• BIST 89.764
  • Altın 145,477
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 10 °C

BU İSLÂM KUR’AN’DA YOK (2)

Hasan Dinç

 

Geçtiğimiz hafta yazının birinci bölümünde Sayın Sadık Güner’in yazdığı “BU İSLÂM KUR’AN’DA YOK” adlı çok değerli kitabı tanıtmaya başlamış, kitap hakkındaki değerlendirmeleri bu haftaya bıraktığımı not etmiştim. Kitabın ana fikri adında gizlidir. Yazarımız hacimli kitabında bugün dünyada yaşanılan İslâm’ın ancak %10’nunun Kur’an kaynaklı olduğu, geri kalan % 90’nının ise çoğu hadis olmak üzere töre ve mezhep orjinli olduğunu ifade ederek önemli bir gerçeği söylemekte, birçok kimsenin dışlanma endişesiyle dile getiremediği itikadi gerçekleri hem yazma hem de yazdıklarını herkesin anlayacağı bir üslûp içinde Kur’an’i kaynaklara dayanarak doğrulamaktadır.

İslâm âleminin IX. y.yıla kadar orijinal eserler meydana getirdiğini, vasatın da buna uygun olduğunu kaydeden yazarımız bu yüzyıldan sonra ve bilhassa XII. y.yıldan sonra ulemanın üretmekten çok verilenleri tekrar ve taklide yöneldiğini kaydederek İslâm’ın beşeriyete sunduğu medeni hamlenin durağanlaştığını, zamanla da sona erdiğini, günümüzde ise artık İslâm âleminin cehaletin karanlık pençesinde can çekişmekte olduğunu ifade etmektedir. İçimiz yansa, yüreğimiz sızlasa da gerçek budur ve biz bu durumdan kurtulmanın yollarını zaman geçirmeden bulmalı, acı da olsa bu gerçeği sona erdirecek yolları uygulamaya koymalıyız.

Yazar bunun sebebinin inanç açısından İslâm’ın ana kaynağı olan Kur’an’ı dışlamak, onun yerine İslâm’ın inanç ve akidelerini çoğu uydurma olduğu sabit olan hadislere. Töre ve mezhep temelli görüşlere dayandırılmış olmasından kaynaklandığını anlatmaya, kitabının tümünü bu görüşünün doğruluğunu kanıtlayan tezlerini okuyucusuyla paylaşmaya çalışmaktadır. Ayrıca miladi VIII. Ve IX. y.yıldan sonra içtihat kapısının kapandığı kanaati İslâm dünyasında düşünceyi dondurmuş, günümüzde bile bazı kişilerin “ İçtihat kapısı kapanmasa da içtihat yapacak müçtehit yok” denilerek “Asrın idrakine İslâm’ı söyletecek” bilim adamlarının önü kesilmiştir. Bunun yanında bu düşünceye destek olan en önemli kanaat ise İslâm’ın ilk dönem âlimlerine ve mezhep imamlarına anlamsız saygının gereği olarak onların “Ulaşılmaz, erişilmez ve reddedilmez” kabul edilmesi olmuştur. Elbette onlara saygı duyulacak, hizmetleri hayırla anılacaktır. Ancak söyledikleri ve yazdıkları tartışılmaz değildir. Zamanla düşüncelerinin aşılması aslında onların da çok hoşnut olacakları bir durumdur. Bugün hâlâ İslâm adına konuşanların “Ben demiyorum, âlimler söylüyor” diye sorumluluktan kaçan açıklamaları dikkatten kaçmamakta, ilk dönem İslâm âlimlerinin arkasına sığınarak onların görüşleriyle günümüz Müslüman’ının sorunlarına çözüm getirmeleri ilim adamı ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca, “Falan mezhebin falan âlimi böyle söylüyor: diğeri de şöyle… Biz o âlimlerden daha çok mu biliyoruz da onların hilafına fetva verelim” diyerek yeni âlimlerin önünü kesmek, dünyanın gelişen yeni şartlarına göre İslâm’ın yeni çözüm yollarının önünü tıkamak, günümüz İslâm ulemasının aşılmaz en büyük problemi olarak karşımızda durmaktadır. Bütün bunların yanında her tarikatın ve mezhebin oluşturduğu diğer tarikat ve mezheplere ve kendinden olmayanlara karşı acımasız saldırı geleneği, onları din dışı, İslâm dışı hatta kâfirlikle itham etme alışkanlıkları günümüzde de hayat alanı bulmuş, âlimlerimizin bu ithamlardan kurtulmak için tedirgin ve çekingen davranıp, cesaretle İslâmi konuların üzerine gitmelerine engel olunmuştur. Bu silah İslâm tarihi içinde o kadar acımasız kullanılmıştır ki medeniyetimizin en öncüleri olan İbn-i Sina, Farabi, İbn- Rüşt ve daha önemlisi Hz. Mevlânâ bile bu ithamlardan, bu acımasız sadırı ve iftiralardan kendilerini kurtaramamışlardır.

Reddedilmez bir gerçektir ki herkes kendi tarikatının ve mezhebinin büyüklerini ululamış, diğerlerini ise reddetmiştir. Bu ululama onları hadis uydurmaya, Kur’an’la çelişen düşüncelerin bile kabulüne sevk etmiştir. Onlar için esas olan kendi büyüklerinin söyleyip yazdıkları olurken Kur’an sürekli ihmal edilmiş ve ikinci, yazara göre zaman, zaman üçüncü dereceye düşürülmüştür. Nesih ve tevil bu yöndeki en büyük sığınakları olmuş, Kur’an ayetlerini diğer ayetlerle nesh ederken  işi o kadar ileriye götürmüşlerdir ki uydurma hadislerle  Kur’an ayetlerini bile geçersiz ve hükümsüz sayabilmişlerdir. Kitabın okunduğunda bunun çok örnekleri teessürle görülecektir. Acı olan şudur ki Kur’an’ı tebliğ eden peygamber, Kur’an’ı tekzip eden duruma düşürülmüştür. Yine Hz. Muhammed Şeriat tebliğcisi iken şeriat yapıcısı durumuna çıkarılmış, böylece günümüz İslâm’ı  Kur’an kaynaklı olmaktan uzaklaştırılmıştır.

Yazarımız oldukça kapsamlı kitabında bu düşüncelerini geniş bir şekilde dile getirmiş, sırayla konuları ele almış ve sapmaları Kur’an ayetleriyle delillendirmiştir. Öncelikle yanlış anlaşılmalara fırsat vermemek ve okuyucuyu konuya tam hazırlayabilmek için İslâmi kavram, kelime ve litarütürü ele almış, onlara açıklık getirmiştir. Daha sonra bugün İslâm adına uygulanan fakat Kur’an’da bulunmayan muamelât ve ibadetleri konu edinmiş, konuya genişce yer ayırmıştir. Kitabın ikinci bölümünde İslâmi cezalar (HAD) bölümü ele alınmıştır. Bu bölümde bilhassa recm, mürteddin, kısas ve ta’zir cezaları ele alınmakta, İslâm adına Kur’an dışı uygulamalar anlatılmaktadır. Ayrıca diğer bölümlerde kefaretler, cenaze meseleleri, kadının islâmdaki yeri, İslâmda din adamlığı (Ruhbanlık), İslâm’da gaybi meseleler (Gaybın yalnızca Allah tarafından bilinmesi) ve İslâm’ı parça, parça eden fırka, tarikat, mezhep konularında  düşünceler ifade edilmiştir.

Her konuda düşüncelerine iştirak ettiğim yazarımızı tebrik ediyor, cesaretinin diğer ilahiyatçılarımıza örnek teşkil etmesini diliyorum. Daha nice kitaplarını okuyucularımızla buluşturmasını yüce Allah’tan (C.C.) niyaz ediyorum.

 

Bu yazı toplam 1567 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim