklerimle” notunu ilave ederek adresime gönderdiği bu kitabı da ilk kitabı gibi dikkatlice ve her önemli gördüğüm cümlenin altını çizerek okudum. Daha baştan bütün okuyucularıma hararetle tavsiye edeceğim bu kitap hepimizin yakından tanıdığı ve üniversitemizde bir hayli hizmet vermiş olan Prof.Dr. Zeki Aslantürk’ün bir değerlendirme ve takdim yazısı ile başlamaktadır. Yazar kitabının özeti sayılacak olan bir Kur’an ayetini kitabının başına yerleştirmiş ve en baştan okuyucunun dikkatini kitabının konusu üzerinde toplamaya çalışmıştır. Bu ayet Furkan Suresinin 30.ayeti olup aynen şöyledir. “ (O gün) Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı terk edip dışladılar.” Yine yazarımız bu kitaptan kimlerin rahatsız olacağını hissetmiş olmalı ki onlara da bir beyitle seslenmeyi ihmal etmemiş ve duygularını şöyle dile getirmiştir.

“Bakma öyle e ona buna ey molla! Sensin sen.

Allah’a şerik tutup, kitabını terk eden.

yazarımız kitabını 30 Ocak 2014 tarihli SON SÖZ başlığıyla bitirmekte ve kısa değerlendirmesinde “Çevrenizdeki Bedevi Araplardan ve Medine halkından bir takım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir. Tevbe suresi 101” ayetiyle tamamlamaktadır. Bu ayetin altına yazdıkları ise 670 sayfalık oldukça hacimli kitabının özeti gibidir. Yazarımız bu bölümde “Hem İslâm’ın amansız düşmanları münafıklar düşmanca ve hem de iyi niyetli gafil mü’minler değişik Saiklerle hadisler uydurup akidemizi ifsat ettiler. Âlim olup İslâm’a hizmet ettiklerini zannedenler ise uydurma hadislere savaş açmada akıl almaz bir vebalin mümessili oldular. Sahih hadis bulacağız diye yola çıkıp, rivayetin ne dediğiyle değil, ravilerle uğraştılar. Rivayetin metnine bakmadan ravilerin kimler olduğu üzerinde kafa yordular. Peygamberin(SAS) sağlığında dahi onlarca yalan uydurulmuşken, ravileri irdeleyip sahih hadis aradılar. Ne acıdır ki bu şaşkınlar ravi ilmi peşinde koşarken Kur’an’ı tamamen ihmal etmişlerdir. Mesela Kur’an’a zıt ama isnat zinciri şartlara uygunsa bu sahih hadistir diyerek çeliştiği Kur’an ayetini iptal etmişlerdir. Ravilerin sınıflandırılmalarına dair yüzlerce terim üretmiş, tanımlarını ezberlemek için ciddi mesai harcamışlar; ama Alah’ın kitabını sahte hadisler marifetiyle katlederken hiç vicdanları sızlamamıştır. Kur’an’ın harfine varıncaya kadar ilk günkü gerçekliğini koruduğunda hiç şüphe yok iken, buna karşılık hadislerin gerçekliğinde yığınla şüpheler ortada dururken; daha önemlisi Allah (C.C.) defalarca “Kur’an’la hükmedin” derken hadis ayeti nesheder diyenler hangi maksada hizmet ediyor olabilir? Diye sorduktan sonra hükmünü veriyor ve “İslâm Âlemi bugün zavallı durumunda ise sebebi hiç şüpheniz olmasın, bu anlattıklarımızı kotaran sözüm ona ulemadır” diyerek tamamlamaktadır.

Yazarımız kitabının adını neden “BU İSLÂM KUR’AN’DA YOK” koyduğunu açıklarken bir gerçeğe parmak basıyor ve “Hadisleri ayetlere tercih eden gelmiş geçmiş ve mevcut ulemâ, elde mevcut hadis kitaplarındaki hadislerin tamamını doğru (sahih kabul etmektedirler. Bize göre bu yaklaşım yanlıştır. Birçok uydurma hadis, bugün dahi en güvenilir hadis kitaplarına ve dinimize egemendir. Mezkûr çevrelerin ikinci yanlışı ise Hz. Peygamberi (SAV) şeriat yapan ve ahkâm koyan olduğunu kabul etmeleridir. Filhakika Efendimizi şeriat yapan ve ahkâm koyan ilân edince uydurma da olsa hadisler  dini yaşayışımıza yön verir olmuştur. Ulema rivayet, içtihat ve örfe öyle bel bağlamış ki, Kur’an’la çelişmeleri durumunda Kur’an’ı kenara itip sözü edilen kaynaklar tercih edilmiştir. Nitekim biz Müslümanlar asırlardan beri sözünü ettiğimiz kurallarla Müslümanlık yapıyoruz.” Demiş ve hükmünü acı da olsa söyleme cesretini göstererek “ Üzülerek belirtmemiz gerekir ki, şu anda dünya üzerinde yaşayan hiçbir Müslümanlık Kur’an’daki İslâm değildir. Daha da üzücü olanı ise İslâmın ilmini yapanların büyük çoğunluğunun bunu bilip razı olmalarıdır. Kur’an ihmal edilmiş, adeta ikinci sıraya ve bazen daha da gerilere düşürülmüştür. Bazı otoriteler dinimizin yüzde sekseninin hadislerden kaynaklandığını ifade ediyorlar. Allah (C.C.) İslâmın kitabı olarak Kur’an’ı göndermiş ama biz onun beşte biri ile amel ediyoruz. Bu beşte birlik kısmının da önemli bölümünü töre ve mezhep görüşü olarak çıkarılması durumunda demek oluyor ki, biz Müslümanlar Allah’ın kitabının yaklaşık onda dokuzunu kenara itmişiz.” Diye çok önemli gördüğüm bir gerçeğe dikkat çekmektedir.

Yazarımız “Kur’an dinin yegâne kaynağı olmakla İslâm’ın tamamı ondadır. Allah’ın (C.C.) dini adına onda bulunmayan hiçbir şey yoktur. Yok gibi görünen ya Peygamberin inisiyatifine bırakılmış, ya da ümmete ruhsat verilmiştir.” Diyerek de son noktayı koymuştur.

NOT: Kitabın konusu ile ilgili düşüncelerimizle birlikt kitap münderecatında tespiti yapılan bugünkü İslâmda Kur’an’da olmayan uygulamaların bir özetlemesini yapacağım.

 

 

 

Bu yazı toplam 2525 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim